. 19 EYLÜL, TBMM tarafından Mustafa Kemal'e GAZİ'lik ünvanının ve MAREŞAL'lık rütbesinin verilişinin 105. yılıdır
. GAZİLER GÜNÜ tüm Türk Milletinin anı ve onur, saygı duyacağımız gündür.
. Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm GAZİLERİMİZİ VE ŞEHİTLERİMİZİ rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
. Ülkemizin özgürlüğü ve egemenliği, bağımsızlığı için verilen mücadelede, savaşlarda onların yeri ve önem hepimiz için son derece değerlidir.
Bugün de bu duygularla bakıyoruz geleceğimize.
Bu anlamlı mesaj Türk milletinin tarihindeki bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine duyulan derin minnetin son derece güçlü ve samimi bir ifadesidir.
. Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından 19 Eylül 1921'de TBMM tarafından Mustafa Kemal Atatürk'e "Gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesinin verilişinin yıl dönümü vesilesiyle kutlanan Gaziler Günü, “vatan toprağı ve bağımsızlık” uğruna canını siper eden tüm kahramanlarımızı anmak için büyük bir onur günüdür.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımız için canlarını ortaya koyan tüm aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
. Onların bıraktığı miras, geleceğimize güvenle bakmamızı sağlayan en sağlam temeldir.
. Özellikle bugün ülkenin "bağımsızlık ve özgürlük için, egemenliği için" savunulması neden çok daha önemlidir? Bunu nasıl anlayabiliriz, anlatabiliriz?
. 19 Eylül Gaziler Günü'nün taşıdığı tarihsel derinlik, bugünkü dünya düzeninde bağımsızlık ve egemenlik kavramlarını yalnızca geçmişe ait birer anı değil, bugünümüzü ve geleceğimizi “doğrudan belirleyen” yaşamsal konular olarak ele almamızı zorunlu kılar.
. Bugün ülkemizin bağımsızlığını, özgürlüğünü ve egemenliğini savunmanın neden her zamankinden daha kritik olduğunu ve bu bilinci nasıl kavrayıp aktarabileceğimizi şu “temel boyutlarla” açıklayabiliriz:
1. NEDEN BUGÜN ÇOK DAHA ÖNEMLİDİR?
-Geleneksel Tehditlerden Dijital ve Ekonomik Mücadelelere Geçiş: Günümüzde bağımsızlık mücadeleleri yalnızca sınır boylarında silahla verilmiyor. Siber güvenlik, veri egemenliği, yapay zekâ, teknolojik altyapı ve ekonomik özgürlük, modern bağımsızlığın ana sütunları haline gelmiştir. Kendi verisine, teknolojisine ve üretim gücüne sahip olamayan milletler, fiilen vesayet altına girme riskiyle karşı karşıya kalır.
-Küresel Düzensizlik ve Bölgesel Gerilimler: Dünya genelinde uluslararası hukuk ilkelerinin zayıfladığı, egemenlik haklarının ihlal edildiği ve coğrafyamızın sıcak çatışmalarla çevrildiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda milli egemenlik; toplumun huzuru, devletin bekası ve sınır güvenliği için en güçlü kalkandır.
-Toplumsal Hafıza ve Bilinç Erüzyonu: Küreselleşen dünyada dezenformasyon ve algı yönetimi, toplumların tarihsel bağlarını ve ortak aidiyet duygularını zayıflatabilmektedir. Egemenliğe sahip çıkmak, millet olma bilincini ve “tarihsel öz saygıyı” korumanın birincil şartıdır.
2. BUNU NASIL ANLAYABİLIRİZ VE ANLATABİLİRİZ?
A. Tarihsel Temel ile Çağdaş Gerçekliği Birleştirmek
-Geçmişin Bedeli: Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Sakarya’da, Dumlupınar’da hangi olanaksızlıklarla bu yurdu savunduğunu doğru analiz etmeliyiz.
Egemenlik, masa başında lütfedilmiş bir hak değil; “bedeli kanla ve canla ödenmiş bir mirastır”.
-Bugünün Karşılığı: Bağımsızlığı sadece askeri bir kavram olarak değil; hukukun üstünlüğü, nitelikli eğitim, güçlü ve “meritokratik” kamu yönetimi, bilimsel üretim ve ekonomik kendi kendine yetebilme gücü olarak okumak gerekir. Meritokratik kamu yönetimi, devlet görevlerine ve kamu pozisyonlarına atamaların ve terfilerin siyasi yakınlık, akrabalık veya kayırmacılık yerine kişilerin liyakatine, yeteneğine, bilgisine ve başarısına dayandırıldığı bir yönetim anlayışıdır.
B. Eğitim ve Eleştirel Düşünce Yoluyla Aktarmak
-Sorgulayan ve Bilinçli Kuşaklar: Çocuklara ve gençlere bağımsızlık kavramı “ezberletilmiş sloganlarla değil”; “eleştirel düşünce, tarihsel analiz ve yurttaşlık bilinci kazandırılarak” anlatılmalıdır. Kendi fikrini özgürce üretebilen, bilgi kirliliğine karşı dirençli ve milli değerlerine sahip çıkan bireyler yetiştirmek egemenliğin en büyük teminatıdır.
-Kültürel ve Dilsel Kimliğe Sahip Çıkmak: Bir milletin bağımsızlığı, dilinin ve kültürünün korunmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Anadilini doğru kullanan, kendi tarihsel ve evrensel kültürünü sentezleyebilen nesiller, kültürel yozlaşmaya karşı en güçlü kale olur.
C. Birlik ve Ortak Sorumluluk Bilinci Oluşturmak
Gazilerimize ve şehitlerimize duyulan minnet, sadece anma törenleriyle sınırlı kalmamalı; onların emanet ettiği cumhuriyeti daha ileriye taşıyacak çalışkanlık, adalet ve üretim ahlakı ile eyleme dönüştürülmelidir.
. Bağımsızlık ve özgürlük; “fikri hür, vicdanı hür” bireylerin ortak sorumluluk üstlenmesiyle yaşatılır.
. Geleceğimize güvenle bakabilmenin yolu; geçmişin acı tecrübelerinden ders çıkararak, egemenliği bilimle, adaletle, üretimle ve güçlü bir milli bilinçle sağlamlaştırmaktan, güçlendirmekten ve çok dirençli hale getirmekten" geçer.
. Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI






Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!