
0 görüntülenme
SECAAT ARZEDERKEN
AKP siyasetini onaylamayan gerek siyasal partiler gerekse de sivil toplum örgütleri ya bazı gerçekleri göremiyor ya da görmek istemiyor.
AKP Laik Cumhuriyetle hesaplaşmak için kurdurulmuş bir Truva atıdır.
AKP, demokrasiyi özümsemiş bir parti değildir.
AKP demek kayıtsız şartsız Recep Tayyip Erdoğan demektir.
Bugün TBMM, tüm siyasi partileri temsil eden bir yasama organından çok tek adamın isteğine göre çalışan tek adamın istemediğinde de çalıştırılmayan bir organ durumundadır.
Yargıtay-Danıştay tamamen Erdoğan’ın vesayetindedir.
Bazen AYM hukuka uygun kararlar verdiğinde Erdoğan:
‘’Saygı duymuyorum, uygulamıyorum!’’ Derken, muhalefet bir kınama konuşması ile geçiştiriyor.
Demokrasinin geçerli olduğu ülkelerde iktidarlar, AYM kararlarını kendi aleyhine de olsa uygulamak zorundadır.
Ama Erdoğan demokrasiyi kendi hedefine ulaşmak için araç olarak kullandığını açıkça söylemiştir.
TV söyleşilerinde, yandaş kanallarda gazeteci diye yutturulan yandaş trollere sadece sorular değil, Erdoğan’ın vereceği yanıtlarında verildiği, Erdoğan’ın okuması için konulan Promterden ortaya çıkmıştı.
Erdoğan artık gerçek ideolojisini dolambaçlı yollardan değil, TV Kanallarında açıkça ilan etme zamanının geldiğine inanmış olacak ki:
ABD’nin Afganistan’ı İslamist Terör Örgütü a bırakması üzerine, bütün üyesi ülkeler vatandaşlarını ve askerlerini Afganistan’dan ülkelerine çekerken Erdoğan Türk askerlerinin korumasına talip olmuştu.
Reza Zarrab ’ın itiraflarıyla ortaya çıkan skandalı ve açıklayacağı korkusuyla Türk Askerini sus payı olarak feda edeceği söylenmişti.
Erdoğan’ın Suriye’de TSK’ya verdiği harekata karşı, ın Erdoğan’a hakaret dolu mektubunda;hakaretiyle yetinmemiş, tehdidinde bulunmuştu.
Erdoğan, bu mektup üzerine harekâtı durdurmuştu.
Muhalefetin, normal bir eleştirisine bile küfür gibi hakaretler etmekten sakınca duymayan Erdoğan Osmanlının en zayıf döneminde, Türkiye Cumhuriyeti savaştığı ülkelerden bile karşılaşmadığı böylesi bir aşağılamaya yanıt vermek şöyle dursun, bir koşu ABD’ye giderek aleyhindeki açıklamaları durdurmuştu.
ABD’nin bu Afganistan kaçışı, başka ülkelerin sandığı gibi istediği ülkeyi yıkacak gücünün olmadığını kanıtlamıştı.
ABD, ancak -;dediği gibi ülkelerin içindeki işbirlikçilerle birlikte rejimleri değiştirmişlerdir.
Eğer ABD o kadar güçlü olsaydı Küba’yı, İran’ı, Suriye’yi çoktan çökertmişlerdi.
1950’den beri Türkiye’deki işbirlikçiler, bugüne kadar ABD’nin istediği uydurulmuş yeni bir dönüştürememesi, Laik Cumhuriyetin halkın çoğunluğunca korunduğu içindir.
Erdoğan’ın, daha Afganistan’da Taliban’ın bir hükümet bile kurmamışken, çevresinde ve dünyada destek bulamamışken Erdoğan’ın gerçekten kuşku vericidir:
Demesi
sözünü anımsatıyor.
Siyasal alanda otorite sayılan siyasal bilimciler, Afganistan’da ‘’’’ vurgulanırken, Erdoğan’ın bir devlet adamı olma arayışından çok, kendi bekasını korumak için her türlü çılgınlığı yapmayı göze alması anlamındadır.
İnsanca yaşamayı sadece kendi ülkelerine layık gören; , gibi, kapitalizm temsilcilerinin Erdoğan’ın Afgan ve Suriye sığınmacılarını, Avrupa’ya gönderme tehdidi ile yanına çekerek iktidarını sürdürmek istediği açıktır.
Afganistan’da 12 yaşındaki kızları Taliban militanlarının yatağına gönderen Taliban ile, 12 Yaşındaki çocuk gelinlere izin veren AKP ile farkı nedir?
Meclis kararıyla kadın haklarını devlet güvencesine veren Sivas canilerinin savunucusu desteğini almak için fesheden farkı nedir?
Ama bir kez daha vurgulayalım:
Yıldız AKALIN





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…