
Devletin uyuya kaldığı iki gün tarihe kara bir leke olarak geçecektir.
On bir şehir yerle bir olurken yetkililer 1150 odalı sarayında kaybolan Cumhurbaşkanına ne diyeceklerini tartışa dursun:
İnsanlar, enkaz altındaki yakınlarını çaresizlik içinde elleriyle kurtarmak için çırpınırken afet günlerinde her türlü önlemi alacak yetenekteki askeri halkın imdadına gönderecekken:
‘’Darbe yaparlar’’ korkusuyla vaz geçildiği ortaya çıktı! (* 1)
Halbuki Asker, savaşta olduğu kadar afet dönemlerinde de gerek kurtarma, gerek yıkılan köprülerin, yolların onarımı yanında, Sahra Hastaneleriyle yaralıların tedavilerini yaparlardı.
Hatta böylesi ortamlarda güvenliği sağlayarak yağma, hırsızlık gibi suçları engellerlerdi.
Halk, Askeri kendi çocukları gördükleri için kendilerini güven içinde hissederlerdi.
Deprem bölgelerinde görevlendirilen bölge müdürlerinin neredeyse tamamı İmam Hatip Mezunlarıydı. Depremle ilgili bir deneyimleri yoktu.
Marmara Depreminde mucizeler yaratan AFAD dağıtılmış, Afet İşleri Genel Müdürlüğüne İmam Hatipten sonra İlahiyat Fakültesini bitirmiş imam atanmıştı.
Binaların imar durumunu araştıracak mimar yerine Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatipli arkadaşı atanan diğer imam ise Alpaslan kıyafetiyle ‘’Ya haak!’’ naraları ile depremle nasıl mücadele edeceğinin provasını daire başkanının ‘’alkış alkış’’ çığlıkları eşliğinde ok atarak yapıyordu.
Türkiye’nin on bir şehrinde şimdiye kadar yaşamadığı şiddette oluşan bir afete devlet iki gün müdahale etmedi, insanlar kaderlerine terkedildiler.
Enkaz altında kalanlara enkazdan kurtulan yakınları yardım etmeye, yakınlarını kurtarmaya çalışıyorlardı.
Birçok atamalar başka kurumlarda ENSAR oluşumunda, Kızılay’da, AFAT ’ta görevlendirilenlerin çoğunluğu Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip Okulundan mezun arkadaşlarıydı.
TÜRGEM Vakfı, Erdoğan’ın çocukları, damatları tarafından dokunulmaz bir aile kurumu olmuştu.
Bin yıllık geçmişi olan Hilal-i Ahmer’den oluşan Kızılay yandaş işadamlarının kara para aklama, kurumu haline getirilmesiyle eski saygınlığını kaybetmişti.
Geçmişte her türlü afete Hızır gibi yetişen o saygın Kızılay bugün birkaç STK’lar kadar bile güven duyulmaması bu iktidarın eseridir.
Önlem alınamayan orman yangınlarında, cinayete dönüşen tren kazalarında, maden facialarında sorumlu olanların bile haksız tepkisi, yanında şiddet uygulamalarını yaşadık.
Soma faciasında yakınını kaybeden gencin tepkisine jandarmanın yanında bir bu genci tekmeleyen müsteşar Frankfurt’a ateşe olarak atanarak ödüllendirilmişti.
Erdoğan, aynı yerde bir gencin boğazını sıkarak ‘’İsrail dölü’’ diye hakaret bile etmişti.
1999 Depreminden sonra konulan, AKP iktidarınca da sürdürülen Deprem Vergilerinden 22 yılda 675 Milyar Dolar toplanmıştı.
Bu paralar, deprem uzmanlarınca belirlenen hasarlı evlere, depreme dayanıklı yeni evlere
Harcanması için toplanmasına rağmen yandaş müteahhitlere verildi.
1150 odalı külliyeyi Kaptan Babadan kalan mirasla yaptırılmadı.
Yargıya rağmen ‘’Sıkıyorsa yıkın!’’ Meydan okumanızı da unutmadık. Onuda Not Ettik!
Muhalefetin ‘’675 Milyar Dolar nerde? Sorusuna: ‘’Size ne? Size hesap mı vereceğiz?’’ Dediler.
Baykal’ın bilinmeyen nedenle katkısıyla Başbakan olan Erdoğan ve AKP; ‘’DEVLETİ İŞLETMEK’’ yerine ‘’DEVLETİ ELE GEÇİRMEK’’ için mücadele ettiler.
Bunun için önce GÜLEN Cemaatini ortak aldı, işi bitince kontrollü darbeyle onu saf dışı etmiş ne kadar Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı her türlü ahlakdışı eylemlerine ses çıkarmadığı Tarikatlarla yola devam etmişti.(**2)
Oluşturdukları SADAKAT TOPLUMU ile toplumun, muhalefetin, basının soru sormasını, sorgulamasını itaatsizlik sayarken, bu deprem iktidarın aslında bir KÂĞITTAN KAPLAN olduğunu gösterdi.
Az sayıda da olsa, geç kalınmış ta olsa, enkaz altından kurtarılan her canlı için içtenlikli ve gururlu Mehmetçiklerin sevinci, halkımızın gözünde onların önemini bir kez daha yaşanıyordu.
İnsanlar; çocuklarını, babalarını, annelerini, komşularını enkaz altında ölmeye terk edenlerin aslında liyakatsiz kadrolarca yönetildiğini çok acı gerçeklerle karşılaşınca anladı.
Daha önce buraya yazmaya utandığım hakaretleri birbirlerine eden Erdoğan-Bahçeli- Soylu’nun:
Bugün ilk günden halkın yardımına koşan Başta Kılıçdaroğlu, CHP ve Millet İttifakına
Bu nefret diliyle yönettiğiniz Devlet yerine
Haluk Levent ve OĞUZHAN UĞUR öncülüğündeki AHBAP ve BABALA’ya niçin güven duyduklarını anlamadınız, ama mutlaka anlayacaksınız.
Ömer Çelik neleri not etti bilemiyoruz.
Ama bu halk artık ‘’gayrik yeter!’’ Diyerek ayağa kalktı.
Geldiğiniz gibi seçimle gideceksiniz!
Ama geçmişin hesabını gerçek adil yargı önünde mutlaka vereceksiniz!
Biz bu ülkeye, halka yaptığınız her kötülüğü not ettik!
YILDIZ AKALIN





Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!