Atatürk'e onun devrimlerine, aydınlık, akıl ve bilim mirasına, putperestlik diyebilen bir cehalete bakınca. Bugün ne yazık ki aklını nasıl kullanabileceğini bilmeyen bir toplum yaratmışız. İnanç saygınlığını bile cehalete kurban eden din tüccarları. Akıl ve bilimi her zaman dine düşman olarak göstermişler. Bu cehaletin akıl ve bilimle bir arada olmaları mümkün mü? Descartes ''Aklını kullanamayan toplumlarda bölünme, yıkım, tükenmişlik ardı ardına gelir, yaşanır.'' diyor. Albert Einstein ''Bir toplumun aklını alırsanız onu akıldan yoksun bırakırsanız, bu tüm felaketlerin yaşanması demektir, sonrasında atomu parçalamaktan daha zor sonuçlar yaşanır toplumsal travmaya dönüşür.'' Bugün en önemlisi eğitim değerleri düşük toplumlarda bu travma zaten yaşanıyor. Bachelard ''Gerçek sorgulanmaktan engellenirse o toplumda siz tümüyle aklı yok ederek kendi gücünüze hâkim olabilirsiniz.'' diyor. Bugün tüm bu gerçeklerin yansıtıldığı, yani sorgulamaktan korkan bir toplum yaratmanın resmi yok mu ortada? 

Akıl ve Bilim daima yol göstericidir, eğitimde, kültürel ve sanatsal paylaşımlarda daima vardır, var olmalıdır. Bilim adamlarına inanmanın onların sözlerinden feyz almanın en önemli adı akıldır. Bizleri aydınlatacağına, çağdaş aydınlık değerlerin adını vermesindeki çabasına güvenmezsek, inanmazsak, o zaman tek başımıza yapayalnız kalırız. Üstüne basa basa söylemek isterim, bugün Türk toplumu bu tıkanmanın sonrasındaki sonuçları yaşamıyor mu? Türk toplumu eğitim, kültür, sanat, akıl ve bilim değerlerinin çok gerisinde bırakılmadı mı? Her seçim döneminde eğitimi düşük, cahil bir toplumla ülkenin kaderi yazılmıyor mu? Burada beynimizin yargısını da düşünmeliyiz. Siz akıl ve bilimi, yaşanası kazanımlarını aydınlığı ne kadar söyleseniz de buna beyni yaşlanmış insanın inanmayacağını ya da aklının bunu almayacağını, gördüğüne değil duyduğuna inanmaktan vaz geçmeyeceğini görmekteyiz bu ülkede. Ama ne yazık ki önyargılarımız ne denli çoksa, beynimizde o denli yaşlıdır. Ama yine de bir şansımız var; hâlâ düşünebiliyoruz. 

Bilimsel değerleri kullanabilirsek aklımızı da tekrar yaşatabiliriz. Beynimizde yaşlanmış hücrelerin kalan canlı hücrelerle tekrar canlanması aklı düşünüyor olması bir mucize değil mi? Bugün dinsel inançlara saygı duyan Fizyolog Claude Bernard (1813-878) inancın yaşamasını bile akıl ve bilimle değerlendiriyor, ''Din saygınlığı tamam da asıl ben burada aklı ve bilimsel çağdaş değerlerin toplumsal anlamda ne kadar önemli olduğunu anlatmalıyım.'' diyor. Burada akıl ve bilim değerlerinin inancı da saygın kalan biçimde korunmasını sağlıyor. Bernard inanca saygısını tüketmemiş, ama dinin her zaman akıl ve bilime engel olmak adına kullanıldığı da savunmuş. Keşke bugün bu ayrıntıyı, ayrımları akıl ve bilimle etkin biçimde kullanabilseydik. Ama birilerinin işine yarayan şey, akıl ve bilimden uzak, eğitimsiz bir toplum yaratabilmek, daha doğrusu din değerlerini narkoz olarak vermek beyni narkoz lama işte sonuçları orta da. Gerçekleri göremeyen, düşünemeyen ve sonucunda yaşanacak felaketleri göremeyen bir toplum. Spencer'e göre öğrenim, yurtseverlik, sınıf, politika ve dine dayalı nice önyargı insanları doğru düşünmekten alıkoymaktadır. 

Bilim ahlakın ilk anlamda önyargısız tüm sorunlara koşulsuz eğilmesidir. Platon, Sokrates daima gerçekleri akıl ve bilimle sorgulayarak sonuca varmışlardır. Önyargı zaman zaman birçok bilim adamını hareketsiz bırakmıştır. Galileo, bu kurbanlardan biridir. Burada Lavoisier'i unutmak mümkün mü? ''Ben ön yargısız bilimi düşünüyorum, sizin beyniniz bilime daima düşman bir anlayışın ürünüdür.'' diye onu yargılayan mahkemeye korkmadan bağırmıştı. Giyotine gitmeden destek için gelen, kendisi gibi bilim adamı olan Lagrange'ye dönerek ''Başım gövdeden ayrılacak ama onu sen al ve bak gözlerim iki defa kırpıyorsa bil ki hala bilimi düşünüyorum.'' demişti. (1743-1794) Lavoisier'in başı gövdesinden ayrıldığı zaman sepete konulmuş ve gerçekten gözleri iki defa kırpmıştır. Bu aynı zamanda daha o yıllarda dünyanın akıl ve bilimle bir sıvanı demekti. Ama dünyanın en önemli düşünür ve bilim adamlarına tahammül edemeyenlerin. Aklı ve bilime açtıkları savaşta kazanan daima akıl ve bilim olmuştur. Her toplumda vardır önyargılar. Ama akılcılık devrimini yaşamış olanlar, ön yargıları daha kolay yenebilmişlerdir. Bugün Rönesans devrimini yaşamamış ülkelerde Descartes, Durkheim, Dante, Aristo, Weber, Sartre yetişmiyor? Bugün üst konumda olanların kendi ön yargılarına yenilmeleri sonucu toplumsal yıkımlar yaşanmıyor mu? Bunlar nedense hükmettikleri toplumun aydınlanmasını akıl ve bilime sarılmasını istemezler. Onlar denetlenmek yargılanmak sorgulanmak istemezler, bu nedenle toplumun aydınlanmasına izin vermezler bundan beslenirler. 

Aklımızı nasıl kullanacağımız konusunda her fırsatta bunu açıklayan Descartes bile ''Siz toplumu yönetenlersiniz, ama asla akıl ve bilimden ayrılmadan yaratacağınız bir toplumsal güç daima mutlu ve huzurlu bir toplum olmanın adıdır.'' diyor. Descartes'i okumaz, görmez, anlamazsak, acılar içinde kıvranıp duracağız. Gerçekleri algılamanın bilmekten daha önemli olduğu gerçeğini hiçbir zaman anlamayacağız. Ünlü İngiliz siyaset bilimci Lord Acton ''Akıl ve bilim insan hak ve özgürlüklerini yaratır inanmakta yaşanır bir gerçeğin ta kendisidir, ama yeter ki üst yönetenler sorumlular bu gerçeğin yaşanır hale gelmesinde fedakârlık yapsınlar.'' diyor. Aydınlık, bilim, özgürlük, uygarlığın yaşanır meyvesidir. Ancak totaliter rejimlerde bu gerçeğin ne kadarı hayat buluyor sonuç ortada. 

Akıl ve bilim hiç kimsenin kölesi değildir. Özgürlük ülkeleri servet sahibi yaparken, halkları da refah, huzur, mutluluk içinde yaşatmanın aracıdır. Çağdaş medeniyet demek, insan gibi insan olmak ve tüm değerleriyle insan gibi yaşamak demektir. Erdemli, onurlu, özgür, samimi, demokrat, kendi içinde herkesle barışık. Böyle bir ülke modelini özlemek dilerim çok yakındır. Türk halkı akıl ve bilim değerlerine inanmış geleceğin çağdaş aydınlık Türkiye resmini çizecektir. En önemlisi de nasıl yaşayacağına kendi karar verecektir. Ama bugün gördüğüne değil De duyduğuna inanan bir toplumsal yapıdan kurtulursak bu mümkün olacaktır.

Prof. Dr. Levent Seçer