
0 görüntülenme
BABA MÜSVETTELERİ
İsmailağa Cemaatine bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel kızını, 6 yaşında bir oyun çocuğuyken daha, 29 yaşında bir sapıkla neden evlendirdi?
Yasal düzenleme böyle bir durumu son derece net bir dille yasaklarken bu baba müsvettesi bu cesareti, yasaları çiğneme cesaretini kimden aldı?
Çocuk bu! Daha 6 yaşında. Cinsiyetinin bile farkında değil belki de.
Ama ne gam; inandıkları din, o oyun çocuğunun babasına, aile içinde herhangi bir söz ve karar hakkı olmayan, düşüncesi sorulmayan annesine, erkek kardeşlerine ve anneleri gibi aile içinde söz söyleme ve alınan kararlara katılma hakkı olmayan kız kardeşlerine bu oyun çocuğunu kazık kadar bir herifle evlendirme hakkı tanıyor demek ki.
Bu haberi görsel basında duyduğum, yazılı basında yer aldığı biçimiyle okuduğumda ilk duygum tiksinti oldu benim. Midem bulandı. Sonra tiksinti ve bulantının yerini çok büyük bir öfke aldı.
Konuya ilişkin tüm yayınları izledim, tüm yazılanları okudum.
Bu iğrenç, tiksindirici, mide bulandırıcı olayın her aşamasından bilgi sahibi olmaya çalıştım.
Bu tutumum bende, sözcüklerle anlatılmayacak bir öfke patlaması yarattı.
Öyle bir öfke ki; bu yavrunun babasını, anasını, kardeşlerini ele geçirsem acımadan, kemiklerini kırasıya, eşek sudan gelinceye değin dövdürecek bir öfke...
Bu kızımı bu yavrunun yerine koydum.
Birilerinin benim kızımı böyle bir şeye zorladıklarını düşündüm.
Düşüncesi bile beni çılgına çevirmeye yetti.
Aklı başında her baba, her anne, her kardeş de benim durumumdadır, kesin...
Bu olay; geçiştirilecek, sünger çekilecek, halı altına süpürülecek, sümen altı edilecek ve bu yöntemle unutturulacak bir olay değildir.
Hangi kurum, hangi kişi, hangi yetkili, hangi sorumlu bu tutum içine girerse suç ortağıdır.
Bu çocuğu o sapığa veren baba, anne, ona ses çıkarmayan, üç maymunu oynayan ve bunu hiç utanmadan kameralar karşısında sergileyen kardeşler kadar suçludurlar bu tutum içine girenler.
13 yaşındayken hamilelik tanısı koyan doktor dışında, savcılar, o çocuğa 21 yaşındaki kadının kemik yaşı raporu veren doktorlar hepsi birden bu suçun ortaklarıdırlar.
Hamilelik tanısı koyan doktorun çağırdığı polisin tutanağını soruşturma açma gereği saymayan savcı en az baba müsvettesi kadar sorumlu ve suçludur.
Haberi öğrenen Türkiye ayağa kalkmamış olsaydı, bu sapıklık da öncekiler gibi sümen altı edilecekti.
Bu olay ülkenin vicdan sorunudur, onur sorunudur.
Ya vicdansız ve onursuz bir ülke olacak ülkemiz ya da suçluları hak ettikleri cezaya çarptırarak vicdanlı ve onurlu bir ülke olduğunu kanıtlayacak.
Başka bir seçeneği yok...
Olay; siyasetüstü falan da değil, tam da siyasetin konusudur.
Siyaset bu konuda sessiz kalamaz. Kalırsa ne inanırlığı kalır, ne güvenirliği.
Kadını zaten koruyamayan siyaset, bu çocukları da korumazsa, koruyamazsa kapatsın dükkânı!
İnsanların güvenini sağlamayan, sağlayamayan siyasetten de, siyasetçiden de bir yarar gelmez kimseye.
O siyaset ve o siyasetçi işlenen bu iğrenç suçun ortağı olur gereğini yapmazsa...
Bu kadın düşmanları, bu çocuk tecavüzcüleri cesaretlerini nereden mi alıyorlar?
Ağızdan çıkan tek tümceyle ülkeyi İstanbul Sözleşmesi'nden çıkaran siyasetten ve siyasetçiden...
„Bir kereden bir şey olmaz!“, „Çocuğun rızası vardır.“, „Kadın mıdır, kız mıdır belli değil!“ diyen siyasetten ve siyasetçiden.
Tarikatlardan ve cemaatlerden medet umanlardan...
Şıhların, şeyhlerin dizlerinin dibinde uslu uslu oturanlardan...,
Onlar böyle davranınca baba müsvetteleri de bunu yapma cesaretini ve cüretini bulurlar.
İmam yellenirse, cemaat sıçar...
Her gün bir tarikat şeyhi, her gün bir cemaat imamı, ipe sapa gelmez bir fetva verir siyaset ve siyasetçi böyle yaparsa.
Artık yeter!
Yetti!
Yetsin!
Bu son olsun!





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…