Etiler Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinleri, mutfakta kullanılan limon kabuklarını çöpe atmadı. Kabuklar, Biruni Üniversitesi laboratuvarında uçucu yağa ve hidrosole dönüştürüldü. Sakinler, bu sürece üniversite hocalarıyla birlikte katıldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Etiler Huzurevi'nde, limon kabuklarının yeniden değerlendirilmesi için bir çalışma yapıldı. Bu çalışma, gıda israfının azaltılmasına katkı sağlamayı hedefledi.
Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında yapılan çalışmada, huzurevi sakinleri limon kabuklarını topladı ve ayrıştırdı. Biriktirilen kabuklar, sakinler tarafından Biruni Üniversitesi laboratuvarına götürülerek değerlendirildi.
Limon kabukları farklı ürünlere dönüştürüldü. Huzurevi sakinleri, atık toplama ve laboratuvardaki üretim aşamalarında aktif rol aldı.
Proje, Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü işbirliğinde yürütüldü. Huzurevi sakinleri, öğretim üyelerinden bilgi aldı. Ardından beyaz önlüklerini ve eldivenlerini giyerek laboratuvardaki dönüşüm sürecine katıldı.
Laboratuvarda limon kabukları, su buharı yöntemiyle uçucu yağa ve hidrosole ayrıştırıldı. Yaklaşık 2,5-3 saat süren işlemin ardından elde edilen ürünler, huzurevinin ortak alanlarında aromaterapi amacıyla kullanılıyor.
Etiler Huzurevi Müdürü Kerem Kaymaz, çalışmayla gıda israfını önlemeyi amaçladıklarını belirtti. Ayrıca huzurevi sakinlerinin üretkenliklerini sürdürmesini hedeflediklerini kaydetti.
Kaymaz, küresel alanda gıda israfının en büyük sıkıntılardan biri olduğunu aktardı. "Emine Erdoğan Hanımefendi'nin Sıfır Atık vizyonuyla ülkemizde bu bilinci inşa etmeye çalışmaktayız. Sayın Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş'ın liderliğinde Etiler Huzurevi olarak bizler de bu ulusal vizyona destek veriyoruz. Mutfağımızdan çıkan limon kabuklarını, üniversitemizle işbirliği içerisinde yüzde 100 doğal limon yağına ve hidrosole dönüştürüyoruz. Bunu da kuruluşumuzun ortak alanlarında aromaterapi amacıyla kullanıyoruz. Yaşlılarımızın gençlere bırakabileceği en güzel miraslardan biri doğadır. Bu da yaşlılarımızın doğaya karşı olan sorumluluklarından biri." ifadelerini kullandı.
Kaymaz, huzurevi sakinlerinin projeyi sevinçle karşıladığını aktardı. Sakinler, atıkları kendileri topladı ve süreçte aktif rol aldı. Önlüklerini giyerek laboratuvardaki süreçlere eşlik ettiklerini anlattı.
Kaymaz, sakinlerin çalışmaya katılırken yaşadığı heyecanı şöyle anlattı: "Sakinlerimiz bugün okula yeni başlayan çocuklar kadar heyecanlıydılar. Önce neler yapacaklarını öğrendiler. Daha sonra bir şeyler üretmek için bir adım attılar. Hepsi çok mutluydu, çok heyecanlıydı. Bildiğimiz kadarıyla kamusal anlamda bu atıkların dönüştürülmesi projesi ilk defa Etiler Huzurevinde gerçekleşiyor. Özel sektörde, fabrikalar tarafından bunun yapıldığını biliyoruz ama kamusal anlamda bir ilk olduğu bilinmekte."
Kaymaz, limon kabuklarından elde edilen limon yağının klinik çalışmalarda stresi azalttığını ve zihinsel işlevleri desteklediğini kaydetti. Projedeki amaçlarının hem aromaterapi hem de doğaya katkı sağlamak olduğunu dile getirdi.
Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Merve Tokpunar, çalışmanın üniversitenin Beslenme ve Diyetetik Bölümü öncülüğünde, Eczacılık Fakültesi ve Kimya Mühendisliği Bölümü işbirliğiyle yürütüldüğünü belirtti.
Tokpunar, limon kabuklarının kompostlaştırmaya uygun olmadığını aktardı. Şöyle devam etti: "Turunçgillerin asiditesi yüksek ve antimikrobiyal özellik barındırdığı için kompostlaştırma, yani gübreleştirme işlemine uygun değil. Çok verimli bir gübreleştirme elde edilemiyor. Bu sebeple biz de huzurevi sakinlerimizin getirdiği atık formatında olan ürünlerimizi burada su buharı yöntemiyle uçucu yağına ve hidrosolüne ayrıştırmış olduk. Özellikle uçucu yağı buhurdanlığa döküp oda kokusu olarak kullanabilecekler. Hidrosol kısmını da bu haliyle değil ama çeşitli işlemlerden geçirildikten, seyreltildikten sonra tonik veya oda spreyi olarak kullanabilecekler. Bu şekilde çok değerli bir atık dönüştürme işlemi gerçekleştirdik."
Tokpunar, huzurevi sakinlerinin çalışmadaki rolünün önemine değindi. "Evet, en önemlisi de oydu bizim için. Hem onların mutlu olması hem de topluma katkı sağlamak bizi de çok mutlu etti. Son ürünü elde edebilmemiz için yaklaşık 2,5-3 saat beklememiz gerekiyor. Sonunda da onları cam şişelere alıp kendilerine sunacağız." diye konuştu.
Tokpunar, sakinlerin laboratuvardaki heyecanından söz etti. "Bazıları zaten eczacılık mezunuymuş. Özellikle beyaz önlükleri giyerken ilk heyecanları çok dikkatimi çekti. Bu da bize ayrıca dokundu, iyi anlamda. Biz de heyecanlıyız zaten bu proje için. Bunu işbirliği içinde yürütmek her iki taraf için güzel bir şey oldu aslında." değerlendirmesinde bulundu.




























Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!