Türkiye, çoğunluğu iktidar yanlısı bir avuç siyasetçi, bürokrat, tüccar ve şirketlerce soyulmakta. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, siyasete başladığı günlerde parmağındaki evlilik yüzüğünü göstererek: ‘’Benim bu yüzükten başka bir servetim yoktur, bir gün Erdoğan zengin olmuşsa bilin ki hırsızlık yapmıştır!’’ Demişti. Bugün Erdoğan’ın serveti dünya siyasetçiler içinde ilk sekizde iddiası var. Bunun yanında İsviçre bankalarında milyon dolarları aşan serveti ABD kriptolarında açıklanmıştı. Bankaya başvurarak hesabı olmadığını kanıtlamak varken, hakaretle yanıt verince kuşku artıyor. Siyasetçilerin, böylesi suçlamalara diyerek, meclisteki sayı çoğunluğunu ve bağımlı yargıyı kullanarak engelleme yerine, demokratik ülkelerde olduğu gibi gerçek bir araştırmayla gerçeği ortaya çıkarmanın önünü açarak aklanma yolunu niçin seçmiyorlar? dünürünün, yandaş iş adamlarının, özellikle Erdoğan’a yakın ve AKP iktidarında zenginleşenülkesinde kazandıkları servetlerin o ülkeye vergisini bile vermekten kaçırmakla reddi anlamına gelmez mi? Erdoğan’ın damatları ve çocukları devletin stratejik makamlarını liyakat yerine belgelerle ortaya çıkmaktadır. Erdoğan’ın Derken, dünyaya yayılan Erdoğan-Bilal Erdoğan arasında geçen telefon konuşması tapelerinin gerçek olduğunu muhalefet değil, Erdoğan kabinesinin açıkladı. Cemaatinden boşalan yerine, denetiminde ve adıyla yeni kurduruldu. Vergi verme yükümlülükleri kaldırılmıştı. AKP’li Belediyelerce ve AKP güdümündeki mülkiye amirlerince, Bilal Erdoğan’ın yetkisindeki vakıflara tarihi binalar, köşkler ve binalar karşılıksız verilmişti. Hatta KIZILAY gibi doğal felaketlerde halkın gereksinmelerine ayrılan paralar bile, bu vakıflara aktarılmıştı. 2019’da yapılan Yerel Yönetim Seçimlerinde 11 Büyük şehir belediyeleri Muhalefet kazanınca Vakıfların özellikle Bilal Erdoğan’ın vakıflarına verilen yasadışı paralar yanında binalarında çok az parayla üstelik başka amaçlarla kullanıldığı kanıtlanınca İstanbul Belediyesi bu yasadışı anlaşmayı feshetti. Yargıya başvurarak bu yasadışı işgalin kaldırılmasını istedi. Yargı ’yi haklı buldu, binanın boşaltılmasına karar verdi. TÜGVA bir günlük süre istedi, süre sonunda binayı boşaltmadı. zabıtaları binayı boşaltmak istediğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Polisi yargı kararına rağmen binanın önüne Kalkanlı set oluşturarak emrinde olduğunu gösterdi. Baba Erdoğan’ın AYM kararlarına ve AHM kararlarına diyerek serbest bırakmamıştı. Diğer yanda Erdoğan, Diye haykırmasına rağmen Trump’un emriyle rahip Brunson derhal serbest bırakılarak özel uçakla ABD’ye gönderilmişti. telefonuyla da serbest bırakılarak Almanya’ya gönderilmişti. Erdoğan’ı bile tehdit edercesine TV kanallarında söylediği: dedikten sonra: ihbarında bulunmuştu. Ama aylar geçmesine rağmen ne Erdoğan’dan bir itiraz ne de bir onurlu Cumhuriyet Savcısı çıkıp, soruşturma açmaya cesaret edememişti. Kılıçdaroğlu’nun bürokratlara; uyarısına Süleyman Soylu’nun tepkisi, bir içişleri bakanının Erdoğan’a restinin işe yaramadığının göstergesidir. Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nun bürokratlara uyarısı üzerine basın toplasında, gazetecilerin sorularını kâğıttan okuması iki gerçeği ortaya çıkartıyor: Yıldız AKALIN