Türkiye şehir, kasaba ve beldeleri 31 Mart 2019 tarihinde yerel yöneticilerini seçecek. Türkiye açısından ne yerel seçimler yeni, ne de seçmeni başka bir ülkeden geldi. Türkiye’de onlarca yıldır yerel seçimler yapılıyor.

Yerel seçimler mantığı nedir?

Şehir, kasaba, beldelerin yönetimine talip olan adaylar çıkar.  Projelerini açıklarlar. Seçmenler kendi  ve yaşadığı bölge ihtiyaçları doğrultusunda adayını belirler. Seçim günü sandığa giderek oyunu kullanır.
Onlarca yıl deneyiminden sonra; …Yüzyılın 2019 ‘unda  “ne bu ne şiddet, ne bu celal” Ayrışma dili yakışıyor mu? Nefret dili yakışıyor mu? Hakaret dili yakışıyor mu? Kutuplaşma dili yakışıyor mu? Ulus, inanç, mezhep, milliyet üzerinden tartışma… Yakışıyor mu? İnsanlığa yakışıyor mu? Türkiye’ye yakışıyor mu? Çocuklarımız, ilim, bilim-teknoloji… Terimlerini öğreneceği yerde  terimleri öğreniyor. algısı gelişiyor.  Terimler üzerinde hafife alınarak, olağanlaştırılıp anlamsızlaştırılıyor. Bu söylemler vatan savunmasında toprağa düşen kara ayağız ana dolu Mehmetlerinin kemiklerini sızlatıyor. Manisa Saruhanlı ilçesinde yerel yönetici adayları doğal olarak Saruhan’ın yerel sorunlarını programlanarak, projelendirilerek seçim turuna çıkarlar. Bu çalışmalar ışığında seçmen kendi taleplerine çözüm sunan program ve projelerine göre adayını belirler. Sandığa giderek oyunu kullanır. Birileri çıkıyor  Ülkemizin konumu itibarı ile ülkemize yönelik bir düşmanlık varsa:  Vatan, millet, bayrak kutsal, ortak değerlerdir. Menfaatlere  alet ederek kutsal değerler “hafifletilmemeli.” Hiçbir parti çıkıp,  “HDP’e (Halkın Demokrasi Partisi) oy veren 6 milyonun oyunu istemiyoruz.” Demiyor. Her parti diğerini HDP ile işbirliği yapmak ile suçluyor. HDP Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulmuş bir parti değil mi? Bu parti bölücü ise neden yasalar kurulmasına müsaade etti? HDP= terör örgütü ise, üye, yöneticileri ve oy veren 6 milyon seçmeni terör örgütüne üye olmaktan tutuklanması gerekmiyor mu? Türküye Cumhuriyeti yasaları çerçevesinde faaliyet sürdüren bir parti ise, bu tartışmalar niye?  Türkiye’nin batısında HDP’i düşmanlaştırmak, Türkiye’nin doğusunda MHP, CHP, İYİ PARTİ, AK PARTİ’Yİ düşmanlaştırarak Türkiye’yi ayırmak olmamalı.  Yerel seçimlerde din, ulus, mezhep, milliyet, bölge,  hatta parti ayrımı yapmadan yerel sorunlarımıza çözüm yaratacak adaylar üzerinde tartışarak, uzlaşıp, sandığa gidip oy vermektir. Yerelde güçlü belediyeler yaratarak,  genelde Türkiye’nin her alanda güçlenip gelişmesidir.  “Bizi bölüyorlar, dış güçler bizi ayırıyor, bizi istemiyorlar…” diye ağıt yakma, figan kopararak, diz döverek bir birimizin yakasına yapışmak değildir. “Bu ateşli hasta sayıklamasıdır.”  Sanat, spor, kültür, eğitim, sağlık, bilim-teknik, teknoloji, sanayi, tarım, turizm, hayvancılık… Her alanda gelişip, güçlenerek bayrağı fabrikalara, üniversitelere, uluslar arası yarışmalarda kendimize güvenerek göklere çekmektir.  Milli ürünlere  etiketlemek.  Uluslar arası örgütlülüklerde içerisinde güçlü bir ülke olarak kürsülerde yönetim düzeyinde, ekonomik ve siyasi olarak yer almaktır.  Korku, karamsarlık, tahmin, ayrışma… Değildir. Kendi  öz gücüne güvenerek, kendi ülke geleceğini belirlemektir. Hadi hayırlısı…