Türkiye son 19 yıldan bu yana 'hamaset'le yönetiliyor. Ne demek istediğimizin daha iyi anlaşılması için sözcüğü açıklamak gerekir diye düşünüyorum. Hamaset; pek çok insanın, farklı zamanlarda karşı karşıya kaldığı bir sözcüktür. Karşısına çıkan bu sözcüğün gerçekten ne anlama geldiğini, yani sözcüğün taşıdığı anlamı  pek bil(e)mez, bilemeyebilir insan. Hamaset için TDK (Türk Dil Kurumu) sözlüğüne bakıldığında, yiğitlik, kahramanlık ve cesaret sözcüklerinin karşılığı olduğunu görülür. Bir anlamı da; dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak için gerçekleştirilen abartılı anlatımdır sözcüğün. 'Laga luga'dır argoda. Fernkçedeyse ajitasyon! Demagoji! Yellenince mangalda kül bırakmamaktır hamaset. Hamaset yapanın amacı; tel dolaptaki yalancı dolmayı yedirmektir insanlara. Dış güçler örneğin bir hamasettir. Terörist, ekonomik kurtuluş savaşı, ezan, bayrak, vatan sözcüklerinin altında yatan hamasettir. Anlatacak bir masalı, söyleyecek inandırıcı bir sözü kalmadığında Kifayetsiz Muktedir'in sarıldığı martavaldır hamaset. Ücretli çalışan, küçük esnaf, çiftçi, milyonlarca insan 2021 yılının sonunda, 2022 yılına girerken, Türkiye tarihinin en büyük yoksullaşma sürecini yaşıyor. Covid19 salgını bu yoksulluğu aklın almayacağı boyutlara taşıdı. İğneden ipliğe her şeyin ücreti birkaç katına çıktı. Barınma, ısınma hatta karnını doyurma hiçbir dönem bu kadar zor olmamıştı bu ülkede. Şahsım Devleti anlayışıyla yönetilen ülke dibe vurdu. Bu değirmene su taşıyan küçük ortak, büyük ortaktan çok daha sorumludur bu sonuçtan. Dışarıya borcumuz 500 000 000 000  (Beş yüz milyar) doları aştı. TCMB Merkez Bankası'nın döviz rezervi ekside. Şahsım; denize düştü, sarılacak yılan arıyor. Evvelki gün Birleşik Arap Emirlikleri'nin kapısındaydı, dün Katar Şeyhi'nin. Bugün Afrika'nın en yoksul ülkelerini konuk ediyor kaçAK Saray'ında. Sırada Suudî Arabistan Krallığı var. Çölün bedevîleri mal bulmuş mağribi gibi, leş kargaları gibi... Yağma Hasan'ın böreği... En düşük işçi ücretinde Avrupa sonuncusuyuz. Gerçek enflasyon oranı %50`nin üstünde. Resmî rakamlara göre işsizlik yüzde 21,9. Gençlerin işsizliğinde bu oran %30’larda. Açlık sınırı 6/7 bin, yoksulluk sınırıysa 10 bin liranın üstünde. İnsanlar bugünde dünü aramayı bıraktılar, içinde bulundukları saatte geçen saatlerini arıyorlar. Kifayetsiz Muktdir'de ve deynekçisi Küçük Ortak'ta sokağa çıkmaya ne yüz kaldı, ne cesaret. Toplumun tüm katmanlarında inandırıcılıklarını yitirdiler. Ne işçi kesiminde, ne esnafta, ne de işveren dünyasında güven kaldı Şahsım Devleti'ne. Tepki de değil duyulan, öfke! Öfke kasırgası! Bu öfkenin önünde duracak gücü kalmadı Kifayetsiz'in. Silahında tek atımlık bir mermisi var. OHAL – OLAĞANÜSTÜHÂL!... Bu yetkisini kullanarak meclisi feshetmek, seçimleri belirsiz bir zamana değin yaptırmamak... Bu deliliği yapar da, bu son mermiyi de sıkar mı koca ülkeye? Ben ona kefil olmam, olamam! Yaptıkları yapacaklarının işaretidir kimilerinin. Bugüne değin yaptıklarına bakınca; “Yapmaz! Yapamaz!” diyebilir miyiz? Sözün özü: Deniz bitti. Yolun sonu da görünüyor. O da farkında. “Tamam! Beceremedim. Buraya kadar. Bırakıyorum ve gidiyorum.” der mi? Bence demez. Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete... Hamaset'le buraya kadar...