Türkiye’de sağ iktidarların, ‘’bize bol geliyor’’ diye eleştirdikleri çağdaş, uygar, eşitlikçi ve özgürlükçü demokrasiyi ilke edinen 1961 Anayasası, ABD güdümündeki 12 Mart Muhtırası ile daraltılmıştı. 1973 Yılında yapılan seçimlerde Ecevit’in liderliğindeki CHP ile Erbakan Liderliğindeki MSP ile koalisyonun, Kıbrıs Barış Harekâtı ile ve ABD tarafından yasaklanan haşhaş ekiminin kaldırılması ABD’yi kızdırmıştı. CHP-MSP iktidarı yürümeyince CHP’den ayrılan Turan Feyzioğlu, AP, MHP ve MSP destekli Milliyetçi Cephe dönemi başlamıştı. Milliyetçi Cephe dönemlerinde korunan, desteklenen Ülkücü silahlı militanlarca, solcu demokrat, aydın, Atatürkçü, Laik düşünceden, bağımsız Türkiye’den yana yazar, siyasetçi, gazeteci, bürokrat, bilin adamı, akademisyen, öğrenci katledildi. Bu planlanmış anarşi bahane edilerek de yönetime el koydular. Gruplar halinde aydın, Atatürkçü, Laik düşünceden, bağımsız Türkiye’den yana yazar, siyasetçi, gazeteci, bürokrat, bilin adamı, akademisyen, öğrenci avı başlatılmıştı. Sağdan ve soldan yazar, gazeteci, bilim insanı yanında şiddet yanlısı militanlar sığındılar. Cinayet işlemiş ülkücü militanlar ise planlandığı gibi rahatça yurtdışına çıkartıldılar. Sosyalist Parti yöneticileri ve sendikacılar yanında Avrupa’ya sığınanlar arasında Ozan Ceyhun ve Taner Akçam gibi Dev Solcularda vardı. Turgut Öker, yetmişli yıllarda işçi olarak çalışan ailesinin yanına gelmiş, eğitimini tamamlamak için geldiği Türkiye’den 12 Eylül Darbesinden önce Almanya’ya geri dönmüş, AABF’nu başkanlığını üstlenmişti. Turgut Öker döneminde, çoğunluğu Laik Cumhuriyetten yana Atatürkçü Alevi yurttaşların oluşturduğu AABF, Üniter Türkiye karşıtı bir çizgiye çekilmek istenmişti. Ozan Ceyhun milletvekili seçildiği Yeşiller Partisi ile anlaşmazlığa düştüğünde, Sorusuna: Dedi ama, yakınlaşmasını sağladı. Egemen Bağış’la kurduğu yakın ilişki sonunda, eşini tesettüre büründürdü, solcu olmasında etkisi olan babası, Aziz Nesin’in yakın arkadaşı Demirtaş Ceyhun’a öfke kustu. Egemen Bağış’ın desteği ile sığınmacı olarak geldiği Avusturya’ya AKP’nin Büyükelçisi oldu. Soldan sağa savrulan dönek Marksistler; diyerek Türkiye’ye en büyük kötülüğü ettikten sonra kirli mendil gibi bir kenara atılmakla kalmadılar, hapsedildiler. Soldan Sağa savrulanlar kervanına eski Faruk Şen de katıldı. SPD’den yüz bulamayan eski Türk Araştırma Merkezi’nin müdürü Sosyal Demokrat Hıristiyan Birlik Partisi (Başbakan Adayı için çalışacağını açıkladı(!) AKP’nin ve Erdoğan’ın en büyük destekçisi CDU; ‘’ama Suriye’den gelen sığınmacılar gibi Afganistan’dan kaçan Afganlıları, Türkiye’de barındırması karşılığı kirli para teklifini yaparak Türkiye’yi aşağılaması Faruk Şen ve şakşakçılarını ilgilendirmiyor olmalı. Şen’in, Hessen Eyaletinde SPD Milletvekili Turgut Yüksel’in ve partisinin Türkçenin okullarda seçmeli dil sayılması önerisini reddeden CDU ve Yeşiller safında yer almasını doğrusu hiç yadırgamadım. Fikri Sağlar ve Ercan Karakaş ile Frankfurt’ta görüşmemizde arkadaşım ve değerli sanatçı ve aydın , Faruk Şen’in nasıl bir güvenilmez insan olduğunu örneklerle anlatmasına şaşırmıştık. Şinasi Dikmen, Faruk Şen’i bizden çok daha iyi tanıyordu. Faruk Şen’in yanında CDU üyesi, sempatizanı birçok sağcı yanında olmasının Kim bilir, Ozan Ceyhun gibi Marksizm’den İhvancılara sığınmasını örnek alır Erdoğan’ın beğenisini kazanarak Afganistan’a Büyükelçi olmayı kotarır Olmaz mı? Olmaz olmaz! Yıldız AKALIN