19 Mayıs 1919’ da başlayıp Kurtuluş Savaşı, emperyalizmin işgal ettiği toprakların kurtarılıp bağımsız, özgür bir Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile bitmemişti. Askeri zafer Ulusal Kurtuluşun ilk aşamasıydı. Asıl savaş bundan sonra başlayacaktı: Bu savaş cehalete, gericiliğe karşı bilinçli bir ulus yaratacak, bilimi rehber alacak: ‘’Aydınlanma dönemi!’’ Başlatılacaktı... Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Savaşının en zorlu günlerinde Ankara’da önceden planlanmış Maarif Kongresi’nin ertelenmesini kabul etmeyerek, cepheden Ankara’ya gelerek kongreye katılmıştı. Eğitimin; ‘’bilimi en gerçek bir yol gösterici’’ olduğu gerçeğini rehber alarak, eğitimcilerin öncülüğünde bir program yapılmasını istemiş, kadın erkek ayırımı yapmadan okullarda ‘’Karma Eğitim’’ önermişti. O nedenle AYDINLANMA sıradan bir rastlantı değil, Mustafa Kemal’in genç bir subayken hedef olarak seçtiği devrimlerden biriydi. Ama, amaçladığı devrimleri sadece mecliste yasalaştırarak gerçekleştirmek yerine, aceleye getirmeden, arkadaşlarıyla, uzmanlarla tartışıp onların desteğini aldıktan sonra halkın ayağına giderek onlara anlatarak, onların da desteğini alarak yasalaştırıyordu. Harf devriminde halkına sokakta kara tahtada tebeşirle yeni harfleri bir öğretmen gibi öğretiyordu. Kemalist Devrimlerin en önemli özelliği, diğer devrimler gibi devrimlerin tepeden inme kararlarla değil, halkla beraber, liyakate özellikle dikkat ederek birlikte gerçekleştirilmesiydi. O nedenledir ki dışarıda emperyalistlerin, içeride işbirlikçi hainlerin tüm çabalarına rağmen devrimler halen dimdik ayaktadır… Az zamanda çok işler başarıldı. Köy Enstitüleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün -toprak reformu gibi-birbirini tamamlayacak önemli hedeflerinden biriydi. Ama ömrü yetmedi. Hatay için hasta yatağından kalkarak trenle Adana’ya gitti. Ölümünden sonra Hatay Türkiye şehri oldu. Onun yerine seçilen hem silah hem de dava arkadaşı İsmet İnönü, Atatürk’ün kaldığı yerden devam ederek önce Köy Enstitülerini sonra da Toprak reformunu gerçekleştirmek istiyordu. Köy okullarında ilkokulu bitirmiş öğrenciler yetiştirilerek eğitmen olarak köy okullarına gönderiliyorlardı. (*1) Köy Enstitüsü projesi Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve Eğitimci İsmail Hakkı Tonguç öncülüğünde 28 Aralık 1938 yılında Türkiye’ye özgü bir eğitim sistemi olarak planlandı. 17 Nisan 1940 tarihinde Köy Enstitüsü yasası mecliste Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ’ın ret, diğer milletvekillerinin kabul oylarıyla yasalaştı. (**2) Köy Enstitülerinin asıl amacı, eğitim yoluyla aydınlanmanın köylerden başlayarak, tüm ülkeye yayılmasıydı. Okullarını, uygulama alanlarını, yöre yolunu, ormanını kendileri yapacak, yöre halkına yol gösterici olacaklardı. Köy Enstitülerden, yöreye özgü üretim yapacak, meslek öğretecek öğretmen-zanaatkâr yetiştirilerek Görevlendirildikleri bölgelerdeki köylülere okuma yazma yanında bilimsel üretim öncüsü olacaklardı. Köy Enstitülerinin o dönemde devrim sayılacak en önemli özelliği karma eğimi kırsalda başlatmasıydı. Diğer özelliği ise eğitim ile üretimi kaynaştırmalarıydı. Okullar, şehirlerden uzak fakat demir yollarına yakın yerlerde kuruluyordu. Önce 21 Bölgede Köy Enstitüleri kuruldu. Toprak Ağaları, Köy Enstitülerinin mezunlar verip bölgelere dağılmasıyla, köylerde eğitimli üreticileri kendi sömürülerini engelleyecek önemli bir tehlike olarak görmeye başladılar. Hele hükümetin Atatürk’ün vasiyeti olarak düşünülen Toprak Reformu ile yok olacakları korkusuna kapılarak, gerici yobazları. Ve aydınlık düşmanlarını ‘’Komünizm geliyor!’’ kışkırtmasıyla devreye soktu. İkinci Dünya Savaşının bitiminde doğudaki toprak ağalarının öncüsü Kinyas Kartal, Toprak Ağası Menderes, Konya Toprak Ağası Sazak Köy Enstitülerinin kapatılmasında anlaştılar. ABD başkan adayı Wendel WİLKİE Türkiye gezisinde eğitim seferberliğini, hele Köy Enstitülerini görünce ülkesine döndüğünde: ‘’önlem almazsanız Türkiye bu okul sistemiyle bölgenin en kuvvetli ülkesi olacak!’’ Uyarısı ile düğmeye basıldı, Hasan Ali Yücel Bakanlıktan, Tonguç.  Genel müdürlükten alındı. 1950’de iktidara gelen DP, toprak ağalarına ve ABD’ye verdiği sözü yerine getirerek Köy Enstitülerini kapattılar. O dönemlerde devreye giren toprak ağaları ve siyasal İslamcılar, ABD ve emperyalizmin güdümünde bir karşı devrim hareketini başlattılar. Şimdi onların yerini tarikatlar emrinde sahte Kuran Kursları açılarak, uydurulmuş bir din dayatması alıyor. Bugün tarikatların, mafyanın siyasal İslamcı koalisyonu, her yolu deneyerek Türkiye’yi bir Ortadoğu Ülkesi konumuna getirmek için son kozlarını oynamaktalar. O nedenle, kişisel kaprislere, kişisel çıkarlara karşı Amasız, fakatsız tüm demokratlar, yurtseverler Siyasal İslamcılara Sahte milliyetçilere karşı Birlik olmak zorundadırlar… Yıldız AKALIN   (* 1) Eğitmenin önemini öğretmenliğimin ilk yılında 7 öğretmenli bir okulda müdürü olarak birinci sınıf öğretmenliği yapan Eğitmenin yerine göre marangoz, bahçe düzenlemecisi yanında 3 ayda öğrencilerinin yüzde 90’nının okur yazar durumuna getirmesiydi. Çalışma Planı yerine kılavuz kullanırdı. İlk Müfettiş çatışmam okul müdürü olarak, eğitmenimizi ders planı yapamadığı için terfi ettirmemesine karşı durmam, 7 yıl terfi edemeyen eğitmenin yenen hakkını almam olmuştu. Babam yaşındaki insanın sevincini üzülerek anıyorum. (** 2) Adnan Menderes, Amerikan Kolejinde okumuş, keskin bir Amerikan taraftarıydı. Atatürk o dönemlerde ABD misyoneri yetiştiren okulu kapattığı için olsa gerek Adnan Menderes karşı devrimcisiydi. Menderes’ten yana tek tavrım idamına karşı olmamdı.