Hani öyle bir an gelir ki, insan bırakın bir söz etmeyi, düşünmeyi, geçmişi, geleceği unutur. Bir tıkaç nefes borunuzu tıkar nefes alamaz olursunuz… Sözün bittiği yer dedikleri buymuş dersiniz… 85 Yaşındaki Korgeneral Vural Avar tutuklu olduğu Sincan F Tipi Cezaevindeki hücresinde ölü bulundu. Vural Avar, Demans hastalığı denilen unutkanlık hastasıydı. 28 Şubat Davasından tutukluydu. Daha önce koğuş arkadaşlarından biri, Vural Paşa’nın gözlerinin görmediğini bildirmesine rağmen, hapishane doktoru bu durumda muayeneye bile gerek duymuyor. Vural Avar, banyoda düşerek kaburgası kırılıyor. Kırık kaburga akciğerini deldiği için akciğerleri su toplamış Acılara dayanamaz duruma gelince hastaneye kaldırılıyor. Acılar içinde kıvanırken eşi Tuna Avar’ı görmek istemişti. Eşi hastaneye geldiğinde eşini görmek isteyince, savcı izin vermiyor Tuna Hanım savcıya yalvararak: ‘’Kapı aralığından da olsun bir kez göreyim’’  diye yalvarmasına rağmen Savcı izin vermiyor: Cezaevinde görürsün!’’ Diyor. Hastanedeyken avukatları Demans hastası olması nedeniyle hapishaneye gönderilmemesini istemelerine rağmen, iki gün sonra savcının isteği ile doktorların: ‘’Cezaevinde kalmasında, fiziksel bir engeli yoktur!’’ Raporu verilerek hapishaneye gönderiliyor. Hapishane revirinden odasına geri gönderildikten iki gün sonra, sabah yoklamasına gelmediği için odasına girdiklerinde Tuna Avar’ın ölmüş cesedi ile karşılaşıyorlar. 82 Yaşındaki Çetin Doğan, Mide kanaması geçirmesine rağmen, beş gün sonra doktora götürülüyor. İç kanaması olmasına rağmen sağlık kurumu: ‘’Hayati tehlikesi var, ancak hapishanede kalabilir !’’ raporu verince, Çetin Doğan, sağlık kurumuna güveni kalmadığı için tedaviyi reddeder. Şimdi Çetin Doğan göz göre göre ölümü bekliyor. Böylesi durumlarda Cumhurbaşkanının özel af yetkisi var. Ama Cumhurbaşkanı seksen-doksan yaşını geçmiş, görevleri gereği dış düşmanlarla, terör örgütleriyle canlarını ortaya koyarak, sadece yasalardaki görevlerini yapmış olan komutanlara yasal hakkını kullanmayı düşünmedi bile. Tuna AVAR gibi Atatürkçü askerleri, aydınları, laikleri yok edecek kumpasçı Fetöcü mahkemelerin Yargıcı, Savıcısı olan Mustafa Bilgili,  Halil İbrahim Kütük ve onlara düzmece belgeleri veren Genel Kurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse gibi ya hapiste ya da firarda olmalarına rağmen AKP-MHP iktidarı onların kararlarını uygulamaktalar. Laik Cumhuriyeti,  Müslüman Biraderler çizgisinde, şeriatçı bir rejime dönüştürme yanında, ABD’nin BOP ve GOP projesine Eş Başkan olarak atanarak, İslam ülkelerini birbirine katlettirmek için,  Gülen ile birlikte görevlendirilmiş olduğunu kendisi öğünerek açıklamıştı. (* 1) Hadi, Erdoğan-Bahçeli ikilisi aldıkları görevi yerine getiriyorlar. İkisi de Atatürk’ü, Laik Cumhuriyeti Reklam Arası diyerek,  gelecek yüzyılda ‘’Ucube Despotizm’’ rüyasının kalacağına inana dursunlar. Hadi, Hipokrat yeminini çıkarları için yok sayan üç-beş işkenceci sözde doktorları Hak-Hukuk-Adaleti, zalime tapma olarak algılayan çakma yargıç ve savcıları Kınamak bile onlara değer verilmiş sayılabilir! Hadi, ikbalini Reis’e biatte gören TSK kadrosunun yeni kumanda kadrosu ve bakanı Fakat: Atatürk’ün partisinin Genel Başkanı, ‘’parlamenter demokrasi için önemli bir adım’’ atmışken: Halen özgürlük simgesi saydıkları Türban üzerine ‘’özgürlük destanı ‘’ yazmak yerine Bu zulmü, bu acımasızlığı, bu insanlıktan nasibini almamışlarla ‘’helalleşmek’’ yerine  Bir çelenk götürüp, tavrınızı koyamaz mıydınız?  Sizde mi Sözün bittiği yerdesiniz?  Yıldız AKALIN (* 1)28 Şubatta TSK’da ABD’ye bağımlı olmayan Atatürkçü, Laik Cumhuriyetten yana olan komutanlar, Anayasada belirtilen görevleri gereği uyarı görevini yaptılar. Hükümet, 28 Şubattan 6 ay sonra, Erbakan’ın istifa etmesi sonucu Demirel’in, hükümet kurma görevini faili meçhul cinayetlerin sorumlularından olan Çiller yerine Mesut Yılmaz’a verdi. Erbakan bile kendisine bir baskı olmadığını sağlığında açıklamıştı.