
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 14 Temmuz 2026
Ha-ber.com
10 Aralık İnsan Hakları Haftası başlarken Türkiye’de hak ihlalleri yine gündemde. Diyarbakır’da ortak bir açıklama yapan sivil toplum örgütleri olağanüstü halin kalıcılaştığını savundu. Açıklamaya katılanlar, insan haklarının önündeki en büyük engelin güvenlikçi politikalar olduğunu dile getirdi.
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin kabul edildiği gün olan 10 Aralık, 1948'den bu yana Dünya’da İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor. Bu yıl 73’üncüsü kutlanan günde Türkiye’deki hak ihlalleri yine gündemdeydi.
Diyarbakır’da, İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Diyarbakır Barosu ve Diyarbakır Tabip Odası ortak bir basın açıklaması yaptı.
Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bir araya gelen dört kurumun temsilcileri adına konuşan İHD Şube Başkanı Abdullah Zeytun, OHAL uygulamalarına dikkat çekti. Güvenlikçi politikaların hak ihlallerini arttırdığını savunan Zeytun, OHAL uygulamalarının olağan hale geldiğini söyledi.
Zeytun, “Temel hak ve özgürlükler, iktidarın otoriter politikaları ve siyasi vesayet altına girmiş yargının kararlarıyla adeta yok edilmeye çalışılmaktadır. Şiddet ve baskıya dayalı yöntemler ve politikalar uygulandıkça birçok alanda ihlallerin arttığı gözlemlenmektedir. Muhalif kesimlere yönelik, özellikle Kürt siyasetçi ve hak savunucularına yönelik baskı politikaları hız kesmeden devam etmektedir. Soruşturma ve kovuşturma yargılama sonucu beraat veya takipsizlik kararına rağmen eğitimciler kamu görevlerinden ihraç edilmiş, barış için yıllardır mücadele eden annelere ceza verilmiş, HDP’ye açılan kapatma davası bu politikanın son halkası olmuştur. OHAL uygulamaları, olağanüstü dönemlerde uygulanan istisnai bir yöntem olmaktan çıkmış ve artık Devletin olağan uygulamaları haline gelmiştir” dedi.
Açıklamaya katılanların ortak görüşü Türkiye’de insan haklarının geriye doğru gittiği oldu. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan katılımcılar, Türkiye’de son yıllarda yürütülen güvenlikçi politikaların insan haklarının gelişmesini engellediğini savundu.
Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, özellikle son altı yıla işaret etti. Eren, 2015’ten sonra yürütülen sert politikaların hayata geçirilmesiyle, insan hakları alanında ciddi sorunlar yaşanmaya başladığına vurgu yaptı. Birçok temel hak alanında ihlal yaşandığını kaydeden Eren, “Özellikle 2015’ten sonra yeniden başlayan çatışmalı süreç ile birlikte maalesef Kürt meselesinin barış ve diyalogla çözülmesinden uzaklaşmamızdan itibaren güvenlikçi politika ile bakış açısı gelişti. Darbe girişiminden sonra da bu politikalar yaygınlaştı. Bu politikalarla birlikte temel hak ve özgürlükler alanında da çok ciddi kısıtlamalar başladı. En temel haklardan biri olan toplantı gösteri hakkından başlayıp, başlayıp ifade özgürlüğü hatta yaşamaları hakkına kadar ciddi ihlaller yaşanmaya başladı. Bu anlamda son 6 yıl özellikle Türkiye insan hakları ihlalleri konusunda ciddi bir sorun yaşıyor” diye konuştu.
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Elif Turan da güvenlikçi politikaların sadece insan hakları alanında sorun yaratmadığına dikkat çekti. Turan, bu politikaların birçok alanda ihlalle yol açtığını savundu; “Güvenlikçi politikalar sadece insan sadece insan hakları alanında değil her alanda sorun teşkil ediyor. Bunu pandemi döneminde bile gördük. Sağlık sorunlarında bile güvenlikçi politikalarla yönetmeye çalıştılar. Maskenin takılmasını bile sağlık nedeniyle anlatmak yerine, yasaklarla, cezalarla yönetmeye çalışıyorlar. İnsan hakları alanında her geçen gün kötüye gidiyor. Kadın, çocuk hakları maalesef geriliyor, işkence yine her zamanki gibi devam ediyor” ifadelerini kullandı.
TİHV Diyarbakır Temsilcisi Murat Aba ise güvenlikçi politikaların dünyanın hiçbir yerinde sonuç vermediğini ifade etti. Aba, “Türkiye'de şöyle bir yanılsama var, özgürlük ve güvenlik meselesi. Güvenlikçi politikalarda her zaman sözün değeri kalmaz, ifade etmenin değeri kalmaz. Biz de tam da bu nedenle sözünü söylemeye devam ediyoruz çünkü güvenlikçi politika hiçbir yerde sonuç vermemiştir. Elinde çekiç olan her şeyi çivi olarak görür ya, biraz da böyle bir şey maalesef. Güvenlikçi politikalarda da herkesi öteki görürsünüz, karşı sözü olan, sorunu belirten herkesi öteki olarak nitelendirirsiniz” şeklinde konuştu.















Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!