"Dünyanın bugünkü durumu hiç de parlak görünmüyor. Her ülke, gençliğini bir başka ideolojiye sahip olarak yetiştirmeye gayret içinde. İtalya faşizan ideolojisine dört elle sarılmış. Bu ülkenin diktatörü olan Mussolini ülkesini sekiz milyon faşist gencin süngüsü üzerinde yaşadığını haykırıp duruyor. İtalya gençlerine kara gömlekler giydirerek çoktan tarihe gömülmüş bulunan Roma İmparatorluğunu yeniden kurmaya bu şartlandırılmış gençlere aşılamağa çalışıyor. Almanya’da Hitler’in yaratarak geliştirmekte olduğu Nazilik de faşizmin bir başka, büyük ve tehlikeli benzeridir. Hitler bir ırkçıdır. Dikkat buyurunuz, milliyetçi demiyorum, ırkçı diyorum. Alman ırkını en üstün ırk olarak gören bir mecnundur. Tekmil Alman gençliğini peşine takmış, onlara bu ideali aşılamıştır. (...) Şunu da hemen ilâve edeyim ki ne faşizm ne de Nazizm’in sonu yoktur. Ben belki bunu görecek kadar yaşayacak değilim. (…) Bu işin sonu savaştır. Ve bu savaşın sonunda ne faşizmin ne de Nazizm’in ayakta kalabilmesine olanak görüyorum.” Kaynak: Sabiha Gökçen, Atatürk`ün izinde bir ömür böyle geçti, İstanbul, 1982, S. 155 (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu), 156 ülkenin katıldığı 1979 tarihli toplantısında, Atatürk’ün doğumunun 100’üncü yıldönümü olan 1981 yılının tüm Dünya`da olmasına karar vermiştir. Bu tarihi kararın gerekçesi şöyle açıklanmaktadır: Sayın basın ilgilileri, değerli arkadaşlar, Hangi iddia ve bağlamda olursa olsun, Atatürk`ün Hitlerle ilişkilendirilmesi, asla kabul edilemez bir saygısızlık ve küstahlıktır. Bu nedenle kamu yararlı televizyon kurumu ARD-ttt` nin 1.12.2019 tarihli yayını, Almanyalı Türkleri ve tüm Türk halkını derinden yaralamış ve üzmüştür. Sadece bu yıl 5 milyona yakın insanın Anıtkabri ziyaret etmesi, Türk halkının Atatürk`e nedenli büyük sevgi ve bağlılık duyduğunun açık kanıtıdır