
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 16 Temmuz 2026
Ha-ber.com
Darbe girişimin beşinci yıldönümünde Reuters haber ajansı Türkiye’de ekonomiyi, 2023 seçimlerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü 10 yılında da görevini koruma olasılıklarını değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın darbe girişimini atlatmasından beş yıl sonra, yönetimini üçüncü on yıla taşıma şansı, halkın refahını, eşitliğini ve istihdamını etkileyen ekonomik gerilemeyi tersine çevirip-çeviremeyeceğine bağlı olabilir.
Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzüncü yılı olan 2023'te seçimlerle karşı karşıya. Anketler, son üç yılda bir döviz krizi, keskin bir durgunluk ve Corona virüsü pandemisinin ardından Erdoğan’a desteğin düştüğünü gösteriyor.
Bazı anketler, AKP’nin kırsal kesim ve işçi sınıfı muhafazakarları arasında güçlü tabanını korumasına rağmen, iktidar koalisyonunun gayriresmi bir muhalefet ittifakının gerisinde kaldığına işaret ediyor.
Bu yıl, Türkiye'nin 2020'de daralmadan kaçınan birkaç ülkeden biri olmasının ardından ekonomik büyüme yeniden hızlandı. Ancak son yılların zararı, gıda ve diğer temel mallarda yüzde 20 veya daha fazla enflasyona dönüşe neden oldu.
Fitch Ratings'in Avrupa ülkeleri direktörü Douglas Winslow, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anket puanlarına çetin bir ekonomik arka plan ışığında bakarsanız, gelecek 12 ay boyunca bir seçimin olumlu göründüğünü düşünmeleri için koşulları hayal etmek oldukça zor" dedi. .
Dünya Bankası, geçen yıl 1,5 milyondan fazla Türk'ün yoksulluk sınırının altına düştüğünü tahmin ediyor.
Yoksulluğun bir ölçüsü olan ve Dünya Bankası tarafından izlenen Gini’nin gelir ve servet dağılımı endeksi, eşitsizliğin 2011'den bu yana arttığını ve 2013'ten bu yana hızlandığını, Erdoğan'ın görevdeki ilk on yılı sırasında, 2006 ile 2010 yılları arasında elde edilen büyük kazanımları ortadan kaldırdığını gösteriyor.
Türkiye'nin en uzun süredir görevde olan lideri, Erdoğan'ın AKP'si, 1970'lerden bu yana yaşanan en büyük ekonomik bunalımın ardından 2002'de, daha iyi bir hayat isteyen Türkler’i uzun süredir hüsrana uğratan kötü yönetim ve durgunluklardan çıkarma vaadiyle iktidara geldi.
Dönemin başbakanı Erdoğan, yaklaşık on yıllık bir refah getirmek için ekonomik toparlanmadan ve yüzünü Batı'ya dönmekten yararlandı.
O dönemde yoksulluk ve işsizlik dibe vurdu. Önceki 10 yılda üç haneli olan enflasyon yüzde 5'e inerek Türk lirasının yerli ve yabancılar için cazibesini arttırdı.
Erdoğan dokunulmaz görünüyordu. Ancak eşi benzeri görülmemiş hükümet karşıtı protestoların Türkiye'yi kasıp kavurduğu ve daha büyük ekonomiler ivme kazanırken küresel olarak yükselen piyasalarda sermayenin kaçtığı 2013'te işler değişmeye başladı.
Bir Reuters analizine göre, 2013’te kişi başına düşen milli gelir, işsizlik ve diğer ekonomik refah ölçütleri açısından bir dönüm noktası yaşandı
Resmi istatistiklere ve Turkey Data Monitor’e göre 2013 yılında aynı zamanda yabancı yatırımlar tavan yaptı ve o zamandan beri liranın değeri düştü, Türkler’in küresel satın alma gücünü tüketti.
Erdoğan, hükümeti 2013'te Gezi Parkı'nda başlayan protestoları bastırdığında pek çok kişiyi şok etti.
Sabancı Üniversitesi'nden öğretim üyesi sosyolog Ateş Altınordu, baskıların "AKP'yi yeni bir kuruluş olarak belirginleştirdiğini ve halkın onlara karşı döndüğünü gösterdiğini" söyledi.
15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi, analistlerin Türkler’in ekonomik refahını daha da kötüleştirdiğini söylediği sert bir olağanüstü hal başlattı.
Altınordu, 2013'ten bu yana AKP ve Erdoğan’ın, ekonomiye muhtemelen çeşitli şekillerde zarar veren otoriterliği daha da arttırmak için harekete geçtiği görüşünde.















Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!