Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçerek ülkeyi kurtarma kararlılığına karşın birçok yurtsever karamsardı. "'Ordu yok" dediler, "Kurulur" dedi. "Para yok" dediler, "Bulunur" dedi. "Düşman çok" dediler, "Yenilir" dedi ''Boğazı gemiler işgal etti'' dediler, ''Geldikleri gibi giderler '' dedi. Bütün dediklerini de yaptı. Üstelik yıkılan, yakılan, vatanı rehin veren, liyakatsiz padişaha ve damatlara, İşgalci Hıristiyanların buyruğunda fetvalar veren, şeyhülislamlara, işbirlikçi hainlere rağmen. O halkına güvendi, halkı ona güvendi. Halkı ahali, ümmet, kul olmaktan kurtararak, özgür ve eşit haklara sahip bireylerden oluşan bir yaratarak, Bağımsız kurdu. Cumhuriyeti taçlandırarak, dünyanın en kansız devrimlerini gerçekleştirdi. Sümerbank dokuma, Şeker, demir-çelik, kağıt, savunma sanayi fabrikaları, Paşabahçe cam, Eskişehir lokomotif, Kayseri Uçak fabrikası vs. (hepsini yazsak bu makaleye başka yer kalmaz) CHP, bu gericilerin dini siyasete alet etme girişimlerini engellemek için okullarda din dersleri verilmesini kabul etmesi işe yaramamış, 1950’de DP iktidara gelmişti. 1950 ‘dedin istismarcılarının, toprak reformuna karşı çıkanların kurduğu, ABD destekli iktidarı doğan, Atatürk, Cumhuriyet ve laiklik düşmanı ‘yi bayrak, dini siyasetin aracı yaparak, karşı devrimin yolunu açmıştı. Böylece Nurculuk, devlet katlarında meşrulaştırıldı. Demirel, Özal, Çiller, Mesut Yılmaz Erbakan aynı yolu izlediler. Erbakan döneminde sarıklı, cüppeli tarikat şeyhleri başbakanlıkta ağırlanmıştı. bir sürü tarikat yanlısı siyasetçiler, ABD’nin oğlanları Generaller, Laik Cumhuriyeti ve Atatürk’ü kitaplardan, beyinlerden silemediler… Ekonomi deneyimi sadece, askerlikte kantin görevlisi olarak bir-kaç ay, askerlikten sonra, geçimini sağlaması için cemaatçi Ülker’in bisküvi temsilcisi olarak çalışmasıydı. Üniversitelerde Türban yasağı bahanesiyle, kızının yanında, Oğullarını da zengin bir iş adamının maddi desteğiyle eğitim için ABD’ye gönderip, bu yoksul çocukların eğitim dönüşü, ABD’den gemi sahibi olarak dönmeleri takdirle karşılanmıştı! (iş bilenin, kılıç kullananın) Beyaz Saraydan icazet, Baykal’dan destek alıp, yanına yetişmiş karşı devrimci Fetullah Gülenle yapılan imam nikahlı ortaklıkla, ülke yönetimine getirildiğinde: Özal’ın başlattığı, Cumhuriyet birikimleri, tüm fabrikaları kelepir fiyatına yandaşlara (söylentiye göre) komisyon karşılığı- babalar gibi satmaya başladı. Devletin çağdaş, laik, yurtsever kesimi, kumpaslarıyla hapislere, işsizliğe, ölüme gönderilerek, tüm gerici, demokrasi düşmanı tarikatların, Şeyhlerin, Şıhların sadece önleri açılmadı, devletin en önemli yerlerine atanmaları sağlandı. Üniversitelere bilime karşı, cahil insanları daha yararlı gören profesörler atandı. yolsuzluk ve rüşvet skandalı ve sonra 20 Temmuz’daki AKP darbesine CHP Yönetimi bile seyirci kalırken, ülke Anayasa’da, yasalarda yasak olmasına rağmen tamamen tarikatlara teslim edildi. Satılan fabrikalar, yandaşlara dağıtılan deprem paraları, şehitler için toplanan paraların, felaket günlerinde yoksullara, çaresizlere yardım için kurulmuş Kızılay Paraları Bilal Erdoğan’ın, ABD’de lüks, milyar dolarlık binaları yine Bilal Erdoğan’ın Vakfına aktarıldı. Gün gelir bunların adil bir hukuk düzeninde hesabı sorulur. Satılan fabrikaların yerine yenileri, kaybedilen paralar yeniden kazanılabilir. AKP, Genel Başkanının tarikatı ekseninde bir nesil yetiştirerek, sadece laikliği, cumhuriyeti değil on yıllarca düzeltilemeyecek bir şer-i devlet için kan dökecek gerici bir ümmet yaratma amacındadır. Çocuk yurtlarında, cinsiyeti bile kavramamış yaşlardaki kızları, tesettürlü kıyafetlerle, aynı yaştaki erkek çocukların ayaklarını yıkatacak kadar sapkınlık öğretmeye bile cesaret ettiler. Ülkenin her tarafında Anadolu liseleri, fen liseleri İmam Hatip okullarına dönüştürülerek, çocukların bilimsel öğrenim yerine, İhvancı bir öğretime zorlanmaktadır. Velilerin karşı çıkmaları üzerine, çok uzak yörelerde göstermelik okullara gönderebilecekleri söylenmektedir. Şu anda tarikat evlerinde İhvancı militan olarak yetiştirilmektedir. Hakim ve savcılar imamlardan, tarikat şeyhlerinden Fetöcü değil, Menzilci olduğuna dair belge getirmekteler. Çocuk doktoru sağlık bakanı, araştırma hastanesinde ölen çocuklar için Menzil Şeyhinden İSTİHAREYE yatmasını rica edecek düzeye düşmesi bilim adına utanılacak skandaldır. Corona salgını nedeniyle okullar açılmazken, Tarikat şeyhlerinin Kuran kursları devam etmektedir. İçişleri bakanı Soylu, tarikat şeyhini ziyaretten çekinmezken, Anayasa Mahkemesi Başkanını azarlayıp, tehdit etmektedir. Kuran Kurslarında sapık şeyhler, sübyan çocuklara tacizde, tecavüzde bulunmakta, şikayet edildiğinde kadın bakan: diyerek ört-bas ederken, yargıca soruşturulanlar,  AKP’yi oy vermemekle tehdit etmekteler… Yıldız AKALIN