Sabrın sınırı sizce de çoktan aşılmadı mı? Ağzı salyalı, kara yobaz çetesi ülkenin kalelerine şeriat bayrağı asıyor. Bu cesareti nereden aldıkları belli. O belli de laik, demokrat, sosyal bir ülkeden yana olan çağdaş yurttaşlarımızın, bizim hiç mi suçumuz yok onların gemi azıya almalarında? Onlar kalelerimizin burçlarına şeriat bayrağı asarlarken biz; çağdaş yaşamadan yana olan sivil toplum örgütleri, sendikalar, siyasi partiler, üniversitelerimiz, konuyu haber yapmak dışında hiçbir etkinliğini görmediğimiz, yandaş olmayan yazılı ve görsel basın kış uykusundayız, deyim yerindeyse... Laikliğin en güçlü biçimde savunulmasının ne bilincinde ne sorumluluğundayız... Yeni ortaya çıkan bir durum da değil bu kara yobaz çetesinin şeriat çığlıkları. Elimizi sallasak ellisine çarpıyoruz tarikatların. Çok uzun süredir ortalık yerdeler. Türkiye uzun süredir bu ağzı salyalı kuduzların saldırısı altında... Cumhurbaşkanı ettiği yemini, içtiği andı unutmuş. Şeriata övgüler diziyor. Laik düzene, çağdaş yaşama düşman olan bu kuduzların cesareti kimden aldıkları ayan beyan... Hilafetten yana olanlar, ellerinde şeriat bayraklarıyla sokaklardalar... İstedikleri yere asıyorlar pankartlarını... Korkuları yok! Çünkü hiçbir yaptırımla karşılaşmayacaklarına güvenleri tam... Yönetimi 22 yıldır elinde tutan kifayetsiz erk; kuruluşun tüm ilkelerine karşı olduğunu her fırsat, her durum ve koşulda gösteriyor. Kara yobaz çetesi neden korksun bu durumda? Kara yobaz çetesi bu kifayetsiz siyasal erkin bunları gündem değiştirmek amacıyla yapmadığını çok iyi biliyor. Kara yobazın güvencesi yönetimdeki siyasal erk, kifayetsiz muktedirin güvencesi de bu kara yobazlar... Gerçek olan, devleti elinde tutan siyasal erkin bu kara yobazlardan yana taraf olduğudur... Laik düzen ortadan kaldırılacak, yerine şeriata dayalı bir İslam düzeni kurulacak... Sonuç olarak LAİK, DEMOKRAT, SOSYAL BİR HUKUKU DEVLETİ kalmayacak, yerine Afganistan, Pakistan, İran ve benzeri ülkelerdekine benzer, belki de ondan da beter bir İslam cumhuriyeti kurulacak... Ülkeyi yöneten siyasal erkin toplumu her yandan kuşattığının, devleti din devletine dönüştürmesinin, insanları ayrıştırmasının, ötekileştirmesinin karşısında sessiz kalmak vatan ihanetle eşittir. Ülkede, bu duruma karşı duran, azımsanmayacak sayıda yurttaşlarımızın olduğunu unutmayalım. Var ama; yetmez! Ses yükseltmek ve kara yobaza sınırlarını öğretmek gibi bir görevi ve sorumluluğu var bu yurttaşlarımızın. İçinde bulunduğumuz bu durumun tek sorumlusu ülkeyi 22 yıldır yöneten AKP'dir. Yalnız da değildir. İşbirliği yaptığı paydaşlarına bir bakarsak yalnız olmadığının da görürüz. AKP; Türkiye’de sermaye sınıfının emek sömürüsünü sürdürebilmesi adına, bu şeriat ve hilafet istemlerine karşı durmayacağını da iyi biliyor., AKP; sermaye sınıfının bu dinselleşmeyle sendikasız, grevsiz, yurttaşlık bilincinden yoksun, haklarının farkında olmayan insan tipini kendisinin sağlayacağını bildiğini de biliyor. Buna engel olmanın tek yolu vardır. O da laik, demokrat, sosyal, en yüce değer olan insandan ve onun haklarından yana olan cumhuriyetimizi ve devrimlerimizi korumak ve kollamaktır. Bu; en temel görevimizdir... Bu en temel görevimizin bilinci ve sorumluluğuyla, bu kara yobazları, bu şeriat ve hilafet yanlılarının karşısında yıkılamaz bir kale gibi, dimdik durmaktır. Hasan Arslan