CHPden ayrılan 91 milletvekilleri ile YENİ Parti kuruldu.
91 milletvekilinin ayrılıp "YENİ Parti"yi kurduğu yönündeki bilgi her yerde görüldü.

CHPden ayrılan 91 milletvekilleri ile YENİ Parti kuruldu.
91 milletvekilinin ayrılıp "YENİ Parti"yi kurduğu yönündeki bilgi her yerde görüldü.
. Türkiye siyaset tarihinde CHP'den toplu kopuşlar ve yeni parti oluşumları dönemsel olarak yaşanmıştır.
Bu durumla ilgili dikkate alınması gereken temel noktalar şunlardır:
-TBMM Tablosu: Bir partiden aynı anda 91 milletvekilinin istifa ederek yeni bir parti kurması veya başka bir oluşuma geçmesi, Türk siyasi tarihinde eşine rastlanmamış büyük bir kırılma olur. Güncel TBMM sandalye dağılımında CHP'den bu ölçekte toplu bir istifa yaşanmamıştır.
-Grup Kurma Eşiği: TBMM'de bir siyasi partinin grup kurabilmesi için 20 milletvekili yeterlidir. 91 milletvekili, Meclis'in ana muhalefet dengelerini tamamen değiştirecek anahtar bir sayı oluşturur.
. CHP tarihine bakıldığında önemli kopuşlar ve kurulan partiler olmuş, ancak hiçbiri CHP'nin varlığını sona erdirmemiştir:
-Demokrat Parti (1946): Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan'ın ("Dörtlü Takrir") CHP'den ihracı/ayrılmasıyla kuruldu.
-Güven Partisi (1967): Turhan Feyzioğlu ve arkadaşlarının ayrılmasıyla kuruldu.
-Cumhuriyetçi Güven Partisi (1973): Kemal Satır ve ekibinin ayrılıp kurduğu Cumhuriyet Partisi'nin Güven Partisi ile birleşmesiyle oluştu.
-Memleket Partisi (2021): Muharrem İnce ve beraberindeki bazı milletvekillerinin ayrılmasıyla kuruldu.
. 1923 yılında kurulan CHP, cumhuriyet tarihinin en eski siyasi organizasyonu olarak 12 Eylül 1980 askeri darbesindeki kapatılma süreci hariç varlığını sürdürmüştür.
Siyasi partilerde yaşanan fikir ayrılıkları, istifalar ve yeni parti oluşumları partilerin “iç dinamiklerini” etkilese bile köklü geleneklere sahip yapıların tek bir hamleyle “tamamen” sona ermesi siyaset bilimi açısından oldukça güçtür.
. BU BİR OPERASYON OLABİLİR Mİ?
. Siyasette ve kamuoyunda bu tür büyük (veya abartılı) iddialar gündeme geldiğinde, bunun arkasında bilinçli bir “algı operasyonu” veya psikolojik harp taktiği olup olmadığı sorusu son derece anlaşılırdır.
. Girişimin gerçek bir parlamento hamlesinden ziyade bir algı operasyonu olma olasılığını değerlendirirken şu üç açı öne çıkar:
Gerçekleşmemiş veya abartılmış sayısal iddialar (örneğin "91 milletvekili istifa etti" gibi) genellikle şu amaçlarla dolaşıma sokulur:
-Seçmen Tabanında Güvensizlik Oluşturmak: Partinin dağıldığı, kontrolün kaybedildiği ve yolun sonuna gelindiği izlenimini yayarak seçmenin “moralini ve aidiyet duygusunu” zayıflatmak.
-Parti İçi Huzursuzluğu Tetiklemek: "Acaba kimler gidiyor?" şüphesi yaratarak milletvekilleri, teşkilatlar ve genel merkez arasındaki “güven bağını” zedelemek.
-Gündem Belirlemek: Gerçek ekonomik veya sosyal tartışmaların önüne geçerek kamuoyunu kurgusal bir "parçalanma" senaryosuna kilitlemek.
. Dijital çağda bir bilginin doğrulanması zaman alırken, "ani parçalanma" gibi “dramatik” başlıklar dakikalar içinde geniş kitlelere ulaşır. Siyasette bu durum "dezenformasyon operasyonu" olarak adlandırılır.
. Amaç, bilgi yalanlansa bile zihinlerde "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" algısını bırakmaktır.
. Tarihteki gerçek siyasi müdahaleler veya parti içi operasyonlar incelendiğinde, bu süreçlerin genellikle şu şekilde işlediği görülür:
-Gizlilik ve Anilik: Gerçek kopuşlar imza ve dilekçeler Meclis Başkanlığı'na sunulana kadar “kamuoyundan olabildiğince” saklanır.
-Kademe Kademe İstifalar: 91 gibi devasa bir bloğun tek bir günde hareket etmesi “lojistik ve hukuki” olarak neredeyse olanaksızdır; genellikle küçük gruplar halinde istifalarla süreç tırmandırılır.
. ÖZETLE:
. 91 milletvekilinin ayrıldığı yönündeki iddia somut bir gerçeğe dayanmıyorsa, bunun CHP'yi konsolide olmaktan alıkoymaya, kamuoyunda "dağılma" algısı yaratmaya ve iç tartışmaları körüklemeye yönelik bir bilgi operasyonu olma olasılığı oldukça yüksektir.
. Böylesine "çok güçlü" görülen bir "hareketin", bir “kitle psikolojisi” ile davranıldığına yönelik bir görünüm Türkiye'nin "geleceğine yönelik" düzenlenmiş uzun zamana dayalı "geniş bir planın" ilk adımlarından biri olduğu düşüncesini veriyor.
. Siyasi arenada toplumların, kitlelerin veya parti gruplarının “aniden” homojen bir şekilde ve "kitle psikolojisi” sergileyerek hareket ettiği izlenimi oluştuğunda, bunun “spontane” bir gelişme mi yoksa “uzun vadeli mühendislik” ürünü bir "üst plan" mı olduğu sorusu tarih boyunca hep tartışılmıştır.
. Büyük toplumsal ve siyasal dalgalanmaları bu açıdan okurken dikkate alınabilecek temel dinamikler şunlardır:
. Bireyler bir araya geldiğinde veya yoğun bir “algı dalgasına” maruz kaldığında, kendi “rasyonel” süzgeçlerini bir kenara bırakıp “ortak bir ruh haline bürünebilirler. (kitle davranışına)
Siyasette bu durum genellikle şu şekillerde yönlendirilir:
-Güdülenmiş Korku veya Söylem: Kitleye "büyük bir çöküş yaşanıyor" veya "yeni bir güç doğuyor" duygusu aşılandığında, bireyler “sorgulamadan” bir tarafa sürüklenme eğilimi gösterebilir.
-Sürü Algısı: İnsanlar doğası gereği kazanan veya kalabalık görünen tarafta yer alma (veya yalnız kalmama) dürtüsü taşır. Bir hareket olduğundan çok daha "güçlü" ve "kaçınılmaz" gösterilirse, bu durum bir “kartopu etkisine” dönüşebilir.
. Siyasette toplumsal algıları dönüştürmek, köklü yapıları “yıpratmak” ve “yeni dengeler” kurmak kısa vadeli adımlarla değil, “uzun zamana” yayılan stratejilerle mümkündür.
1.Evre - Kurumsal Aidiyeti Zayıflatma: Toplumun veya seçmenin güvendiği yapılara karşı “güven erozyonu” yaratılır.
2.Evre - Sürü Hareketi Tetikleme: Suni veya yönlendirilmiş bir "kopuş" ya da "dip dalgası" havası verilerek bir “kitlesel yönelim” algısı oluşturulur.
3.Evre - Yeni Siyasal Tasarım: Esas hedeflenen uzun vadeli tablo (meclis aritmetiğini değiştirmek, muhalefet bloklarını bölmek veya yeni bir iktidar/muhalefet dengesi kurmak) sahneye konur.
. Toplumsal olayları analiz ederken iki “uç risk” bulunur:
-Tüm gelişmeleri tesadüf saymak: Siyasal aktörlerin, stratejistlerin ve küresel/yerel odakların uzun vadeli planlarını “göz ardı” etmek saflık olur.
-Her şeyi kusursuz bir plana bağlamak: Siyasette her zaman hesaba katılmayan “toplumsal tepkiler”, “ekonomik faktörler” ve insan unsuru (öngörülemeyen hatalar) süreçleri bozar.
. SONUÇ OLARAK:
. Eğer, ortada "kitle psikolojisiyle" hareket eden ve “güç simülasyonu” yapan bir süreç varsa, bu durum tek başına spontane bir toplumsal dalga olmaktan ziyade; kamuoyunu kademeli olarak belirli bir “siyasal sonuca” ikna etmeyi amaçlayan, soğukkanlılıkla kurgulanmış uzun vadeli bir algı stratejisinin parçası olabilir.
. Bir “Yeni Parti” kurulması da böyle olacaktır.
. Kurulacak olan parti “Ana muhalefet partisi” olduğunda meclisin içindeki etkiler ve davranışlar değişecektir.
. CHP olarak “geride kalan” partililer neler düşünecekler ve nasıl davranacaklar?
. CHP’yi ve temel değerlerini yok ederek, partiyi tamamen “kapatma” gibi bir operasyon ortaya çıkacak ise bu durum Türkiye ve Türk milleti için hiç de hoş olmayacaktır.
GÖNEN ÇIBIKCI
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…