Sayı birimler ya da kesirler toplamıdır. Yaş, ömür, nüfus, seçmen sayılarla ifade edilir. İstatistikler, bilimsel araştırma neticeleri sayı diliyle açıklanır. Asıl sayı, sıra sayı ve üleştirme sıfatları eşit paylaşımı, karşılaştırmayı sağlar.
Sayıları gösteren işaretlerin her biri rakamla yazılır. Rakam, bu işaretler bütün dünya dillerinde kullanılır. Kullandığımız rakamların kökeni Hint, geliştirilmesi Arapça diline dayanır. Diğer dillerde tamamlama yapılmıştır.
Matematik kavramı Yunancadan alınmıştır. Sayıların, geometri şekillerinin özelliklerini, aralarındaki ilişkileri tümdengelim yoluyla inceleyen bilimdir.
Sayılarla hesaplanır her şey, hesap kavramı da rakam gibi Arapçadan Türkçe’ye alınmıştır.
Tarih, coğrafya, müzik, kısacası sayılarla ilgisi olmayan hiçbir bilim dalı yoktur.
Yetmiş yıllarında öğretmen meslektaşlarım, Türk öğrencilerin matematik derslerinde neden zayıf not aldıklarını, sorarlardı.
Bilimsel olarak açıklanacak bir kaynak okumadım. Kendi deneyimime dayanarak açıkladım. Yabancı dilde hesap yaparken, beyinde anadilinde hesaplanıp, çeviri yapılıyor. Yani Alman öğretmenler öğrencilere gereken zamanı vermeden anadilinde hesap eden Alman öğrencilere verdiği ölçüye göre not veriyorlardı. Bu durumda Almancayı ikinci dil olarak öğrenen öğrencilere zayıf notu veriliyordu.
Her iki dili akıcı olarak, çeviri yapmadan okuyup yazma için kaç yıla ihtiyacım oldu, hatırlamıyorum. Öğrenci, yetişkin ve öğrenme yetisine göre zaman süresi değişir. Aslında bilimsel olarak araştırılacak bir konu.
Almanya için Alternatif Parti (AfD) yöneticilerinden bir parti üyesi Türklerin Almanya’daki sayılarını azaltmak gerekir, dedi. Bu ırkçı ve ayrımcılıktan başka parti programı olmayan tehlikeli parti yöneticileri sözleriyle üyelerine hoş görünmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda demokrasiye gönül veren, ırkçılığa karşı olanları meşgul ederek esas çözülmesi gereken sorunlara dokunmuyorlar. Aksi takdirde her problem, olumsuz olayları göçmenler yapıyor, suçlu göçmenlerdir diye gösteremezler.
Almanya’da yaşayan en büyük etnik grubu Türk vatandaşları teşkil ediyor. 2021 yıl sonu nüfus sayımına göre Almanya’da 1.300.778 Türk vatandaşı var. Berlin’de 106.640, Türk kökenli Alman vatandaşlarıyla birlik 200.000.
Son yıllarda ırkçılık nedeniyle Türkiye’ye göçenlerin sayısı henüz bilinmiyor. Gelecek nüfus sayımında ortaya çıkar, sayılar açıklanır. Geriye göç kavramı yalnız ilk nesil için geçerli.
Sayı verileri kesin değil, yaklaşık olarak tespit ediliyor. Zira üç çeşit istatistik olarak yapılıyor. Ama bu konuda da araştırmada fayda görüyorum.
İkinci Viyana Kuşatmasından (1683-1699) sonra esir alınan Osmanlı asker ve yönetici üst kademeli subaylar Viyana’dan Avrupa saraylarına hizmet amacıyla dağıtılıyor. Sayılar kilise arşivlerinden derlenebilir, zira yalnız Hristiyan dinine geçenlerin hayatta kalabildiklerini okumuştum, tam olarak kaynak araştırması tarihçiler için ilginç olabilir. Soyadı Türk, Ali olan Almanlar var.
Padişah II. Ahmet tarafından I. Friedrich Wilhelm’e güzel bir at hediye etmesiyle Prusya Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu ile dostluk ilişkileri başlamıştır. 1761 yılında ilk ticaret antlaşması yapılmıştır. 1763 yılından itibaren Berlin’de Osmanlı diplomatları bulunmuştur.
Oturduğum apartman dairesi pencereden gördüğüm at kestanesi ağaçları o yıllarda Berlin’e gelmiş olabilir. O zaman at ulaşımda kullanılıyordu, kıymetine paha biçilmezdi. Atlarda görülen bir hastalığa karşı Padişah at kestanesi göndermişti.
Birinci Dünya Paylaşım Savaşı (1914-1918) öncesinde iki ülke arasında askeri ilişkiler oldukça gelişmişti. 1914-1930 yıllarında ilişkiler daha çok Alman kültür ve ticareti lehinde işledi.
1960 yılında gelen konuk işçilerden önce Türk öğrenciler üniversite tahsili yapmak amacıyla gelmişlerdi, 1929 yılında 1047 Türk vardı. Konuk işçi alımı 1973 yılında sona erdi, sonraki yıllarda aile birleşim yoluyla Türk işçi sayısı artmış oldu. 1973 yılında 66.521 Türk işçisi en zor, kirli ve sağlığa zararlı işlerde çalışıyor. Aile birleşmesi bu yılda başlıyor, böylece Türklerin sayısı artıyor. Çekirdek aile fertlerini Türkiye’den getirme hakkı anayasada verilmiştir.
1980 yılında Türkleri çeşitli ilçelere dağıtma amacıyla üç ilçeye taşınma yasağı getirildi. Azınlık sayıları çoğunluk yerli toplumu tedirgin edebiliyor.
2026 yılında Almanya nüfusunun yüzde otuz oranla kendisi göçmen veya ailesinde göç geçmişi olan vatandaşlar olduğu sık sık dile getirilir.
Bu açıklamayı bilmeyen yine AfD ırkçı partinin bir yöneticisinin, Almanya yüzde otuz oranında insan olmadan da rahat yaşar, sözündeki sayıların dilini anlayamaz. Yani biz yönetime gelir, devleti idare edersek 33 milyon insanı sürgüne göndeririz, demek istiyor.
Sayıların konusunda bir makale yetmez, kitaplar yazılabilir.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…