Erdoğan artık, işine geldiğinde AKP Genel Başkanı gerek duyduğunda Cumhurbaşkanı şapkasına artık gereksinim duymadığından kendini: ‘’Şahsım Devleti’’ olarak ilan etti. Bütün devlet bankalarını, topraklarını, ederi yüksek henüz satılmamış fabrikaları, işletmeleri Varlık Fonunda toplamıştı. Başkanlığına şahsını, damadını da yardımcısı olarak atayarak hazine yanında, ülkeyi de şahsı mülkü olduğunu ilan etmişti. Zamanla merkez bankasında kaybolan 128 milyar dolarlar yanında denetimsiz satıp savmalar kötü kokular saçmaya başlayınca, damadı kurban etmişti. Damat, dua etsin imrendiği Osmanlı döneminde değildi. Öyle olsaydı sarayın bir dehlizinde boğularak halledilirdi. Önceleri tepkilere göre geri adım atarken, son zamanlarda şahsı emrindeki yargı-medya-mafya desteğiyle artık amacını saklamama dönemine girmiştir. Devletin, devlet olma kuralı ve olmazsa olmazı Kuvvetler Ayrılığı ilkesini resmen ortadan kaldırdıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti artık Şahsım Devleti’ne dönüşmüştü. Devlet katmanlarında liyakat kavramının ortadan kaldırılması bir yana, Kabile devletlerinde bile olmayan kaçakçı, katil, hırsız, şantajcılardan oluşan mafya artıkları artık o geçmişteki saygın devletin, makbul muteber ögeleri yerine getirilmiş bir utanç dönemi başlatılmıştır. 18 Yıllık iktidarları boyunca yargı sistemini partilerinde militan görevini üstlenmiş avukatları hakim-savcı atayarak devletin yargı ayağını yozlaştırdılar. Artık, o hakim ve savcılar, kalpazanların, kaçakçıların, mafya bozuntularının sofralarında kara verir oldular. Mafya bozuntularının beslemesi durumuna düşmüş sözde gazeteciler medyanın yüzde doksan beşini oluşturmaktadır. Şeriatçısı, yandaşı, yalakası, beslemesi aynı sofrada ziftlenmekteler. Fakat bu gidişten artık AKP’de başbakanlık, bakanlık, milletvekilleri bile rahatsız oldukları için, partiden hızla kopmaya başladılar İlk önlem seçim propagandalarını yapan, yargıçların, savcıların gözde besleme, yandaş, yalaka sözde gazetecileri besleyen, otellerinde ağırlayan mafya liderlerini yurtdışına göndererek dikkatleri dağıtmak istediler. Eski milletvekilleri ve bürokratlar gibi kapı önüne koydukları gibi saf dışı bırakmak  istedikleri mafya lideri, pes etmeyerek kirli çamaşırları ortaya dökünce Alnı secdeden kalkmaz sandıkları AKP’nin kimlerle ortak olduklarını, siyasi çıkarları için dini nasıl kullandıklarını öğrendikçe, kandırılmanın öfkesi yansıtmaya başladılar. Soma’da yakınını kaybetmiş genci ‘’Ermeni tohumu’’ diye tekmeleyenler, ABD’de Kingston kardeşlerin ve Sezgin Baran Korkmaz’ın suç ortağı Levon Termendhzyan AKP iktidarında parayı bastırınca Lev Asalan Dermen adını vererek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bile yaptıkları ortaya çıkmıştı. Muhalefetin, yapamadığını kendi elemanları yapınca ne kadar kof oldukları ortaya çıkmış oldu. Erdoğan, her ne kadar belli etmek istemese de iktidarının sonuna geldiğini anladıkça gelecek sigortası Katar’a Tank Palet Fabrikasından sonra MKE satarak Cumhuriyet’in savunma kalesini yıkmayı bile göze aldı. İşgal güçlerinin bile zarar veremediği İstanbul’u çılgın projesi için katletme adımını attı. Partisinin 57 Milletvekiliyle yaptığı göstermelik toplantıda bir milletvekilinin: ‘’Eskiden çocuklar çobanlık yapıyordu. Şimdi eğitim zorunlu olunca kimse çobanlık yapmıyor’’ serzenişine Erdoğan: ‘’Çobanlık kötü meslek mi? Bütün peygamberler çobandı.’’ ‘’Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüze sahip çıkacaksınız!’’ Diyerek sonunda, Milletvekillerini çoban yerine koyarken Halkı sürü yerine koydu Gelecek seçimde hangi sürüden oy alacak acaba? Vah Türkiye’m vah! Vah ki nasıl vah…. Yıldız AKALIN