Devlet halk için mi?
Halk devlet için mi?
“Devletler ticaret yapmaz” diyerek özelleştirmeyi özendiren, gerçekleştiren; Başbakanlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Sendikacılar, Bürokratlar, bu görüşü destekleyenler… Coronavirüs dünya ülkelerine yayıldığı şu günlerde ne kadar yanıldığınızı gördünüz mü?
Ahali, para ödeyerek eğitim hizmeti alacaksa, para ödeyerek sağlık hizmeti alacaksa, para ödeyerek yollardan geçecekse, para ödeyerek köprüden geçecekse, para ödeyerek ilaç alacaksa, işsiz kaldığında sosyal güvencesi olmadan kaderine bırakılacaksa… Temel gıda ve barınma sorunu olduğunda başımızın çaresine bakacaksa… Devletler ne amaç ile vaklarlıklarını sürdürürler?
Kim koruyor:
Bu dönemin atlatıldığında ahaliden “sokağa çıkmama yasağı uygulandığı için çalışamadım. Borcumu ödeyemedim. Ben sokağa çıkmama yasağı olduğu için işimi kaybettim. İşsizim… Çalışamıyorum, sosyal güvencem yok. Barınma yerim yok, temel gıdalarımı temin edemiyorum… Sosyal güvencem yok. Borcumu ödeyemiyorum…” Dediklerinde kurum ve kuruluşlar, özel şirketler sorumluluğu almadan “bana ne” demek için sorumluluktan kaçınmak için olur. Devlet sorumluluğu olmaz.
Ülkesinde yaşayan tüm ahalinin temel ihtiyaçlarını karşılamak, sağlık, gıda, barınma, korunma, eğitim sorunlarını üstlenerek çözüm üretmektir. Ahaliyi büyük bir aile olarak şefkat içinde kucaklamasıdır. Ahlaki, vicdani insani tutumudur. Bilim öneriyor ise ülke ve dünya insanlarının sağlığını korumak, coronavirüs salgınından kurtulmak için,
Bu büyük aile ile ayrım yapmadan herkese güven vermektir. Bütünleşmek, aileyi sevmek, korumak, kollamak, güven içinde yaşatmak… Sosyal devlet olmak, devletin halk için olmasıdır.
Özelleştirme yapılan, İtalya, İspanya, Türkiye… Diğer ülkelerde caronavirüs için daha “hazırlıksız” yakalandıklarının, önlem için kararları daha geç aldıkları tartışılıyor.
Tulum, maske… Üretecekti
Kâğıt havlular, tuvalet kâğıtları… Üretecekti
Kolonya, dezenfekte ilaçları… Üretecekti
Tüm Türkiye’de karantina uygulanır ihtiyaç sahiplerine gıda dağıtımı yaparlardı.
Karantina sürecinde ihtiyaç sahiplerine devlet bedava hizmet verirdi.
Her üniversite araştırmaları ile bugün kendi bünyelerinde uzman kadroları ile katkı sunacaklardı.
Devlet kendi vatandaşını “kendi evinde” tedavi edecekti
Bilim kurulları, vakıfları, bilim insanları… Araştırmaları ile hazırlıklı olacak, bilimsel önlemler alınmış olacaktı. (Örneği olan ülkelerin önlemlerini görüyoruz)
İhtiyaç sahiplerine devlet eli ile ilaçlar dağıtılacaktı.
Ahalinin milyarlarca vergi paraları devletlerin aracılığı ile işverenlere kimseler duymadan verilirken bunun adı teşvik oluyor. İşveren, üç kuruşlarını tüm basın, yayın aracılığı ile gösterişe, şatafata dönüştürülmek verilirken onlar hayırsever halk hayra muhtaç ilan edilmekte. Halktan aldıkları milyarlarda birini halka geri yardım için veriyorlar. Gerçekte, halkın parası ile servetlerine servet katarak, aynı zamanda ”yardım sever” unvanı alıyorlar.
Ülkelerin ne hale geldiğini gördünüz mü?
Ülkelerin ne hale geldiğini gördünüz mü?
Dünyanın ne hale geldiğini gördünüz mü?
Hadi, yüreğiniz yetiyorsa tüm dünyanın şahitlik ettiği gerçeğe itiraz ediniz.
Silahlara, ordulara, topraklara, fabrikalara, gökdelenlere… Sahip olmakla olunmuyor. Gücü burada görenlere, anlatılanlara inanmayanlara Coronavirüs salgını ne kadar yanıldıklarını öğretti. Bunlar, çaresiz kaldıkları anlarda sosyal devlet olamamanın acısını ne kadar hissettiler bilemem. Fakat bundan böyle, dünya halkları ülkelerini olmaya zorlayacakları çok açık ve nettir.
Milli sanayi, milli tarım, milli hayvancılık, milli üretim ile olur.
Eğitim, bilim, sağlık, çevre, sosyal yaşam alanları ile oluyor.
Sosyal devlet hizmeti ile oluyor.
Sosyal- siyasal, ekonomik eşit haklar ile oluyor.
EVDE KAL!
Hadi hayırlısı…

0 görüntülenme





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…