Son zamanlarda duyduğum ve sık sık kendime de tekrarladığım en güzel söz bu bence… Kemal Beyin, Ekrem Beyin, Mansur Beyin hem beden hem duygu dilinde vatandaşla başarı ile kurdukları simetrik ilişkide, huzur, umut ve ferahlık aktaran en etkili cümle bana göre. "Hiç endişeniz olmasın." Çünkü 7’den 70’e endişeliyiz, endişe ile uyanıp, kaygıyla bekliyoruz… Millet ittifakı ülkenin her köşesinin derdini, sorununu belirleyip, binlerce sayfalık proje çalışmalarını anlatırken, aynı anda her yurttaş kitlesinin, ayrı ayrı hissettiği handigapın   ve vatandaşı korkutmaya yönelik siyasetin, karşısında da müthiş bir duruş sergiliyor, her kesimi kucaklıyor "Birleşe birleşe kazanacağız, endişe etmeyin, hep beraber başaracağız diye, özlenen Türkiye hayaline gerçek ve nesnel bir heyecan veriyor. 1950li yıllardan itibaren, çok partili seçimleri yaşayan, maalesef darbeler geçirmiş, çok ağır bedeller ödemiş, kurbanlar vermiş, ülkemiz tarihinde, hiç böyle güvensiz, korku dolu bir seçim süreci yaşamadı. Görülmemiş provokatif söylemler, fantezi dünyamızı zorlayan korku senaryoları, demokrasiden kopmuş, nesnel temeli olmayan hukuk dışı ne varsa ülkeyi hali hazırda yönetenler tarafından karşımıza dikilmiş durumda... Bu seçim gerçekten her birimizin demokrasiye olan inancının ve verdiğimiz değerin bir sınavı olacak. Çünkü demokrasi, aklımıza her geleni, sonucunu düşünmeden saçmalayalım, vuralım, kıralım, çalalım, elimizdeki tüm metaları, tüm imkanları, hukuklu, hukuksuz demeden kullanalım, "ama ille de seçimi biz kazanalım " hedefi ile yani görülmemiş bir kaybetme korkusu ile saldıralım kuralsızlığı, daha da ağırı destursuzluğu değildir... Savaşa mı gidiyoruz, seçime mi? Şaşkınlık ve endişemiz tamda hedefledikleri gibi, had safhada... Sormak isterim, seçim sonuçta demokrasinin en önemli gereği, yani, vatandaşın tercihinin sorulduğu irade mekanizması değil midir.? Milletin iradesine sorulur. “Görev değişimi olsun mu, olmasın mı?" Sonuçta...Bir taraf kazanacak ve devletin, ülkenin yönetimini üstlenecek ama görev devam edecek. Devlet de bir yere gitmeyecek, kaybeden taraflarda bir yere gitmeyecek. Kaybederseniz, ki bu çok doğaldır, daha çok çalışır, yeni bir vizyon geliştirir, yeniden aday olursunuz. Siyaset böyle bir şey değil mi? Anlaşılmayan şey; siz kaybetmekten neden bu kadar çok korkuyorsunuz? Çünkü, korktukça hata yapıyor, suç işliyor, hile yapıyorsunuz. Size güvenini yitirmiş vatandaşı iyice ürküterek aslında daha büyük hata yapıyorsunuz... Öyleki "Biz kaybedersek Cumhuriyet kaybedecek! “noktasında yaptığınız akıl dışı seçim siyasetinize (!) "Siyasetle alakam yok!  Diyen tarikatlar ve cemaatler de size desteğini açıktan ilan ederek siyasetin tam da göbeğinde oturduklarını, diğer taraftansa, adını yazıp, görüntüsünü yok saydığınız kadın milletvekili adayınızın, seçim propaganda aracınızın üzerine astığınız afişteki, içimizi acıtan simsiyah selületi, iktidarınızda, cumhuriyetin hangi noktada olduğunu bir kez daha gözümüzün içine sokmadı mı? Şu son birkaç haftada geldiğimiz noktada, gördük ki, Sizin ülkenin dertlerini çözmek gibi bir derdiniz yok, tam tersine başımıza sardığınız dertleri çoğaltacaksınız... Halbuki geçim derdinde olan, bırakın geleceği, ertesi güne karşı dahi umudunu yitirmiş vatandaş, bu kabuslarını bitirecek sözler duymak, görmek, inanmak ve güvenmek ister. Güven demişken, ne acıdır ki hem ülkemizde hem de yurt dışında kurulan sandıklarda gündemde olan en ciddi sorun, oylarımızın güvenliği. Ülkenin tüm otoriteleri aylardır oturmuş seçim güvenliğini, oy güvenliğini tartışır olmuş. “Hırsız içerden olunca, kilit işe yaramazmış," misali, çılgın gibi oylarımızı çaldırmama mücadelesi veriyoruz. Her şeyi, işi gücü bırakıp oylarımıza sahip çıkmak için, kıyasıya bir gayretteyiz. Dürüst ve ahlaklı bir siyaset anlayışının eksikliği   bile DEĞİŞİM in zorunlu olmasına yeterli bir sebep değil midir.? Sonunda, bir şeyler değişmeli noktasından bir şeyler değişecek noktasına geldik. Yapacağımız şey belli, yanlış levhalarla sürüklendiğimiz bu çıkmaz sokaktan, çalamayacakları kadar çok oy kullanarak hem cumhuriyetimize ve hem de demokrasimize olan boyun borcumuzu ödemek için sandığa gitmek zorundayız. Dedikleri gibi "sandık darbe değil, milletin, yani bizim irademizdir."  Ve bu Seçim bizim demokrasiye, adalete, cumhuriyete, hukuka,100 yıl önce kazandığımız tüm değerlere, hak ve özgürlüklerimize karşı en büyük sınavımızdır. Hiç endişeniz olmasın.