Uyumluluk başlığıyla 1 Haziran 2024 tarihinde yayınlanan makalemin devamı olan bu makaleyi okumaya başlamadan önce, sevgili okuyucularımın arşivden birinci bölümü okumasını öneriyorum.

Prof. Dr. Cihat Karaali Uyumluluk kitabına ikinci baskısında beş konu ilâve ederek, büyük bir özveriyle tamamlıyor.

Bana öğretmenim diye hitap ederek, harfleri inci gibi dizerek yazdığı mektupla makale yazmamı kolaylaştırdı. İyi bir öğretmen böyle profesör olmuş öğrencilerinden faydalanır, öğrenmeye devam eder, elbette.

Birinci bölümde yazdığım gibi, kitabın ikinci baskısı bu beş konuyu da kitapsever herkes okumalı. Fakat Sosyoloji, Psikoloji ve Felsefe konularında doktora çalışması yapacak olan üniversite öğrenciler mutlaka kaynak olarak kullanmalı.

Basılı kitapları okumak göz sağlığı için çok önemli, çoğu kez sanal ışıkta ekrana yansıyan haber ve makaleleri okuyoruz. Yazarın biyografisini tekrar yazmıyorum. Tarihin zamanla neler getireceği bilinmiyor. Ders verdiği Jena Üniversite’sine Diplom kimyacı Lothar Holzhey 1950 yılında dilekçe veriyor. Babası işçi veya çiftçi olmadığı için ret cevabını alınca, Berlin Hür Üniversitesi’ne kaydını yaptırıyor. O tarihte Doğu ve Batı Almanya tam anlamıyla henüz ayrılmamıştı. 13 Ağustos 1961 tarihinde ayrıldı, aynı yılda Türk konuk işçileri Almanya’yı savaştan sonra yeniden inşa etmek amacıyla geldi.

Tekrar kitaba dönersem, düşünce ve çevremi algılamakta zenginleştim diyebilirim. Korona pandemi döneminde doğa ve hayvanlarla ilgili çok belgesel izledim.

Kuşların yuvalarını örerken mimari maharetleri, birbirine çok benzeyen yuvalarda yavrularının olduğu yuvayı iç güdüleriyle nasıl bulduklarına hayran oluyorum.

Oturduğum apartmanın önündeki at kestanesi ağaçları alt katta bizim dairenin penceresi yüksekliğindeydi. 1973 yılından bu yana otuz kırk metre yükselirken bina tarafı uyum sağlamış dalları kısa, sokağa açılan tarafı ise oldukça dalları geniş alana yayılıyor. Ağaçlar yere, ışığa göre uyum sağlıyor.

İnsan vücudu da mucize olan bir makine gibi çalışıyor. Düzende bir organ veya eklem uyum sağlamazsa dolaşım, ağ huzurunu kaybediyor ve hasta oluyoruz.

İlâve edilen beş konuda uyum sağlanmazsa kişi huzursuz, hasta veya duygusuz oluyor. Kişinin sorunu olarak kalmıyor, toplumu rahatsız ediyor, problem geç anlaşılınca çözümü de zorlaşıyor. Hatta gençler şiddet uyguluyor, nefret ve kin duygularını dışa vuruyor.

Alt beş başlık şöyle:

Uyumlulukta Karakterin Önemi, Uyumlulukta Önemsenmesi Gereken Toplumsal Uygulamalar, İnançta Uyumluluk, Diğer Varlıkların Muhteşem Uyumluluğu, Uluslararası Uyumluluk.

Karakter kavramı Yunancadan Türkçe’ye alınmıştır. Belli ahlak ölçülerine göre değerlendirilen kişilik. Kitapta on sayfa kişiliğin gelişmesi, olgunlaşmasına ayrılmış. Bebek doğar doğmaz birey olma yönünde uyma zorunluğu var. Anne babanın tutumu, davranışları, örnek olması önemli.

Ahlakı kötü, kendisine güvenilmeyen birine karaktersiz denir. Her insanın karakteri vardır, ama iyi veya kötüdür. Çocukta kişiliğin gelişmesi, karakterinin iyi olması, iyi sağlıklı, çevreye ve zamana bağlıdır. Eğitim yuvada başlar, okulda ve çevrede devam eder, etkilenir. İnternet ve teknoloji ailenin kontrolünü zorlaştırdı.

İnsan ilişkilerinde aile mevhumuna önem verilmeli, arkadaş dost ziyaretleri ihmâl edilmemeli. Mobil telefon kullanmada çocuk ve gence sınır konmalıdır. Çocuk, genç ancak böyle kendisini kontrol etmeyi, disiplin ve kurallara uymayı benimser.

Berlin’de cereyan eden son terör olayında 19 yaşındaki genç, kutlama esnasında kiralanan bir arabayla insanların üstüne sürerek bir kadının ölümüne 31 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Aşağı yukarı yüz polis genci sağ tutuklayamadı.

Bir bebekten nasıl katil oluyor, diye sosyolog, psikolog, anne ve öğretmen olanlar konuşmadı. Politikacılar güvenlik tedbirlerini konuştu. Düzensiz göç yine politikaya alet edildi. Halbuki gencin ailesi göçmüş, kendisi Berlin’de doğdu, okula gitti, Alman vatandaşıydı.

Bu kitapta üç sayfada İnançta Uyumluluk alt başlıkta özetleniyor.

Terörün dini olmaz, İslâm ile İslâmcı kavramlarıyla izah ediliyor, bence dinin adı hiç geçmemeli. İyi ki dedem Galip Hoca artık hayatta yok, duymuyor. İslâm dinini terörle birlikte ananlar teröristlerin dilini kullanmış oluyorlar.

Batı toplumlarında yalnızlık duygusu pandemi gibi yayılıyor. Bu duygu kişinin kendisiyle barışık olma alanında yalnız kalmak değil, hüzün veriyor. Sosyal iletişim eksikliğinden dolayı üzüntü depresif bir tavır takınıyor.

Bazı sivil kuruluşları, belediyeler ve sağlık sigortaları yalnızlık duygusunda olanlara, yalnız yaşayan yaşlılara sosyal danışman önererek yardım ediyor.

 “Yalnızlığın ızdırabını çekenlerin çökmüş yüz hatlarındaki görünümler, eşkalinde yer bulabilmekte zorlanmıyor artık. Yürek duygusal iletişiminin iteklenmesini hissedemediği atışlarını zayıflattı.”                                          

Cihat Karaali 

Ulus, çoğunlukla aynı toprak üzerinde yaşayan, aralarında tarihi, dili, dini ve ekonomi bağları bulunan topluluk demektir, eş anlamı millet. Her ulus yabancı baskısından ve sömürüden kurtulmayı ister. Kendi ulusunu sevip, onu yüceltmeyi amaç edinir. 

Uluslararası uyumluluk, her türlü farklılığa rağmen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde belirlenmiş yasaya riayet etmekle mümkündür. Ülkelerin anayasası bu temel prensip niteliğini benimsemelidir.

Bu fevkalade bilimsel, şiirsel anlatımı içeren kitabı okuduktan sonra doğada bitki, hayvan ve küçük çocuklarda uyum niteliklerini keşfeden okur, daha bilinçle insan ilişkilerini yürütebilir. 

Okuyarak kalın! 

İlter Gözkaya-Holzhey                                     

eMail: [email protected] 

Kaynak olarak kullandığım, tanıtmaya çalıştığım okunmasını önerdiğim bu kitabın ikinci baskısı, sayfa 102 – 230, alıntı sayfa 140.

 Cihat Karaalı, Uyumluluk – Kişisel Gelişim, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul,

ISBN: 978-625-6503-28-1

 www.cumhuriyetkitap.com.tr