Köhnemiş, dağılmış, bilime ve tekniğe kapılarını kapamış Osmanlı’nın harabeleri üzerine, usta bir nakkaşın özenle yarattığı eşsiz bir sanat eserine benzeyen Türkiye Devletinin simgesidir CUMHURİYET.  Laiklik, Cumhuriyetin aydınlık yüzüdür Modern Türkiye’nin, demokrasinin teminatıdır Laik Cumhuriyet, Türk aydınlanmasının miladıdır. Emperyalizm, Türk varlığını yalnız Avrupa’dan değil, Anadolu’dan da söküp atmak istemişti. Ama umduğu gibi olmamış, Mustafa Kemal önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşında emperyalizm ilk yenilgisi sonucu 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. , ulus egemenliğine dayalı, özgür bireylerden oluşan vatandaşların, eşitlik ilkesini esas alan, hukukun üstünlüğüne dayalı, özgürlükçü bir yönetim biçimidir. Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923 yılında kurulmuş, 1931 yılında Anayasanın 2. Maddesi olan; ilkesi kabul edilmiştir Emperyalizm, mazlum ülkelerin bu kurtuluş savaşına yaptığı maddi ve manevi desteklerinin yanında bu mazlum ülkelerce örnek alınmasından korkuyordu. Dün olduğu gibi  aydınlıktan korkanlar, Osmanlı Devleti’ni çağın gerisinde tutarak yok edenler bugün de Laik Cumhuriyeti ortadan kaldırıp, çağın gerisine taşımak isteyen karşı devrimcilerin, ulaştıkları noktanın ne denli tehlikeli boyutlara ulaştığını endişeyle izliyoruz. Bilim Kurumlarına, Üniversitelere ve devletin can alıcı kurumlarına, adaleti sağlayacak Yargıya Laik Cumhuriyetin karşıtlarını yerleştirerek Şeriat Devleti hazırlıklarını endişeyle yaşıyoruz. Aslında bilgili gerçek din adamı yetiştirmek için kurulan İmam Hatip Okullarını arka bahçeleri yaparak tüm kurumlara Laik Cumhuriyeti yok edecek militanlar göreviyle yerleştirildiler. Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığına getirilen kişi, Atatürk’e hakaret etme cüretinde bulununca, halkın tepkisi karşısında ilke edindikleri yalanına sarılmıştı. Devlet, imam kökenli tarikat militanlarınca işgal edilmiş durumdadır. Laik Cumhuriyetin yurtdışı temsilciliklerinde bulunan Büyükelçilikler, Konsolosluklar rüşvetçi, cinayetle suçlananlarla, tarikat ve sabıkalılar temsilciliği konumuna getirilmektedir. Tarikat-Siyaset, Ticaret üçgeninde içerisinde halkı soyanların, dolandıranların devletin bakanlarıyla özellikle İçişleri Bakanıyla resimler çektirebildiği bir dönemi yaşıyoruz. Türbanlı olduğu için milletvekili seçilen kadının, Fetö elamanlarıyla aile içi rüşvet parası kavgasında, kendilerinin çektiği görüntülerde ve belgelerle milletvekili maaşıyla üç milyon Dolara yat kiralamasını umursamayarak Türbansız resminin gösterilmesinden şikayetçi oluyor ve utanmadan, TBMM’ inde dercesine el üstünde tutulmakta. Acaba karşı devrim kasaları mı oluşturuluyor ki Sarayın sesi çıkmıyor. Sözde yoksul çocukları okutma yutturmacasıyla hem devlet parasıyla yandaş tarikat ve aile vakıflarını beslemek hem de körpecik beyinleri kirleterek, çocuk tecavüzlerini Diyerek ahlaksızlığı koruma noktasına geldiler. Hatta o kadar ileri gittiler ki; TSK’dan şeriatçı olduğu için ihraç edilen, Erdoğan’la belediye Başkanlığı döneminde ilişkisi olan, Cumhurbaşkanlığı döneminde danışmanı atanmış ve aynı suçlardan TSK’dan atılmış subaylarla kurduğu İslam Ülkelerini birleştirmek amacıylaile kurulacağı, Başşehrin Ortak dilin olması kabul edildi. Türkçe ve Dil üzerine yaptığı itiraf AKP’NİN İtirafıdır. Bahçeli’nin çıkışı tabanını frenlemek içindir. Tüm bu olumsuzlukları, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk görmüş, Türk Gençliğine ve Türk Ulusuna Laik Cumhuriyeti olumsuz koşullarda dahi koruma görevi vermişti. Cumhuriyetimizin doksan dokuzuncu yılını kutladığımız bugünlerde tüm olumsuzluklara rağmen, sağlam temeller üzerinde daha nice yüzyıllara erişeceğimize inancımız tamdır. İlk seçimde bu işbirlikçiler YILDIZ AKALIN