Cengiz Topel, 2 Eylül 1934’te Trabzonlu Hakkı Bey ve Mebuse Hanım’ın dört çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya geldi. Diğer kardeşlerinin adları: Turgut, Oğuz ve Mürüvvet’tir. Aile, aslen Trabzon’un Çaykara ilçesinin Derindere köyünden Topaloğulları’ndandır. Derindere köyü, Çaykara’nın Bayburt sınırına en yakın yerleşim yerlerinden biri. Denizden yüksekliği, 2220 metre... Kar yağdığında dünyayla ilişkisi kesilir. Yaşam oldukça zordur doğa koşulları nedeniyle. Bu nedenle Derindere halkının yaşamın olumsuzluklarına karşı direnci yüksektir. Onlar zorlukları aşmak için var olmuş gibidir.
Şehidimiz Topel’in babası Hakkı Bey, Sarıkamış Savaşı’na katılır. Burada yaralanır. Donmamak ve düşmana görünmemek için şehitlerin bedenleri arasına saklanır. Biraz kendine geldikten sonra bulunduğu yerden çıkıp yürümeye başlar. Günlerce yürür köyüne dönmek için. Kaç gün yürüdüğü bilinmez. Bir gece yarısı köydeki evinin kapısını çalar. Ağabeyi Ahmet Efendi ve ailenin diğer üyelerini, bu dağ köyünde gece yarısı kapılarının çalınması biraz da olsa kaygılandırıp korkutur. Hakkı Bey’i yaralı ve bitkin bir durumda karşılarında görünce şaşkınlıkla karışık bir sevinçle onu karşılarlar. Hakkı Bey’in üzerindeki giysiler paramparçadır. Günlerce doğru düzgün beslenemediği için bitkindir. Salgın sayrılık nedeniyle hemen giysileri çıkartılıp yakılır. Çünkü savaş yıllarında ölümcül tifüs salgını özellikle askerler arasında kol geziyordu. Sonrasında Allah ne verdiyse sofraya getirilip karnı doyurulur.
Hakkı Bey, sağlığı düzelince ağabeyi Ahmet Efendi’ye köyden gideceğini söyler. Cebine üç beş kuruş koyarak ayrılır çok sevdiği memleketinden. Yolu Kocaeli’ne düşer. Orada hısımları Ahmet Koç vardır. Onun konuğu olur. O da ona boş gezmesin diye berber çıraklığı işini önerir. Hemen kolları sıvayıp işe başlar. Çok geçmeden bir subay kızı olan Mebuse Hanım’la tanışır. İçine sevi odu düşer. Subay baba, Sarıkamış gazisini üzmez ve kızını ona verir. Elendikten sonra Tekel’e girer. Sonrasında tütün eksperi olur. Anadolu’nun farklı yerlerinde görev yapar Hakkı Bey. Bu nedenle Cengiz Topel, Bandırma’da başladığı ilköğrenimini Gönen’de sürdürür. İlkokulu, Kadıköy İlkokulu’nda bitirir. Babası, 1943’te sonsuzluğa göçer. Sonrasında Kadıköy Yel değirmeni Ortaokulu’ndan mezun olur. Ardından eğitimini Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu’nda tamamlar.
Türkiye, Kıbrıs’ta başlayan Erenköy Direnişi’ne havadan müdahale etme kararı alır. Bunun üzerine 8 Ağustos 1964’te Cengiz Topel, Hava Kuvvetleri’mizin F 100’lerle yaptığı dörtlü kol uçuşunun lideri olarak soydaşlarımıza destek için havalanır. Amaç, Gemikonağı Limanı’nda bulunan Rum gemisini vurmaktır. Topel, uçağıyla dalış yapar Rum gemisine. Bu sırada yerden ateş açılır ve uçağı vurulur. Düşmekte olan uçağından paraşütle atlayıp sağ olarak kurtulur. Türk yerleşim yerleri olan Gaziveren, Elye ve Çamlıköy arasında yer alan Rum köyü Peristeronari (Bugünkü adı Cengizköy) yakınlarına iner. Cengiz Topel’i kurtarmak için Türk tarafı girişimde bulunduysa da bu, başarılı olamadı. Türkiye, Topel’i geri istedi Rumlardan, yoksa intikam saldırıları yapacağını söyledi.
Cengiz Topel, yakalandı Rumlarca. Önce kurşunla vurulup sonrasında işkencelerden geçirildi. İşkencelerin hastanelerde yapıldığının savlanması çok düşündürücü. Onu ülkemiz aleyhine radyoda konuşturmak için akıl almaz ve insanlık dışı eziyetler yapıldı. Sonunda bu vahşete dayanamayıp yaşamdan koparıldı. O, tüm işkencelere karşın Türkiye’yi zor durumda bırakacak tek bir sözcük bile konuşmadı. Rum tarafı, 9 Ağustos’ta can verdiğini açıkladı. Cansız bedeni, Türkiye’ye teslim edildiğinde tanınmaz durumdaydı. Otopsisini yapan Türk Doktoru Zihni Uzman’ın “Gördüklerim karşısında günlerce ağladım. Vücudunun bütün organlarında işkence izleri vardı. Yara, kırık ve ezikler doluydu” sözleri Rum vahşetinin boyutunu anlamak için yeterli sanırım.
Lefkoşe Genel Hastanesi’nde yapılan otopsi raporundan: “Sol gözü çıkarılmış. Edep yerleri zilmiş ve her iki kolunun pazusu matkapla delinmiş. Kafasının sol yanına bir beton çivisi çakılmış. Boğazından göbeğine dek göğsü yarılmış. Akciğeri ve kalbi noksan, yarım ya da yok.” Bu anlatılanlar bile Rum vahşetinin ne denli acımasız olduğunu göstermekte. Bize uygarlık dersi verenlerin nasıl insanlık dışı bir acımasızlık duygusu taşıdığını burada belirtmeliyim. Şehidimizin aziz bedeni Edirnekapı’daki Sakızağacı Hava Şehitliği’nde yurt topraklarında sonsuzlukla buluştu.
Cengiz Topel’in adı, yurdumuzun dört bir yanında okullara, caddelere verildi. Onun adı yaşatılıyor her yanda. Ancak babasının doğup büyüdüğü Çaykara^da ve doğduğunda nüfusuna kayıtlı bulunduğu Of ilçesinde adının bir cadde ya da eğitim kurumunda olmaması yürek acıtan bir durum. Cengiz Topel’in adı, özellikle Trabzon’da daha çok öne çıkarılıp yaşatılmalı.
Şehidimizin babasının doğup büyüdüğü Derindere köyünde anıtı yapılacak yerdeşlerince. Bu, övgüye değer… Derindere Sosyal Yardımlaşma, Dayanışma, Güzelleştirme ve Geliştirme Derneği Başkanı Sayın Hayrettin Birkan ve Köy Muhtarı Fikret Birkan’ı bu girişimlerinden ötürü kutluyorum. Ayrıca Cengiz Topel’in dede-baba evini müzeye dönüştürme gayreti içinde bulunan amcasının torunu Mehmet Topel’e, bu konuda gerekli yardımların ilgililerce yapılması en büyük dileğim.
Kore’de sonsuzluğa göçen Havacı Muzaffer Erdönmez’den sonra Hava Kuvvetlerimizin ikinci şehidi olan Cengiz Topel’i şehadete vararak aramızdan ayrılışının 62. yılında sevgi, saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Adil Hacıömeroğlu


Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…