
0 görüntülenme
ADALETİ ÖLDÜRDÜK!
Şu esatiri, menkıbeyi, söylenceyi bilmeyenimiz yoktur.
Hani anlatılır ve yazılır ya hep...
Çok eski yıllarda İngiltere'de bir gelenek varmış.
Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş.
Bir asil öldüğünde iki kez, kralın bir yakını öldüğünde üç kez, kral öldüğündeyse dört kez çalınırmış kilisenin çanı.
Günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı yargı, bir vatandaşı, haksız yere, mahküm etmiş.
İşte o zaman kilisenin çanı tam beş kez çalmış.
Kent halkı merak içinde kalıp, papaza koşmuş:
"Ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki, o ölünce çan beş kez çalınsın?"
Papaz yanıt vermiş:
Çok eski yıllarda...
Fi tarihinde...
Ama; biz, bizim ülkemizde adaleti 21. yüzyılın ilk çeyreğinde öldürdük. Hem bir kez de değil, birçok kez öldürdük biz adaleti.
Adını koyduğumuz yargılamalarda öldürdük adaleti.
27 Nisan 2012'de, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi yürüttü bu yargılamayı.
Bu yargılamada, cumhuriyet savcısının 16 suçlamasını tek dosyada toplayarak öldürdük.
86 sanıklı bu yargılama 25 Temmuz 2008'de açıldı. Danıştaya yapılan silahlı saldırıyı, saldırıyı gerçekleştiren katile silahı satanlara karşı açılan, Ergenekon Yargılaması'nın kaçak savcısını tehdid edene açılan, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği örgütlenmesine karşı açılan, Cumhuriyet Gazetesi'ne silahlı saldırıya ilişkin olarak açılan, Rum Ortodoks Kilisesi patriğine silahlı suikast konusunda açılan, Şile'de ele geçirilen silahlar ve cephaneye ilişkin olarak açılan, birbiriyle ilişkisi ve bağlantısı olmayan davaları bu davayla birleştirdiğimizde öldürdük adaleti.
ya da
5-7 Mart 2003 tarihlerinde 1. Ordu Karargahı’nda düzenlenen plan seminerinde hükümeti devirmek amacıyla, askerlerin hazırladığı ileri sürülen askerî darbe planına ilişkin planın adıdır.
Bu planı yapan askerlerin yargılamaları sonucu, darbe planlarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.
Bu duruşmalarda öldürdük adaleti.
, 28 Mayıs- 30 Ağustos 2013 tarihleri arasında gerçekleşen Gezi Parkı'ndaki sivil direniş eylemini başlattıkları ve yönettikleri savıyla 16 kişinin yargılandığı davadır. Bu yargılamada, 18 Şubat 2020 tarihinde verilen kararla 16 sanığın 10'u, haklarındaki bütün suçlamalardan beraat ettiler. Yargılamanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala serbest bırakıldı ve yurtdışında bulunan sanıklar hakkındaki yakalama kararı kaldırıldı. Savcılığın, yerel yargının kararını istinafa taşımasının ardından İstanbul Bölge Adliye 3. Ceza Dairesi, 22 Ocak 2021’de, 9 sanık hakkındaki beraat kararını bozdu. 25 Nisan 2022 tarihinde, Osman Kavala yaşam boyu, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Diğer 7 sanığa 18'er yıl hapis cezası verildi.
Şimdi hem Kavala; hem, daha önce suçsuzlukları yargı kararı olan diğer yurttaşlarımız, suçsuz sayıldıkları bu olayda, yeniden ve aynı suçtan suçlu bulundular ve hapisteler.
Başarılı bir tiyatro, sinema, dizi oyuncumuz yaşamını, bu yargılamadan kurtulmak için sığındığı yabancı bir ülkede sürdürüyor.
Gezi Olayı yargılamalarında öldürdük biz adaleti.
HDP'nin milletvekillerini, belediye başkanlarını, adı teröre karışmamış parti üyelerini yargıladığımız ve hapiste tuttuğumuz duruşmalarda öldürdük adaleti.
FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) üyelerinin darbe girişimi sonucunda yürütülen birçok duruşma sırasında, kurunun yanında yaşı da yakarak öldürdük biz adaleti.
Ne ilkti adalete karşı işlenen bu cinayetler ne de son oldular.
Adalete karşı işlenen bu cinayetlere İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin CHP'li başkanına açılan hakaret duruşmasında verilen skandal kararı ekledik.
Savcı asılsız suçlamalarda bulunarak öldürdü bu duruşmada adaleti, yargıç Türk Ceza Yasası'nın 125. Maddesi'nin, olmayan 6. bendine göre verdiği cezayla hepten katletti adaleti.
Bu yasanın 5 bendi vardı ama; 6. bendi yoktu çünkü.
İngiltere'de adalet öldüğünde 5 kez çalarmış çanlar...
Bizde sayısız kez öldürüldü adalet.
Nedendir bilinmez, çanlar bir türlü çalmıyorlar bizde...





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…