-İnsanların bilmeden yaptıkları hatalar yüzünden onların camiden uzaklaşmalarına vesile olmayalım. Kandilleri fırsat bilerek Müslümanları şuurlandırabiliriz. Bu mümkündür- Tarihi filmler birebir olayların asıllarına sadık kalarak çekilmezler. Seyircinin filmi seyretmesi için kurgularla olaylar yumuşatılır ve filmler cazip hale getirilir. Zamanla Müslümanlar da aynı yola başvurmuşlardır. Çünkü, Müslümanların arasındaki birlik bozulmuştur. İnsanlar bireyselleşmişlerdir. Zamanın İslâm alimleri veya devletin yetkilileri de birliğin tesisi için kandil gecelerini ihdas etmişlerdir. İye de etmişlerdir. Dini cemaatler veya yetkili kurumlar halkın zaman zaman bir araya gelmesi için kurgular üretmek zorunda kalmışlar. Kandil geceleri bu kurgulardandır. Halkın bir araya gelmesini sağlamaktır amaç. Kurguyu yapan yapmıştır. Güzel de yapmıştır. Günümüz İslâm âlimlerine düşen kandil gecelerinde halka cazip gelecek müjdeler vermektir. Onları motive etmektir. Halkın kandil gecelerinde bir araya gelmelerinin amacı veya o gecenin kutsallığı abartılı olabilir. Olmaktadır da. Ancak o abartılar amaca hizmet etmek içinse sorun yoktur. Burada niyet ön plana çıkar. Niyet; Müslüman halkı müşrikleştirmek değilse veya şirk düzenine odun taşımak değilse tevhidî anlayış ön plandaysa amaca ulaşılmıştır. Yapılacak olan yapılmıştır ve de yapılmalıdır. Bir zaman gelmiş, cemaatin birliği için peygamberler bile devreye sokulmuştur. İhtiyaç hasıl olduğu için devreye sokulmuştur, kandil gecelerinin cazibesini artırmak için devreye sokulmuştur. Maslahat gereği devreye sokulmuştur. Peygamberimiz’e atfedilen bu sözlere Kur’an’dan dayanak bulmak ise hiç de zor olmamıştır. Böylece o geceler cazip hale getirilmiştir. Doğru veya yanlış. Yapılan yapılmıştır. Bugün yanlış olan, yapılanların yanlış olduğunu yüksek sesle tartışmaktır. Yapanların ise yanlışlarında ısrar etmeleridir. Bir kesim suçlanmaktadır. Suçlamak kolaydır. Zor olan yanlışta olanın ikna edilmesidir. Her iki taraf da yanlış içindedir. Yanlışı yapanları yanlışa sevkedenler ile yanlış yapanların yanlışlarını yüksek sesle haykıranlar aynı işi yapmaktadırlar. O insanları içinde bulundukları bataklıktan çıkarmaya çalışan yoktur. Sadece suçlanmaktadırlar. Bu doğru değildir. Kur’an’ın buyruğunda, bir cemaatin oluşturulmasından bahsedilir. O cemaatin oluşturulması farzdır. Allah paramparça olmuş Müslümanları sevmez. Kur’an, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktan bahseder. Kur’an, Müslümanların cuma günü işlerini güçlerini bırakıp yapılan çağrıya doğru koşmalarını emreder. Amaç birlikte ibadet etmeyi teşviktir. Kandillerde de insanların aynı amaçla toplanması istenir. Burada maslahat gözetilir. Mesela; Beraat Kandili. Beraat kelimesi sık sık kullandığımız bir sözcüktür. Arapça’dan Türkçe'ye geçmiştir. Türk Dil Kurumuna (TDK) göre “aklanma” anlamına gelir. Hukuk dilinde ise, suçlu sanılarak hakkında ceza davası açılan sanığın, yargılama sonunda “suçsuz” bulunması demektir. Dini literatürde ise beraat, Şaban’ın on beşinci gecesinde müslümanların, günah yükünden kurtulacaklarına inandıkları gecedir. Dolayısıyla, inançları gereği beraat gecesi müslümanlarca kutsal sayılır. Onun için Müslümanlar bu gecede hiçbir “özel davet” almadan doldururlar camileri. Amaçları aklanmaktır. Bu gecelere karşı çıkmak yerine yapılan yanlışları düzeltmeye çalışmak gerekir. Kendiliğinden ulvî bir amaç için camiye gelmiş insanları oradan dağıtmak için konuşmalar yapmak, yazılar yazmak, sosyal medyada videolar çekmek doğru olmasa gerektir. Bırakalım insanları gelsinler camiye. Şenlensin camiler. Kadınlar ve çocuklar da gelsinler. Hatta çocuklar için camilerin uygun yerlerinde oyun alanları oluşturulsun. Annesi ve babası da ablaları ve abileri de camideki vaazı dinlesinler. Okunan ilahileri dinlesinler. Hep birlikte âmin desinler. Hatipler de kandillere karşı çıkacaklarına, camiye gelen cemaati doğru bilgilendirsinler. Bu zor bir şey değildir. İnsanları camide bir araya toplamaktır zor olan. Zor olan bir şekilde başarılmıştır. İnsanlar ayakkabılarıyla camidedir. Kolay olan ayakkabıların çıkartılmasıdır. O da İslâm âlimlerine kalmıştır. Öyle konuşsunlar, öyle motive etsinler ki cemaati; sonunda Allah ile kulu baş başa kalabilsin… Rüştü Kam