PKK terör örgütünün başı, bebek katili Abdullah Öcalan’ın uzun yıllar avukatlığını yapan Ahmet Zeki Okçuoğlu, 4 Eylül Cuma günü açıklamalarda bulundu. Açıklamaları şöyleydi: “Batı dünyasının bir icadıdır tarihte Türk diye bir kavim hiçbir zaman var olmamıştır. Orta Asya’da Türk diye bir kavim yoktur. Türklerin bir tarihi yoktur, Türklerin tarihi tanzimatla başlar. Onun ötesinde tarihte Türk diye bir kavim yoktur. Türk milleti, Türk ırkı, Türk kavimi mevcut değildir. Türkmenler vardır. Türkmenler aslında Kürt'tür.”
Savunmasını yaptığı bebek katili, 1999 yılında teslim alındığında şöyle demişti: “benim de annem Türk, Türk devletine hizmet etmeye hazırım.” Birbirileriyle çelişkili gibi görünse de bu terör örgütü üyelerinin amaçlarının eşitlik, özgürlük ve demokrasi olmadığını bellidir. Esas ve tek düşmanlıklarının Türk milleti ve Türklük olduğu net şekilde anlaşılmaktadır.
Zaten 10 Ağustos 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un öncesinde ve sonrasında PKK terör örgütünün ve siyasi uzantıları DEM partililerin yaptıkları tüm açıklamalar, bölücülük ve ihanet kokmaktadır. Ancak bunları ifadeye çağıracak, sorgulayacak kurumlardan henüz ses çıkmamaktadır.
Tarihin Türklerle başladığı ve Türklerin milattan önce yirmi binli yıllardan beri tarih sahnesinde olduğu Göbeklitepe’de yapılan kazılarla ortaya çıkmıştır. Göbeklitepe’de yer alan dikilitaşlar üzerinde bulunan semboller, Türklerin kullandığı tamga (mühür) ve Çatalhöyük’te görülen şekiller ile büyük benzerlikler göstermektedir. Göbeklitepe’de Türklerin ve Türk kültürünün varlığı açık olarak görülmektedir.

Avrupa’ya korku salan ama hayranlık da uyandıran Türkler için Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791) ve Ludwig van Beethoven (1770-1827) gibi büyük bestecilerin Türk Marşı adında eser yazmaları bile Türklerin varlığının kanıtlarındandır. Osmanlı zamanında Türklere ‘idrâki biidrak’ (anlayışsız Türkler) denilerek aşağılanıyordu.
Prof. Dr. Afet İnan (1908-1985), doktora tezi için eşsiz liderimiz Atatürk’ten yardım istemiştir. Bunun üzerine Atatürk Türklüğü kısa ve öz bir şekilde tanımlamıştır. Bu tanımda Atatürk, Türk’ü sadece bir etnik grup olarak değil, doğayla bütünleşmiş, tarihsel ve kültürel bir varlık olarak ele almıştır. “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu; Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”
Büyük Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir” sözünü anlamak istemeyenler, ortaya attıkları desteksiz ve saçma fikirlerle avunmaktadırlar. Çünkü emperyalistlerle işbirliği içinde olanlar, ülkemizin bölünmesi üzerine plan yapmaktadırlar. Ne yazık ki günümüzde PKK terör örgütüne ve eli kanlı başına gösterilen anlamsız hoşgörü sonucunda, her gün Türklük aşağılanır bir duruma getirilmiştir. Dünya üzerinde Türk yoktur demek, ahmaklığın ötesinde vatan hainliğidir, yediği, içtiği, yaşadığı topraklara ihanettir. Bu ihanetin bedeli ise er ya da geç mutlaka ödenecektir. Emperyalizmi arkasına alarak ülkemizi bölmek isteyen ve Türklüğü aşağılamaya çalışanların bunu bilmeleri gerekmektedir.
Suay Karaman






Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!