Steinbeck'in Gazap Üzümleri isimli romanını yıllar evvel okumuştum. 1940'da Pulitzer ödülünü de alan eser, hak, adalet ve özgürlük  kavgasının,  başka bir  coğrafyada ki yüzünü anlatır. Hem bu bakımdan hem de, teşkilatçılığın, insan öğütme mekanizmasına dönüşebilme tehlikesini göstermesi bakımından bende derin izler bırakmıştı.
Öğütme dediğime bakmayın, bahis olan yok etme, harcama.
Bizim de burada evlere şenlik bir örgütümüz var, bir yerinden tutayım desen, tuttuğun yer elinde kalıyor, sonra öğütülüveriyorsun, harcanabiliyorsun.
Zira Berlin'de bir ses yükseliyor, pırpırı bol başkanları uyaralım, Berlin örgütü demokratikleşme iradesi göstermeyen her tür zehirli girişimi kusacak kadar güçlü bir yapıya sahip. Cumhuriyet sevdası bu yapının en büyük panzehiridir, nokta...