AKP tarihçilerinin: ‘’Kurtuluş Savaşını keşke Yunanlılar kazansaydı!’’ Sözü, Laik Cumhuriyet yerine Abdulhamit rejiminin Yeni Türkiye adıyla hayata geçirilmesi isteğidir. Gerici Siyasal İslamcılık Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki iktidarının yenilikçi ve ilerici uygulamalarına karşı olan 2. Abdulhamit’in desteği ile çıkarılan , 31 Mart gerici isyanında subayları, gazetecileri mebusları diye katlettiler. Selanik’ten bu isyanı bastırmak için de içinde bulunduğu teslim olmayan gericilerin sığındığı top ateşine tutarak kışlayı yıktılar. Sarayın devşirme damatları ve sultanlarının Saraylarında sefa sürme karşılığı yoksul halkın üretimini bile Londra Bankerlerine ipotek ettirerek sürdürüyorlardı. Kapitalizmin, PAZAR açma amacıyla çıkardıkları kaybettiklerini kaybetme amacıyla girmeleri sonucu, Çanakkale’yi Mustafa Kemal gibi bir savaş dâhisinin geçilmez yapmasına karşın, Almanların yenilgisiyle Osmanlı, sarayı karşılığı askerini terhis etmeyi, silahlarını bırakmayı, ülkenin işgaline razı olmuştu. öncülüğünde bir elin parmakları kadar yurtsever askerlerleda başlattığı sarayın ve işbirlikçi hainlerin, Mustafa Kemal’in idamına fetva veren hain Şeyhülislama rağmen de başlatılan büyük taarruz ile 9 Eylül’de İzmir’ de düşmanı denize dökerek Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyaya kabul ettirmişti. , Bu korku zamanla haklı çıkınca Türkiye emperyalizmin hedefinde olmuştu.. Ama AKP hükümetine verdiği aynı desteğ vererek’yi iktidardan indirdiler İşte 20 yıl önce,   Kurtuluş Savaşına karşı çıkarak savunucusu oldular. Her fırsatta kurtuluşu, cumhuriyeti, bağımsızlığı benimsemiş Türkiye’yi diye düşman saydılar. çocuklar, okullarına bayrama gider gibi giderlerdi. Kapıcı çocuğu ile doktor çocuğu, tüccarın kızıyla, amelenin oğlu aynı sınıfta okur, bahçede sokakta birlikte oynarlardı. küçük yaştaki körpecik kızlı erkekli çocuklar el ele oynarlarken ergenlik çağına kadar cinsiyet farkı bilmezlerdi. yöneticiler ayrımcılık bilmezlerdi küçücük kız çocuklarına yaşıtı erkek çocukların ayaklarını yıkatarak kız çocuklarına erkeğin kölesi olmalarını asla dayatmazlardı. , sapık sözde şeyhlerin erkek-kız ayırımı yapmadan cinsel tacizlerine, tecavüzlerine asla izin verilmezdi. Üstelik hiçbir kadın bakan diyemezdi. insanlar, okulda, sağlıkta, askerde aynı kıtalarda aynı kışlada kalırlardı. parayı veren sıcak odasında yatarken, parası olmayan askere gidip,  siyasetçinin egoların yüzünden ölüp, yıkık evlerine bayrak asarak senin himmetinle şehit sayılmazdı. hiçbir yargıç, savcı bir siyasi partinin kılıcı olmazdı. hiçbir siyasetçi yargı kararlarını, hele AYM kararlarını tanımıyorum, uymuyorum diyemezdi. siyasetçi, yönetici, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı kadınlara ‘’sürtük’’rakibine, ‘’zürriyetsiz’’, ‘’çukur’, ‘’şerefsiz’’ diyecek kadar seviyesiz olmazdı. ülkenin fabrikalarını, ormanlarını, akarsularını yok edemezdi. , devleti aile fertleri yönetemez, devletin parasına, arsasına el koyamazdı. , Devleti yönetenlerin mal varlıkları, öğrenim durumları, sağlık sorunları gizlenmez, şeffaf olmayı devletin olmazsa olmazı olurdu. Örnekler ve farklılıklar o kadar çoğaltılır ki: Sayfalara sığmaz! Elbette anlayana…   Yıldız AKALIN