Bektaşi babanın birinin yolu İstanbul’da balık pazarına düşer. Balık satıcısı balıklarını satmak için öyle mersiyeler düzer ki, “balıklar taze çıtır çıtır hopluyor, zıplıyor” der. Baba bir iki balığı eline alır, evirir çevirir. Balık satıcısı dayanamaz hemşerim “alacaksan al, ne mıncıklayıp duruyorsun deyince”, baba “evlat bakıyorum balıklar tazemi diye”.

Satıcı cevaplar: “Sen balıktan anlamıyorsun, balıktan anlasan balığın kuyruğunu koklamaz, başına bakarsın”.

Baba cevabı yapıştırır: “Ben de biliyorum balık baştan kokar; kuyruğu koklamamın sebebi, balık o kadar çok kokmuş ki; acaba pis koku kuyruğa kadar gelmiş mi diye merak ediyorum?”