
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 16 Temmuz 2026
Ha-ber.com
Türkiye’ye yönelik İran sınır bölgesinden Afgan göçmen akımı olacağı noktasında şimdilik sınır gözetiminde sıkıntı olmadığı yönündeki resmi açıklamalara rağmen Taleban’ın egemenlik alanını genişletmesiyle kafileler halinde göç olabileceği vurgulanıyor.
NATO’nun çekilmesi nedeniyle Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlama askeri görev boyutuyla birlikte olası göç hareketliğiyle Afganistan, Türkiye’nin bugünlerde önemli gündem başlıklarından birisi. Türkiye, ABD tarafı başta olmak üzere NATO müttefikliği kapsamında Kabil’in uluslararası ulaşıma açık kalmasında kilit rol oynayacak havalimanında güvenliği Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) sağlaması girişimi içerisinde. ABD tarafıyla Milli Savunma Bakanlığı’nın ev sahipliğinde yapılan müzakerelere bayram ertesinde devam edileceği bilgisi geliyor. Türkiye, TSK’nın havalimanı güvenliğini sağlayabilmesi için NATO müttefiklerince finansman ve lojistik boyutlarıyla katkı verilmesi şartıyla müzakereyi yürütüyor. Türkiye, bir yandan NATO bünyesinde askeri misyon görevini sürdürmeyi öngörürken bir yandan diplomatik açıdan Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlamayı Afganistan’la ikili ilişkiler bağlamında ele alıyor. Bu noktada Taleban’ın ise Türkiye’nin askeri varlığına karşı açıkça tavır alınacağını ilan etmesi karşısında ise arayışlar sürüyor görünüyor.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından paylaşılan ve İran sınırında görev yapan bir gözlem istasyonu
İşin diplomasi ve askeri boyutu dışında Afganistan denildiğinde Türkiye açısından asıl mesele insani boyut olarak tartışılıyor. İran sınırından geçişler olmaya başlandığı iddiasına karşı Türkiye, sınırda gerekli gözlemler yapılırken kitlesel göçten söz edilemeyeceği açıklaması yaptı. Ancak uzman görüşü itibariyle göç hareketliliği için “henüz yok” denilmesi gerektiği görüşü var.
Türkiye’de Suriyeliler başta olmak Afganlar gibi farklı mülteci gruplarıyla ilgili çalışmalar yürüten İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Murat Erdoğan’a göre, ülkede Taleban etkisi ve dolayısıyla baskı mekanizmaları ağırlaştıkça ciddi göç hareketlilikleri yaşanacak.
VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Afganistan’dan sadece NATO’nun çekildiği bir askeri çekilme değil askeri güvenlik olmadığı için Birleşmiş Milletler’in (BM) de önemli ölçüde çalışmalarını askıya alacağı günler beklendiğini kaydetti. Dolayısıyla insani yardımlar açısından da sıkıntılı gelişmeler gözlenebileceğini işaret eden Erdoğan, “Şu an Türkiye’de çok yoğun bir Afgan göçmen stoğu oluştu. Dolayısıyla Türkiye’nin sınır güvenliği açısından başka şeyler yapması gerekiyor. Bu yapacağı şeylerin başında da İran ile daha yakın çalışmak gerekiyor. Ama netice itibarıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’de biz Suriyelilerden fazla Afganlıları konuşmak durumunda kalacağız. Bir süre sonra BM’nin de orada faaliyet yapmasına imkan verilmeyecek gibi görülüyor. Bu da oradaki insanların daha korunaksız kalmasını ve ancak başka bir ülkeye giderlerse koruyabileceklerini gösteriyor. Şu an böyle vahim bir durumla karşı karşıyayız” dedi.
Türk-Alman Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Erdoğan, Türkiye’nin Suriyelilere yönelik açık kapı politikası kararı aldığı 2010 yılı itibariyle artık mülteciler açısından hedef ülkeye dönüştüğünü de açıkladı. Erdoğan, “Türkiye coğrafyası itibarıyla istikrarlı ve istikrarsız bölgeler arasında bir köprü. Bir tarafımız Avrupa Birliği’ne açılıyor bir tarafımız da genellikle diktatöryel, baskıcı yoksul ülkelere açılıyor onun için de Türkiye göç hareketleriyle karşı kaşıya kaldı. Genellikle de bir transit ülke olarak kaldı. Gelen insanlar Türkiye üzerinde Avrupa’ya gitmeye çalışırlardı. Ama özellikle son 10 senede bu durum değişti. Avrupa sınırları tamamen kapatılmış durumda. Öyle olunca da birçoğu Türkiye’ye geldikten kısa süre sonra bir deneme yapıyorlar ama olmayınca Türkiye’de kalmaya karar veriyorlar” diye konuştu.
Prof. Dr. Erdoğan, İGAM olarak sahada yürüttükleri çalışmalara ve gözlemlere de dayanarak, VOA Türkçe’nin sorularını şöyle yanıtladı:
VOA: Afganistan neden göç olgusuyla gündemde?
Prof. Dr. Murat Erdoğan: Şimdi biz sığınmacılara istemediği halde giden insanlar deriz. Neden ülkelerinde baskı gördükleri için giderler, ölüm, açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dininden, ırkından dolayı baskı altındadır. Afganistan bu anlamda kronik sorun bölgelerinden birisi. Bu sorun da 70’li yıllara uzanıyor. Önce Afganistan’ın Sovyetler Birliği’nce işgali, sonra Sovyetler Birliği’nin çökmesi, devamında El Kaide’nin çökmesiyle Amerika’nın oraya müdahalesi ülkeyi kronik bir savaş bölgesi haline geldi. Taleban Amerika tarafından güçlendirilmiş ve bir biçimde Sovyetler Birliği’yle savaştırılmak üzere geliştirilmiş bir örgüt iken sonrasında doğrudan Amerikan karşıtı eylemci bir örgüte dönüştü. Afganistan Vietnam gibi bir dram yaşattı Amerika’ya ve Amerika bu işe ne para yatırmak istiyor ne de insan kaybetmek istiyor. ABD artık Afganistan’a daha fazla yatırım yapmak istemiyor. Amerika’nın yapmak istediği bir şey daha var Afganistan’da… Afganistan Çin’e yakın bir bölge dolayısıyla Afganistan’da istikrarsızlığın olması biraz da Amerika’nın işine geliyor. Dolayısıyla Amerika’nın oradan ayrılması Amerika açısından gayet mantıklı görünüyor. Kısa vadede mantıklı uzun vadede başka handikaplar olabilir. Afganistan’dan Amerika ve NATO’nun çekilmesi demek oranın yerel güçler tarafından yeni bir savaş sürecine girmesi anlamına geliyor. Bunun da en güçlü grubu Taleban. Taleban ülkenin belirli bir bölümüne sahip ama şu ana hızlı bir biçimde ülkenin diğer bölümlerine de yayılıyor. Kendi sitemini kurmaya çalışıyor ve sonsuz şiddet gösteriyor. İnsanlara her türlü eziyeti yapabiliyor öldürebiliyor vs. dolayısıyla bütün bu gelişmeler hele Amerika’nın çekildiği, BM’nin çekildiği bir dönemde Taleban şiddeti eziyetiyle karşı karşıya kalmak istemeyen insanların ülkelerinden kaçıp başka ülkelere gitmesine bir motivasyon sağlıyor. İnsanlar bunun için mallarını mülklerini her şeylerini satıyorlar insan göçmen kaçakçılarına veriyorlar. Ve kaçakçılar üzerinden başka ülkelere gitmek istiyorlar. Onlar için en iyi hedef de Türkiye. Çünkü Afganlar Türkiye’ye geldiğinde Türk toplumu, Türk kökenli oldukları için daha sempatik davranıyor. Ve onlar genelde Türkiye’ye geldiklerinde kırsal alanda çobanlıkta ilgilendikleri için de toplumda onlara yönelik tepkiler daha sınırlı. Afganlar da Türkiye’ye geldiklerinde tabi ki başka ülkelere gitmek istiyorlar, daha zengin ülkelere daha rahat edecekleri ülkelere ama olmazsa da Türkiye’de yaşamak Afganistan’da yaşamaya göre çok daha güzel bir şey. Onun için önümüzdeki dönemde Taleban’ın ülkeye hakim olması ya da çatışma ile birlikte insanların akın akın kaçması, kaçmaya çalışırken de temel hedef olarak Türkiye’ye gelecekleri açık, Türkiye’nin buna yönelik önlemlerini alması gerekiyor. Afganlar son dört beş senedir geliyor yoğun bir biçimde son dönemde yaşanıyor bu. Şu an Türkiye’de çok yoğun bir Afgan göçmen stoğu oluştu. Dolayısıyla Türkiye’nin sınır güvenliği açısından başka şeyler yapması gerekiyor. Bu yapacağı şeylerin başında da İran ile daha yakın çalışmak gerekiyor. O da politik sebeplerle her zaman geçerli olmayabilir. Ama netice itibarıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’de biz Suriyelilerden fazla Afganlıları konuşmak durumunda kalacağız. Bir süre sonra BM’ye bağlı örgütlerce de orada faaliyet yapmasına imkan verilmeyecek gibi görülüyor. Bu da oradaki insanların daha korunaksız kalmasını ve ancak başka bir ülkeye giderlerse koruyabileceklerini gösteriyor. Şu an böyle vahim bir durumla karşı karşıyayız.















Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!