
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 23 Eylül 2026
Ha-ber.com
Rusya ve Ukrayna krizinde yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin jeo-politik açıdan önemli bir aktör olduğu gerçeğini yeniden gözler önüne serdi.
Savaşan iki ülkeye de "eşit mesafede" duran ve barış görüşmelerine ev sahipliği yapan Türkiye, NATO, Avrupa Birliği (AB), Rusya ve Ukrayna ekseninde dengeyi gözeten bir güç olarak kendini konumlandırdı.
Bir dönem, Akdeniz'de Türkiye'ye karşı savaş gemisi gönderecek kadar ilişkileri gerilen AB dönem başkanı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, her fırsatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Edoğan ile hem yüz yüze hem de telefonda görüşüyor.
NATO zirvesinde Macron, Mariupol kentinde Fransa, Türkiye, Yunanistan ortak operasyonu ile insani yardım önererek AB'de herkesi şaşırttı.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, her fırsatta Türkiye'nin İttifak içindeki önemine vurgu yaptı. Erdoğan, Boris Johnson, Mario Draghi gibi diğer Avrupalı liderlerle de yüz yüze görüştü. AB yetkililerinden Türkiye'ye ilişkin, "tarihin doğru tarafında" yer aldığına dair uzun süredir duyulmayan açıklamalar da gelmeye başladı.
Peki Ukrayna savaşındaki "dengeli ve yapıcı" rolü; Paris ve Atina başta olmak üzere çok sayıda AB başkentiyle ilişkileri belirsizliğini koruyan; içeride ekonomik ve politik sorunlar yaşayan Türkiye'nin AB yolunu açar mı?
Ukrayna-Rusya krizinin çözümüne ev sahipliği yapması jeo-politik olarak nasıl bir önem içeriyor? Bu önem diğer alanlarda da somut adımları getirir mi? Önümüzdeki dönemde Türkiye-NATO, Türkiye-AB ilişkilerine etkisi ne olur?
Türkiye'den Avrupa'yı çok yakından izleyen Institut du Bosphore Başkanı Bahadır Kaleağası ile Avrupa'dan Türkiye'yi çok yakın takip eden düşünce kuruluşu Fransız Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IRIS) Başkan Yardımcısı Didier Billion, Türkiye, Fransa, Avrupa ve NATO ilişkilerini VOA Türkçe’ye değerlendirdi.
Institut du Bosphore Başkanı Bahadır Kaleağası, Rusya ve Ukrayna krizinde yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin jeo-politik açıdan önemli bir aktör olduğu gerçeğini yeniden gözler önüne serdiğini belirterek, "Türkiye'nin barış görüşmelerine ev sahipliği yapması son derece önemli. Ama Ukrayna konusu çok hassas, Türkiye, bu fırsatı dikkatli bir şekilde değerlendirmeli" dedi.
IRIS Başkan Yardımcısı ve Türkiye uzmanı Didier Billion ise, Macron'un Mariupol'de Türkiye-Fransa-Yunanistan ortak insani operasyon önerisinin "şapka çıkartılacak, iyi bir fikir" olduğunu vurguladı.
Billion, Türkiye'nin barış müzakerelerine ev sahipliğinin önemli olduğunu ancak AB yolunda ilerlemesi için, hem Brüksel'de hem de Ankara'da somut adımların atılması gerektiğine dikkat çekiyor” diye konuştu.
NATO ve ABD, Ukrayna savaşına karşı birlik sergileyerek, bu krizden hiç olmadığı kadar güçlenerek çıktı.
Fransa Cumhurbaşkanı "NATO beyin ölümünde" sözleriyle tam olarak neyi kastettiğini müttefiklerine anlatamadı. Şimdi "beyin ölümü" analizlerinde çok uzakta, NATO'nun Romanya kanadındaki birliklerine komutanlık yapmaya hazırlanıyor.
AB ülkelerinin tamamına yakını savunma bütçelerini ülke bütçesinin yüzde 2'sinin üzerine çıkarıyor. Doğu Avrupa ülkeleri NATO'suz bir savunma stratejisini düşünmek dahi istemiyor.
Avrupa'da 100 bin Amerikan askeri NATO şemsiyesi altında konuşlandırıldı. NATO'nun doğu kanadının en ucundaki Türkiye'nin jeopolitik önemi bir kez daha gözler önüne serildi.
Fransa'nın Türkiye yaklaşımındaki değişim, Fransız Dışişleri'ne yakın bir çizgi izleyen düşünce kuruluşu Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'ne de (IFRI) yansıdı.
IFRI Türkiye uzmanı Dorothee Schmid, Le Monde gazetesinin internet sayfasında yer alan makalesinde, "Batı kampı için Türkiye'nin Ukrayna krizinin çözümünde oynayacağı rol çok önemli" başlığını attı. Schmid, "Türk tarafsızlığı belirsizliğini koruyor. Batı kampı için Türkiye'nin krizin çözümünde oynayacağı rol çok önemli. NATO'ya katkısı herkesin aklında: Temmuz 2021'de, Amerikan fiyaskosunun ortasında, Kabil havaalanını güvence altına almak için yaptığı önerinin kabul edilmemesinin ardından; Ankara bugün, bizim Karadeniz'deki güvenliğimizin, kendi stratejik seçimlerine bağlı olacağını biliyor. Recep Tayyip Erdoğan şimdi Vladimir Putin'in bu savaştan zayıflamış olarak çıkacağını umuyor; ancak ona sırtını da dönmeyecek" analizini yaptı.
Bahadır Kaleağası ise, tarihin bir dönem Tayland'a, Şili'ye, Güney Afrika'ya sağladığı gibi, Türkiye'ye de "önemli bir rol tayin ettiğini" belirtti.
Ukrayna'daki savaşın uluslararası dengeleri tümüyle yeniden kuracak çok büyük küresel bir değişken olacağını vurgulayan Kaleağası, "Ukrayna konusu öyle böyle bir konu değil. Tüm dünyayı ve batıyı kökten sarsan bir konuyla karşı karşıyayız. Arabuluculuk görevinin diplomatik inceliklerini göstermek gerek. Son ana kadar ketum olmak, kolaylaştırıcı olmak, gerektiğinde geri çekilmeyi bilmek, iki tarafın virgüle kadar onayıyla, dikkatli ve dünya kamuoyunu bilgilendirici bir içerikle açıklama yapmak gerekir" dedi.
Didier Billion da, "Türkiye'nin rolü zaten açıktı. Ancak Türkiye'nin bu konuyu tek başına çözebileceği gibi birtakım yanılsamalara da düşmemesi gerekir. Türkiye elbette müzakerelere ev sahipliği yapacak önemli bir aktör. Diğer ortaklarla yakın temasta, dikkatle süreci götürmek gerekir. Bu konuyu iç politikaya da malzeme yapmadan, seçim hesapları yapmadan, kendi önemi içinde ele almak lazım. Ankara şimdilik temkinli gidiyor. Son dönemlerde dış politikada hata yapılmadı. AB ülkeleri Türkiye'yi daha az eleştiriyor. Türkiye, bu gelişmeyi somut adımlara çevirecek politikalar uygulamalı" uyarısında bulundu.
Billion, Türkiye ve AB arasında somut adımlar atılabileceğini belirterek, "İtalyan Fransız yapımı SAMP-T füzeleri, Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi, AB müzakerelerinin yeniden ısıtılması gibi alanlarda somut adımlar atılabilir. Örneğin dünya yakıcı bir gündemle enerjiyi tartışıyor. AB ve Türkiye arasındaki müzakereler çerçevesinde enerji başlığı ele alınabilir" diye konuştu.














Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!