Gizem felsefede duyuları aşan; usumuzun doğal durumunda varoluşu ve özü bize kapalı, saklı şey, doğaüstü inanç duyuları. Gizemli ise içinde gizem bulunan, ne olduğu belirlenemeyen, eşanlamı esrarengiz.
Din dersi öğretmeni, gönüllü Papaz olan Frank Bürger’in, derleyip yazdığı kitap, Albert Schweizer’in hayatı ile ilgili gizemli yolculuğun izinde geniş kapsamlı bir geziyi anlatıyor.
Kitap tanıtımını Berlin Parlamentosu Sosyal Demokrat Parti (SPD) Milletvekili Sebahat Atlı organize etti. 20 Eylül 2026 tarihinde Berlin Parlamento seçiminde tekrar aday olan Sebahat Atlı Frank Bürger’in kısaca biyografini anlatarak toplantının açılışını yaptı.
Bu kitabın tanıtımı seçimden önce yapılması radikal ırkçı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarını yükselttiği bir tarihte uyarı niteliğindedir.
Albert Schweizer savaşa, silahlanmaya ve ırkçılığa karşı mücadele etmiştir. Müzisyen, din bilim adamı, filozof, doktor olduğu için çok yönlü etkisi olmuştur.
Beyazların Afrika kıtasında siyahlara uyguladıkları sömürge ve ırkçılığa karşı orada hastane açarak, Afrikalıların yaralarına merhem olmaya çaba göstermiştir.
Frank Bürger, çok yönlü din ve bilim adamının yaşadığı kentleri, ziyaret ettiği müze, saray, kiliselere katılımcılara yolculuk yaptırdı. Tanıştığı, ders aldığı, örnek aldığı yazar ve müzisyenlerin biyografisi hakkında bilgi verdi, Bach, Wagner, Goethe gibi.
Albert Schweizer adı verilen ev ve diğer yapıların fotoğraflarını göstererek anlattı.
Berlin-Spandau Johannesstift’de adı verilen binayı sınıf gezisinde görüp merak etmiştim.
Vakıf, dernek ve inisiyatif gibi kuruluşlarda emek verenleri de unutmadı.
Benim gibi yorgun emekli öğretmenlerin bile dikkatle dinlemesini ses tonunu şahane kullanarak sağladı. Toplantı süresinde saate bakma ihtiyacı duymadım. Toplantıya katılanların bilgilerine yer vererek kitap tanıtımını zengin kıldı.
Toplantı sona erdiğinde uzun bir yolculuktan dönmüş gibi hissettim. Berlin, Schwetzingen, Heidelberg ve daha birçok şehirleri gezdik, Afrika’ya kadar gezimiz uzandı.
Kitap kapağındaki Cami fotoğrafı İslâm dinine hoşgörüyü ifade ediyor. Almanya’da Osmanlı mimarisi moda olduğu zaman inşa edilmiş.

Ludwig Philipp Albert Schweizer 14 Ocak 1875 yılında Kayserberg kentinde dünyaya geldi. 4 Eylül 1965 yılında Afrika kıtasında Lambarene, Gabun kentinde vefat etti. Doktor, filozof, din bilim insanı, müzik bilim adamı, savaş karşıtı 20. Yüzyılın en önemli fikir adamıdır.
Çok sayıda ödül almıştır, ama en önemlisi 1953 yılında aldığı Barış Nobel ödülüdür.
Babası Papaz Protestan mezhebinde inananların din görevlisiydi. Ailenin desteği olmadan o zaman da yüksel tahsil yapmak kolay olmazdı. 1898 yılında Straßburg üniversitesinde din bilim adamı olarak yüksek tahsilini tamamladı.
1913 yılında Fransa sömürgesi olan Lambarene’de inşa edilen klinik 1200 km mesafede Gabun akarsuyu yakınındaydı. Açtığı hastanede doktor olarak çalışmak arzusuyla üniversitede tekrar öğrenci olmak istedi. Doçent olduğu için özel izin gerekiyordu. Profesör olduğunda 38 yaşındaydı.
1912 yılında Yahudi inancında, tarihçi Harry Bresslau ve Caroline kızı Helene Bresslau (1879-1957) ile evlendi. 1919 yılında doğan kızı Rhena Schweizer-Miller babasının kurduğu vakfı 1970 yılına kadar yürüttü. Anne, baba ve kızlarının mezarları Afrika’dadır. Vakıf bağışla hâlâ çalışmalarına devam ediyor.
Eşinin Yahudi bir aileden geliyor olması, Hitler rejiminde hayatta kalmasını zorlaştırdı. Bu nedenle Fransız ve Alman vatandaşlığı arasında değişiyordu. Aile evde iki dil konuşuyordu. Org reformunda Fransız kilise müziğin etkisi oldu.
Ülke sınırlarını çoktan aşmış bir bilim insanı, müzisyen artık kıta sınırlarını da aşarak dünya vatandaşı olmuştur.
Felsefe, müzik bilimi, biyografi hakkında yazılmış eserler, ürünler ve filmler doktora çalışması yapmak isteyen üniversite öğrencileri için faydalı olacaktır.
Sevgili okuyucularım, Frank Bürger’in büyük bir çabayla, gezerek derlediği bu kitabı merak eden herkes okumalı. Irkçılığın yeniden hortladığı Almanya-Avrupa’da böyle insan olma sanatını becerenler örnek olarak gösterilmeli.
Albert Schweizer gibi öncü düşünürler ve düşüncesini uygulayanlar olmasaydı, Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasasına (23.05.1949) birinci madde alınmazdı herhalde.
“İnsanın onuru dokunulmazdır. Tüm devlet erki ona saygı göstermek ve onu korumakta yükümlüdür.
Bu nedenle, Alman halkı dokunulmaz ve devredilmez insan haklarını, yeryüzünde her insan topluluğunun, barışın ve adaletin temeli olarak tanır.”
Tarih, Alman halkına yalnız ülkesinde değil, Filistin halkı dahil tüm gezegenimizde insan haklarını koruma sorumluluğu vermiştir.
Hoşça kalın.
İlter Gözkaya-Holzhey
eMail: [email protected]
1) Kaynak, okuma ve araştırma kitap: Frank Bürger, Albert Schweizer,160 sayfa Schröck Verlag, Altlußheim,2025
2) WIKIPEDIA (33 sayfa)
3) Anayasa birinci madde alıntı: Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası, Concept Yayınevi, tercüme Alişan Genç, TBB (1999).






Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!