İlk adımı 16 Mayıs 1919 günü, yol arkadaşlarıyla birlikte, Bandırma Vapuru'na doğru atmıştı O Büyük Kurtarıcı.
3 yıl , üç ay ve iki gün sonra, Afyon'dan Akdeniz'e doğru attı Kurtuluş'a giden son adımı.
20 Ağustos'u 21 Ağustos'a bağlayan gece sabaha kadar uyumadı. Henüz kitap olmamış, dizi yazı olarak yayınlanan Çalıkuşu'nun o güne değin okumadığı bölümlerini okudu gece boyu.
Kalktı oturduğu yerden, asker elbisesi sırtındaydı, sakal traşını yaptı, emir subayını çağırdı:
dedi.
geldiler hava kararınca çadırdan biraz daha iyi, derme çarma karargâha.
dedi.
Tüm çabalara, atlı güçler dışında, hiçbir bakımdan Yunan ordusuna bir üstünlük sağlanamamsına karşın az da olsa, bir denge sağlanabilen ordusu e ve o ünlü emire hazırdı.
Yalnız ordusu değil, halkı da hazırdı o zafere.
Yunan ordusunun sağ kanadına saldırılacak ve Yunan'ın İzmir'le bağlantısı kesilecekti.
O nedenle saldırı bir baskın saldırı olarak gerçekleştirelecekti.
Saldırı; 26 Ağustos 1922, Cumartesi günü, sabah saat 04.30'da topçu ateşiyle başladı.
27 Ağustos'ta Yunan'ın direnci kırıldı. 28 Ağustos'ta Yunan'ın cephesi yarıldı. 29'unda saldırı başarılı biçimde sürdürüldü.
30 Ağustos 1922 günü; adı verilen bu savaşta Yunan ordusu tutsaktı, tutsak olmayanlar da yok edilmişlerdi.
Sonunda o emir geldi:
Ordusu 9 Eylül 1922 günü Akdeniz'e ulaştı.
nı kazandı ordusu ve halkıyla birlikte.
17 Eylül 1922 günü, son Yunan askerleri
1 Kasım 1922 saltanatın kaldırılması,
24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması'nın imzalanması,
13 Ekim 1923 Ankara'nın yeni Türkiye'nin başkenti olması,
Bu cumhuriyet; başkaldırmalardan, savaşlardan ve bir dizi devrimin gerçekleştirilmesinden sonra, büyük çabayla kurulmuştur.
Bu devlet; bu yeni devlet anayasa hukukuyla, uluslararası hukuk açısından, tam anlamıyla yeni bir devlettir.
######
Ne yazıktır ki; aradan geçen 100 yılda şu sorulara yanıt arıyoruz bugün.
Bütün bu sorular bizi şu noktaya taşımalıdırlar işin gerçeği:
Nurettin Paşa, Yakup Şevki Paşa, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa,
“Savaşı yöneteceğimiz çadırlı ordugâh Kocatepe'de olsun. 26 Ağustos sabahı, saat beşte topçu ateşimizle başlıyoruz,”
“Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
Paşalar : “Üç” dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı “
(Nazım Hikmet – Kurtuluş Savaşı Desatanı'ndan)
Büyük Zafer'
Başkumandanlık Meydan Muharebesi
“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!”
Kurtıluş Savaşı'
geldikleri gibi gittiler.
11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi,
17 Kasım1922 Vahdettin'in firarı,
2 Ekim 1923 son işgâl gücünün topraklarımızdan geldiği gibi gitmesi,
29 Ekim 1923 Cumhuriyet'im ilânı...
Biz neyiz?
Nereye doğru gidiyoruz?
Geleceğimizi nasıl görüyoruz?
Ufkun görünmeyen yanında bizi bekleyen nedir?
Yurdumuz ve halkımız için gelecekte nasıl bir yaşam düşünüyoruz?
Hangi ülkümüzün gerçekleşmesine doğru yürüyoruz?
Yurdumuzu içinde bulunduğu çağa ters durumdan kurtarmak, ulusal varlığımızı korumak ve tam bağımsızlığımızı sağlamak...
Bunları sağlarsak, sağlayabilirsek, bundan sonrasını da kurtarırız.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…