Cumhuriyet Halk Partisi ne zaman kuruldu, sorusu son yıllarda pek tartışılmıyor nedense. Çünkü parti, tarihsel köklerinden kopmaya başlayınca tarihsel tartışmalar da olmuyor. Partinin tarihsel kökleri, birkaç savsözle[1] durumu kurtarmak için açıklanmaya çalışılıyor.
CHP’nin resmi kuruluşu olarak yöneticilerince kabul edilen tarih, parti tüzüğünün kabul edildiği 9 Eylül 1923’tür. Bu tarih, bugün resmi kuruluş tarihi olarak benimsenmiş durumda. 11 Eylül’de Atatürk, partinin ilk genel başkanı seçiliyor. 23 Ekim’de de partinin kuruluş dilekçesi İçişleri Bakanlığı’na veriliyor. Partinin ilk adı olan Halk Fırkası, 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası olarak değiştiriliyor. 1935’te de Cumhuriyet Halk Partisi adını alıyor.
CHP’nin ne zaman kurulduğunu en iyi bilecek kişi, kurucu genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası olamaz. Burada sözü ona vermeliyiz.
Atatürk, 15 Ekim 1927 Cumartesi günü toplanan Cumhuriyet Halk Fırkası Kongresi’ni açış konuşmasında şöyle açıklıyor partinin kuruluşunu: “Efendiler, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük kongresini açıyorum. Fırkamız, geçen ıstırap seneleri içinde milletimizin hayatı ve şerefi için gösterdiği yüksek azim ve iradenin temsilcisi olarak bundan dokuz sene evvel meydana çıkmıştı. Bütün Anadolu ve Rumeli’yi kapsamak üzere ilk genel kongremiz Sivas’ta yapılmıştı. Sivas Genel Kongresi’nden evvel doğuda ve batıda bölgesel kongreler de yapılmıştı. Bunlardan benim iştirak ve riyaset ettiğim, Erzurum Kongresi’dir. Erzurum Kongresi tespit ettiği esaslar itibariyle kayda ve zikre değerdir. Sivas Genel Kongresi’nde müzakere konusu olan, aynı esaslar olmuştur. Bu esaslar açık olarak ve bütün memleketi kapsayacak şekilde kabul olunmuştur. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, Cilt: 19, Birinci Basım: Eylül 2006, s.19)” Atatürk’ün bu sözlerinde belirttiği gibi CHP’nin kuruluşu Sivas Kongresi’dir. Bu sözlerden hareketle ulusumuzun kurtuluşunu sağlayan ve devletimizin kurucusu olan parti, bugün 103. değil, 107. kuruluş yıldönümünü kutlamaktadır. Eğer CHP, 1923’te kurulmuşsa Kurtuluş Savaşı’nı nasıl yönetecekti?
CHP, Atatürk’ün aramızdan ayrılışından sonra adım adım kurucu köklerinden uzaklaştı. Devrimcilikten reformculuğa, antiemperyalist-milliyetçi duruştan batıcılığa, devletçilikten serbest piyasacılığa, halkçılıktan seçkinciliğe evrildi giderek.
Atatürk, partinin kuruluşunu Sivas Kongresi olarak göstermesi, onun devrimci tutumudur. Bu kuruluşu yok saymak ise devrimcilikten uzaklaşmak, onun üstünü örtmek değil de nedir? Dünyada bir ulusun bağımsızlık savaşına öncülük eden ilk partidir CHP. Bu yönüyle gurur duyulmalı. Asıl kök, Sivas Kongresi’ndedir. Partinin kuruluş tarihini Sivas Kongresi olarak almak, Türkiye’nin düşmandan kurtulup kuruluşunu sahiplenmektir. Bu köke sahip çıkmak, CHP’nin bugün karşılaştığı birçok sorunu da halletmek için kapı açar.
“Gerçi o zaman kullandığımız unvan ile bugünkü unvan arasında fark vardır. Fakat teşkilat esas itibariyle korunmuştur ve bugün siyasi fırka halinde tecelli eden mevcudiyete başlangıç teşkil etmiştir. Bilhassa memleket ve millete ait genel gaye –ki genel selamet ve refahı teminden ibarettir- asli mahiyeti değişmeksizin takip olunmuştur. Dolayısıyla diyebiliriz ki, bugün açılışı ile iftihar ettiğimiz büyük kongremiz Sivas Kongresi’nden sonra teşkilatımızın ikinci büyük kongresi oluyor. (Aynı yapıt, s. 19)” Mustafa Kemal Paşa, kongre açılış konuşmasındaki sözlerini böyle sürdürmekte. Burada da CHP’nin asıl kuruluş tarihinin Sivas Kongresinin toplandığı 4-11 Eylül tarihleri olduğunu ısrarla belirtiyor. Partinin birinci kongresinin de Sivas’ta yapıldığını belirtmekte. Olmayan bir partinin kongresi olur mu?
Atatürk konuşmasını: “Efendiler, Sivas Kongresi’nde nasıl ki bütün milletin emellerini ve hissiyatını temsil etmek mevkiinde bulundu isek, bugün de Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük kongresi ile bütün milletin hakiki hissiyat ve eğilimlerine tercüman olmak vazife ve mevkiinde bulunuyoruz. (Aynı yapıt, s. 19)” diye sürdürmekte. Bu sözlerle o, Sivas Kongresi’nden sonra partinin halkı temsil ettiğini belirtmekte. Bu halkı temsil etme vurgusu, devrimci bir iktidar değil de nedir?
“Hakikatin halkın bütün tabakaları mefkûrelerini temin edecek etkenleri ve unsurları fırkamızın icraat ve faaliyetinde arıyorlar ve buluyorlar. (Aynı yapıt, s. 20)” Bu sözleriyle Atatürk, halkın partiyle bütünleştiğini vurgulamakta.
“Efendiler, fırkamızın gelecekteki harekât ve icraatıyla alakalı tedbirleri burada hep beraber müzakere edeceğiz. Gelecek için en isabetli ve memleketin ihtiyaçlarına en uygun kararlara ulaşmaya çalışacağız. Gelecek senelerdeki icraatımızın Cumhuriyet ve halkçılık idaresi altında memlekete yeni saadetler, yeni şerefler kazandıracağına itimadım vardır. Aynı yapıt, s. 20)” Atatürk, burada cumhuriyetçilik ve halkçılık ilkelerinin parti çalışmalarında temel oluşturacağını da vurgulamakta.
Atatürk, CHP’nin 2. Kongresindeki açış konuşmasından sonra Nutuk’u okumaya başladı. Okuma işi, altı gün sürmüş ve 20 Ekim 1927’de bitmiştir. Nutuk’un okunma süresi, 36 saat 33 dakikadır.
Bir ulu ağaç; köklerinden kopunca gövdesi çürümeye, dalları kurumaya başlıyor. Bu nedenle CHP iç sorunlarını çözüme kavuşturmak ve iktidar olmak istiyorsa öncelikle kendi tarihini iyi bilmeli. Bu partinin hareket noktasını kendi geçmişinden almalı. Atatürk’e bağlılık sözde değil, özde olmalı. Bu nedenle CHP, batıcı emperyalistlerin buluşu ve emperyalizmin sol ayağı olan sosyal demokrasiden vazgeçip Kemalizm’e (Altıok’a) dönmeli.
Unutmayalım ki Kemalist devrimi de Cumhuriyet’imizi de var eden şey, tam bağımsızlıktır. Bu nedenle Atatürk: Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir, diyor.
Adil Hacıömeroğlu






Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!