SPORUMUZDAKİ PSİKOLOJİK SORUNLAR VE FENERBAHÇE!
Avrupa Futbolundaki en son temsilcimiz Fenerbahçe dün oynanan Braga maçı öncesi TV lerde tüm gün boyunca yapılan değerlendirmeleri izledim. Çok farklı senaryolar çizen spor adamlarını dinledikçe maç bitiminde elde edilen sonuca yakın bir değerlendirmeyi hiç bir kişiden duymamış olmak beni kısmende olsa düşündürdü! Doğrusu bu kadar yıl futbol oynamış ve spor yorumculuğu yapmış olan bu insanların duygusallıktan çıkıp, daha farklı yaklaşımlarda bulunmalarını değişik açıklamalar yapmalarını beklerdim ve bu kişilerden futbolda her zaman sürpriz dolu sonuçlara gebe olduğunu duymak isterdim ancak olmadı! Tabiiki hakemin kötü zönetimini buradan atlamadan belirtmekte yarar görüyorum.
Bu futbol kulübü zaman zaman, Fenerbahçe Cumhuriyeti olarakta adlandırıldı kiöi zaman Türkiye’nin en büyük takımı olarak empoze edildi ve hep ölçü olarak Galatasaray’ın avrupada aldığı başarıyı yakalama hırsı ile savaşıp durdu ve bu yılda bu savaşı kaybetti maalesef! Doğrusunu isterseniz böyle bir sonucu haketmedi Fenerbahçe! Avrupa sahnesinden bu şekilde silinmesi çok acı oldu! Dün Portekizde oynanan bu rövanş maçına; 1-0 gibi bir avantajla gelen Fenerbahçe’nin Braga karşısında alınan 4-1 lik sonucu bana göre hazimetin ta kendisiydi.
Böylesine büyük bir takımın dünki maçta aldığı bu sonuç; Bana göre fiziksel kapasite ve yeterlilik dışında tamamen emasyonel yani Psikolojik bir savaşı kaybetmenin çok güzel bir örneği olarak hafızalarımızda kalacaktır. Bir kez daha sporcular ve dahada acısı Antrenörlerin psikolojik hazırlıklarının yetersizliğini izledik hep birlikte! Oysa psikolojik açıdan güçlü olmak ve rakibi böylesi bir avantajla ezmek varken biz onların (Tabii Hakeminde) oyunlarına gelerek maalesef 1 antrenör ve 2 futbolcunun saha dışına atılması ile Braganın galibiyetini adeta hizmet ettik. İnanın ben bu maçı izlerken adeta yerin dibine girdim! Nedenini de nasıl olurda böyle bir takım ve antrenörünün Psikolojik olarak yeterli düzeyde hazırlanamadan taa buralara kadar gelmiş olmasındandı, kaybetmenin altında yatan nedenlerden en önemlisi bana göre mental yani zihinsel dayanıklılıktan tamamen uzak bir ekip vardı sahada!
Oysa böylesine güçlü bir kadroya sahip olan Fenerbahçenin başındaki Antrenörün tutum ve davranışları Takımın bu şekilde paçavraya dönmesine zemin hazırlayacağının yerine, takımının psikolojik açıdan sahada yapabilecekleri en güzel sonucu sağlamaşlıydı antrenör! Hocanın hakemin kararlarına karşı sergilediği tutumu, saha kenarındaki şiddette yönelik davranışları (Kendi çöplüğünde öten horoz misali!) sporcularını da doğal olarak etkilemiş ve onların agressif bir futbol sergilemelerine neden olmuştur.
Spor psikolojisinde en önemli unsur olan mental dayanıklılık, ağır çalışma koşulları atında görev yapabilmektir. Yani sinir ve kas işbirliğini en üst düzeyde uygulayabilen kendine hakim olan kişiler oyunu kendi lehlerine çevirebilirler! Rakibin, hakemin ya da hava koşulları ne olursa olsun bunlara karşı sabırla direnebilmeyi sürdürmektir! Dün oynanan maçta kim kazandı? Zaten rakip sahada oynamanın dezavantajlarını hesaba kattığımızda böyle bir ortamın olacağını çok önceden düşünebilmeli ve ekibi buna göre hazırlamak gerekirdi.
Sakın olaki bana Hakemin kötü yönetiminden bahsetmeyin! Hakemlerin notunu orada onu izleyen değerlendirmesini yapacak olan UEFA yetkilileri vardı, onun raporlarını yazacaklar ve hep bitlikte göreceğiz. Ama gerek anrtenötün ve gerekse sporcuların böylesine dikkat ve konsantrasyondan uzak olmaları maçın böylesine bir skorla kaybedilmesine neden olmuştur.
Kısacası; En başta antrenörün sporcularını sakinleştirmesi ve onları yönlendirmesi gerekirken, sporcular hocalarını sakinleştirme rolünü oynaması çok acı, tabi bu durumda sporcular antrenörün şiddet dolu itiraz ve hareketlerinden güven alarak oyunu çığrından çıkarma eğilimine girmişlerdir, antrenörden sonra iki sporcumuzun da krmızı kart alıp oyundan atılmaları sanırım Fenerbahçenin lehine hiç bir şey katmamıştır. Kısacası antrenör ve iki sporcudan yoksun olarak mücadeleye devam eden bu ekibin sonucu değiştirmeye gücü ve takatı kalmadı. Bu durumu bana hangi aklı başında bir antrenör açıklayabilir?
Bir diğer konu ise, Fenerbahçe gibi milyonluk bir futbol kulübünün böylesine önemli sporcuları transfer edip alması yetmiyor! Bir ekip olabilmenin koşullarını yerine getirmesi gerekir hiç zaman kaybetmeden Sporculara ve Antrenöre destek olacak bir Spor Psikoloğuna ihtiyacı vardır ve hiç zaman kaybetmeden böyle bir uzmanla çalışmaya başlaması gerekir.
Son olarak ta bu sonuçları sadece antrenöre, sporcuya ya da yöneticiye yüklemlemek doğrusunu isterseniz haksızlık olur ve bu ülkemiz Futbol sporunun içinde bulunduğu sorunları gözardı etmek demektir. Böylesine işin ehli olmayan kişilerce yönetilen Futbolumuzun aldığı bu tür sonuçlar bana göre son olmayacaktır! Ve bu konuda sorun aramaya kalkarsak yüzlercesini buradan aktarabilirim; en basitinden ki birçok kez söyledim, bir spor kulübünün yönetimini oluşturan kişilerin arasında Mütahit, ticaret adamı, emniyetçi avukat’n yanında neden bir spor bilimcisi yok? Çünkü spor bilimiyle uğraşan insanların parası yok, çevresi yok, onların yanlışlarını çabucak ortaya çıkarırlar ve bunlara bu nedenle hep hor gözle bakılır, kulüp bünyesinde barındırılmazlar! Oysa bu insanların kulüp yönetimlerinde olmaları gerekir ki! İşte böyle sonuçların alınmasın. Portekiz deyip geçmeyiniz bu ülkeyi ben hep bizim dogu anadoludaki kentlerimize oradaki insanlarımıza benzetirim ama yediden yetmişe spor yapan bir toplum olduğunu buradan hatırlatmak isterim İstanbul kadar nüfusu olmayan bir ülkeden binlerce sporcu ve spor adamı çıkmasının altında yatanda budur sevgili okurlarım.
Tabi Çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğnegi kendimize batırmalıyız!
En içten saygılarımla
Prof. Dr. Seyhan HASIRCI

0 görüntülenme





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…