Uzmanlar, Akdeniz'de son aylarda artan mikroplastik kirliliğinin büyük bölümünün nehirlerden geldiğini ve sorunun kaynağında çözülmesi gerektiğini belirtiyor.
Akdeniz kıyılarında yaz mevsimiyle birlikte yer yer yoğun plastik kirliliği görüldü. Özellikle Mersin, Antalya ve Muğla kıyılarındaki sahillerde biriken plastik atıklar, vatandaşlar tarafından görüntülenerek sosyal medyada paylaşıldı.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İklim Merkezi ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, denizlerde görülen plastik kirliliğinin temel kaynağının karasal faaliyetler olduğunu söyledi.
Atıkların büyük bölümünün nehirler aracılığıyla denize ulaştığını ve daha sonra akıntılar sayesinde geniş alanlara yayıldığını anlatan Salihoğlu, plastiklerin deniz tabanına çökelebildiğini ya da yüzeyde taşınarak kıyılarda birikebildiğini kaydetti. Bu plastiklerin zamanla makro, mezo ve mikroplastiklere ayrışarak deniz ekosistemi üzerinde uzun süreli baskı oluşturduğunu ifade etti.
Salihoğlu, "Yaptığımız çalışmalar, kıyılarımızdaki plastik kirliliğinin büyük bölümünün en azından bizim nehirlerimizden kaynaklandığını gösteriyor. Öncelikle bunları azaltmamız gerekiyor. Nil Nehri'nden gelen yoğun kirliliğin de buraya ulaşması mümkün ancak bunun ne kadarının ulaştığını net olarak bilmiyoruz." dedi.
Akıntılar doğudan batıya taşıyor
Taşınan plastiklerin yalnızca Adana ve Mersin kıyılarını değil, deniz akıntıları sayesinde daha uzak bölgeleri de etkileyebildiğinden bahseden Salihoğlu, Akdeniz'deki Küçük Asya Akıntısı olarak bilinen sistemin doğudan batıya doğru hareket ettiğini belirtti. Bu akıntının Doğu Akdeniz'deki plastikleri batı kıyılarına taşıyabildiğini ifade etti.
Bu nedenle denizlerin dijital ikizlerinin oluşturulması, erken uyarı sistemleri geliştirilmesi ve kirliliğin yayılımını tahmin eden modellerin hayata geçirilmesi önem taşıyor. Salihoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile bu kapsamda mavi ekonomi ve deniz izleme çalışmaları yürüttüklerini bildirdi. Kısa süre içinde geliştirilecek modellerle plastiklerin nereden gelip nereye taşındığının daha net ortaya konacağını belirtti.
Plastik kirliliğinin yalnızca kıyılarda fark edilen bir sorun olmadığını vurgulayan Salihoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Denizler artık bu kirliliği daha fazla kaldıracak durumda değil. Biz kıyıda görünce tepki veriyoruz ama plastikler en küçük organizmalardan balıklara, deniz kuşlarından balinalara kadar tüm ekosistemi etkiliyor. Plastik tek başına değerlendirilmemeli. İklim değişikliği, aşırı avcılık, kimyasal kirlilik ve diğer baskılarla birlikte biyoçeşitliliği zayıflatan önemli unsurlardan biri."
Salihoğlu, çözümün yalnızca plastiklerin değil, nehirlerden gelen kimyasal kirlilik, besin tuzları, kent ve tarım kaynaklı atıklar dahil tüm baskıların birlikte azaltılmasından geçtiğine dikkat çekti.
Karada biriken plastikler akarsularla denize taşınıyor
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven ise son dönemde görülen plastiklerin, yıllardır izledikleri klasik plastik kirliliğinden farklı özellik taşıdığını kaydetti.
Benzer kirlilik belirtilerini ilk kez 2022 yılında Mersin kıyılarında gözlemlediklerini belirten Güven, yaptıkları çalışmalarla bunun karasal kaynaklı olduğunu ortaya koyduklarını aktardı.
Şubat ayında yürüttükleri Ulusal Deniz Kirliliği İzleme Programı çalışmaları sırasında Mersin Körfezi ve İskenderun Körfezi'nde olağanüstü yoğunlukta plastikle karşılaştıklarının altını çizen Güven, geçen yıldan bu yana Alanya, Kemer ve son dönemde Marmaris'e kadar uzanan benzer kirlilik ihbarları aldıklarını dile getirdi.
Güven, özellikle şubat ayındaki yoğun yağışların ardından nehir havzalarında biriken plastik yükünün denize taşındığını düşündüklerini aktardı.
Plastik yoğunluğunun boyutunu ortaya koyan çarpıcı gözlemler yaptıklarını anlatan Güven, "Normalde deniz yüzeyindeki mikroplastikleri özel ağlarla toplar, filtrelerden geçirerek sayarız ancak Seyhan'da yaptığımız örneklemede ağımız tamamen plastikle tıkandı. Numuneleri filtreye aktarmamız mümkün olmadı. Ağın içindeki plastikleri büyük boy bir buzdolabı poşetine doldurmak zorunda kaldık. Bu, şimdiye kadar karşılaştığımız en yoğun plastik kirliliklerinden biriydi. Büyük bölümü mikroplastik değil, mezo boyutta parçalanmış plastiklerden oluşuyordu." diye konuştu.
Güven, sözlerini, "Önce kirliliğin kaynağını bilimsel olarak kesin şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Denizden plastik toplamak bana hastalığın semptomlarıyla mücadele etmek gibi geliyor. Asıl yapılması gereken hastalığın nedenini ortadan kaldırmak." diyerek tamamladı.
Denetimler sürüyor
Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürü Fatih Ekmekçi, önceki gün yaptığı açıklamada, 1 Temmuz'dan itibaren Adana, Antalya, Muğla, Mersin, Hatay ve Gaziantep'te denizde ve kıyıda mikroplastik kirliliğine karşı yapılan seri denetimlerde 52 tesise 118 milyon 211 bin 499 lira ceza kesildiğini, 19 tesisin faaliyetten men edildiğini söylemişti.
Ekiplerin bu alanda çalışmalarının aralıksız devam ettiğini belirten Ekmekçi, "Akdeniz'e has 10 sabit noktada mikroplastikleri ve plastik atıkları ayrıca inceliyoruz. Akdeniz'de Taşucu Limanı'ndan Antalya'ya kadar halihazırda işi verdiğimiz yüklenici ODTÜ ile bu konuyu çalışıyoruz. ODTÜ'müzün gemisi, Bakanlıkla bu çalışmaları yürütüyor." demişti.








Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!