
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 11 Temmuz 2026
Ha-ber.com
Türkiye Cumhuriyeti’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın iptaliyle ilgili davada, Danıştay 10. Dairesi’nin 20 Temmuz’daki adli tatil öncesinde kararını açıklayacağı belirtildi.
Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın, 20 Mart 2021’de imzaladığı kararname ile Türkiye’yi İstanbul Sözleşmesi’nden çekme kararı alması, Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu.
Davacılar, Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanmasına Türkiye’nin öncülük ettiği ve TBMM’de 24 Kasım 2011’de siyasi partilerce oybirliğiyle kabul edilmesi nedeniyle stanbul Sözleşmesi’nden Erdoğan’ın tek kişilik kararıyla çekilme olamayacağı görüşünde.
Erdoğan’ın imza attığı 3718 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, “idari karar” olduğu için yetkili yüksek yargı organı olarak Danıştay’da iptalin talebi isteniyor. Danıştay 10. Dairesi, kadın hak örgütleri, siyasi partiler, barolar ve hukukçular tarafından yapılan dava başvuruları ile Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın iptali davasında bugün dördüncü duruşmayı gerçekleştirdi.
“İstanbul Sözleşmesi Yaşatacağız” sloganıyla yürütülen davada, 28 Nisan, 7 Haziran ve 14 Haziran’da yapılan duruşmalarda olduğu gibi bugünkü duruşmada da Danıştay Savcısı Aytaç Kurt da “Cumhurbaşkanlığı kararı iptal edilmeli” görüşünü yineledi. Savcı Kurt’un yanısıra Danıştay bünyesindeki savcılar Nazlı Yanıkdemir ve Elmas Mucukgil de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı kararın iptal edilmesi gerektiği yönünde görüş vermişti.
Duruşma sonunda, Danıştay 10. Dairesi Heyeti Başkanı Yılmaz Akçil, İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin dava sonucunu adli tatil öncesinde yazılı karar olarak ilan edeceklerini bildirdi. Dolayısıyla Danıştay 10. Dairesi Heyeti’nin, kararını adli tatil başlangıcı olan 20 Temmuz öncesinde açıklaması bekleniyor.
Bugünkü duruşma sırasında, Danıştay kampüsü alanında davacılar ve kadın hak örgütlerinin basın açıklaması engellenmeye çalışıldı; salon içerisinde güvenlik görevlilerince kadınlara müdahale girişimi yaşandı.
Oysa Danıştay 10. Dairesi’nin beş kişilik heyeti, davacı ve katılımcı sayısını dikkate alarak duruşma yerini Danıştay kampüsündeki konferans salonu olarak belirleyerek süreci farklı yürüttü.
Heyet, Türkiye’deki yargılamalarda fotoğraf ve görüntü çekimi yasağı olmasına rağmen İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili davada, davacılar ve basın mensuplarınca cep telefonlarıyla çekim yapılmasına ilk duruşmadan itibaren müdahale etmedi.
Heyet, sadece kendilerini çekmeme şartıyla salon içerisinde savunmalar sırasında kayıt alınmasına izin verdi. İlk üç duruşmada Danıştay kampüsü içerisinde otopark alanında, sabah duruşma başlangıcı ve akşam duruşma bitiminde basın açıklamaları yapılmasına izin verildi.
Bugünkü dördüncü duruşmada ise, Danıştay’ın tutumunda değişiklik olduğu gözlendi. Sabah davacılar ve kadın hak örgütlerince, Danıştay kampüsü içerisinde basın açıklamasına izin verilmedi. Polis, basın mensuplarına da örgütler yanına geçiş izni vermedi. Bu durum kısa süreli gerilime yol açarken, Danıştay’ın dışında açıklamalar yapılabildi.
Duruşma sırasında da heyet görüntü alınmaması talebinde bulundu. Güvenlik görevlileri, kadınların Pınar Gültekin gibi cinayet kurbanı kadınların fotoğraflarını ve dövizler açmasını engellemeye çalıştı.















Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!