Mustafa Kemal Atatürk, halkı ile kurtuluş ve bağımsızlık savaşından sonra, olası bir iç ihanete karşı, Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini çok güvendiği geçlere verirken: ‘’İktidara sahip olanlar; gaflet (aymazlık) ve delalet (aracılık), hatta hıyanet içinde bulanabilirler!’’ Uyarısını yapmıştı. Düşmanları tarafından bile, yüz yılda çıkan bir ‘’dahi’’ olarak kabul edilen bir bilgenin, bir önderin bu uz görüsü, 1950’lerde DP ile başlayarak gelişmiş, 2000 li yılların başında ortaya çıkmış, AKP İktidarı ve Gülen Cemaati ile 2007’den sonra ete kemiğe bürünmüştü. Erdoğan ve yol arkadaşı , ile kurguladıkları uydurulmuş bir inancı İslam diye dayatarak birlikte başlattıkları; ile Laik Cumhuriyeti yok etme projesinin ayağı tutmadı. Aslında FETÖ ve Erdoğan’ın AKP’si birlikte ortak düşman saydıkları Laik Cumhuriyeti ortadan kaldırınca birinden biri ortadan kaldırılacaktı. AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı: İtirafını hiçbir Cumhuriyet Savcısı duymadı! GÜLEN, AKP ve yöneticilerinin kirli çamaşırlarını ortaya dökünce bahanesine sarılarak ayağı olarak, gibi şeriatçılarla Türk düşmanlığını hortlattılar. Sınırsız servet ve iktidar hırsı olan Tayyip Erdoğan’ı ilk keşfedenler yöneticileri ve emperyalizmin lideri olmuştu. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri bir başbakan, bir cumhurbaşkanı olarak tarafından aile bireyleri ve kendisinin haksız malvarlığını açıklamakla tehdit edilen tek kişidir. Eğer halkından saklayacak bir durumu olmasaydı, gerçeğin açıklanmasını istemek yerine, Trump’ın ayağına koşup kapalı kapılar ardında pazarlık yapma konumuna düşmezdi. Erdoğan’ın gerek başbakan gerekse de Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Haçlı güçlerin yanında sadece İslam kanı dökmekle de tarihe geçmiştir. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da radikal İslamcı ve şer-i devlet yanlısı yandaşı olarak Müslümanların katilini gerçekleştirdiler… Yanı başında nüfusu bizden sekiz kat küçük Yunanistan, Ege’de çıplak gözle görebileceğimiz 16 adayı işgal edip, nazire yaparcasına, Genel Kurmay Başkanlarının kuzu çevirmelerini görmek yerine, Kılıçdaroğlu’nun Fetöcü olduğunu anlatarak, masallarda bile olamayacak fantezilerle güçsüzlüğünü örtmeyi yeğledi. Firavun sevicisi, kurtuluş savaşını Türklerin kazanmasını içine sindiremeyen ve cehennemde Fesli Deli Kadir ile keferelikten ihanet azabı çeken Nuri Pakdil haini, Erdoğan’ın emriyle Atatürk’e ve Türklüğe hakaret yeminini etmesini gerçek bir cumhuriyet savcısı olsaydı bu haine gerekli yanıtı verir, AKP’ye kapatma davası açardı. Erdoğan, gün geçtikçe Laik Cumhuriyet düşmanları ile Anayasamızın değiştirilemez denilen ilk dört maddesini yok sayarak suç işlemektedir. Fetö militanı 15 Temmuz’dan sonra Yunanistan’a kaçarken yakalandıktan sonra tekrar hakimlik mesleğine döndürülerek, Erdoğan’ın yakınlarının MAN ADASI skandalını kanıtlayan Kılıçdaroğlu’na 197 bin TL tazminat ödeme cezası vererek iktidara borcunu ödemiştir. Daha altı ay önce bu Ayasofya’yı Cami yapma önerisini yapanlara; diyen Erdoğan, İYİ Parti’nin Ayasofya’yı Cami yapma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedilmişken, iki hafta sonra Erdoğan’ın emriyle Danıştay’a, kendisinin atadığı yandaş hakimce Ayasofya’yı Cami’ye çevirme kararı verildi. Bu karar için Diyanet İşleri Başkanı Atatürk’e hakaretini görmezden gelen CHP yönetimi sessiz kalma yanında bu kararı destekler tavır alması ve Halk TV’de diye kutsandı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Atatürk’ün partisince, Atatürk’ün makamına aday olan Atatürk’e hakaret amacıyla ilk Cuma Namazının, kılınması için kasıtlı AKP kararına karşı durmak şöyle dursun, namaza daveti ricasında bulunmuştu. Oldu olacak, Türbanı; ‘’diye kutsayan Muharrem İnce o gün Ayasofya’da imamlık yaparsa dindar olduğunu kanıtlar. Kendi partisinin bile adıyla ilke sapması yapabileceğini gören Mustafa kemal Atatürk, Bursa Nutkuyla Gençliğe şu emri vermişti: Bu iktidar her geçen gün Laik Cumhuriyete ihanetten vaz geçmeyecektir. Ama ilk seçimlerde halk onları oylarıyla bir daha çıkmamak üzere sandığa gömecektir. Yeter ki muhalefet oyuna gelmesin… Yıldız AKALIN