Türkiye Cumhuriyeti’nin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati; Fransa’da gözlerinden ışıklar saçarak Fransız iş adamlarına: ‘’Bir problem yaşadığınızda bize hemen ulaşırsınız. En sevmediğim konu, yatırımcılara zorluk çıkaran mevzuat ya da bürokrasidir.  ‘’Hep beraber kavga edelim, bürokrasiyi alaşağı ederiz. Arkamızda Cumhurbaşkanımız var! Bir gecede hepsini değiştirir!’’ Derken, kendi kalitesini değil, AKP iktidarının ülkeyi getirdiği seviyeyi vurguluyordu.  Nebati; ‘’Bizde, hukuk, yasa, demokrasi, devletin itibarı, devlet geleneğinin kıymeti harbiyesi yoktur! Sadece Cumhurbaşkanının buyrukları geçerlidir!’’ Derken gaf yapmıyordu. Liyakatin değil çıkarların tarafındaki; Bahçeli- Perinçek-Fesli Deli Kadir’in-tescilli Atatürk Düşmanı DİB Başkanının- FETÖ artıkları nın- Ahlaksızlıklarını din örtüsüyle örtmeye çalışan Tarikatların bile yeterli olmadığını gördükleri için, ‘’denize düşen yılana sarılır’’ sözünü anımsatan: Yolsuzlukların, faili meçhul cinayetlerin hesabını vermemiş Tansu Çiller’den medet umacak duruma düşerek iktidarının geldiği ibretlik durumun itirafçılığını yapıyordu.  Laik, Demokrat Hukuk Devleti Türkiye’nin, bir ailece, ilkel kabilelerde bile görülmeyen bir ucube sistemle Yönetilmesi için iktidara getirilen Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Siyasi İslamcı AKP’nin ülkeyi getirdiği düzeyi vurguluyordu.  ABD’de Samuel Huntington ’un ‘’Medeniyetler Çatışması’’ , Graham Fuller’in Yeni Türkiye çalışması yanında; Almanya’da İstihbaratçı Prof. Udo Steinbach ’ın Almanya’da sığınmacı-Yeşiller Partisi ve Schröder’in desteği ile AKP’nin AB’nin rolü önemliydi. (* 1)  Laik, Atatürkçü Hukuk Devleti modelinden çıkıp bir Ortadoğu ülkesi olarak Siyasal İslamcı Teokratik bir devlet modeline geçmesi çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan Türkiye’yi ilan ediyordu. Türkiye’nin Atatürk Devrimlerinin öncülüğünde, bilimi yol gösterici olarak benimseyip, Batılı-Laik-Demokrat bir Hukuk Devleti çizgisinde başarılı olması yanında: Mazlum Ülkelere yeraltı zenginlikleri olan Üçüncü Dünya Ülkelerine model olma tehlikesi arttığı için: Mutlaka Türkiye’de Siyasal İslamist bir rejim getirilmeliydi. Erbakan’ın ABD karşıtı olması nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Milli Görüş çizgisini terk ederek yeni bir Siyasal İslamcı Lider olarak hazırlanıyordu. (** 2) Siyasal yasaklı olmasına rağmen ABD’nin Erdoğan liderliğinde ısrarcı olmasının nedeni başlarda pek anlaşılamıyordu. ABD’nin iki gizli kozu vardı: Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli… Bu iki siyasi figür, yıllar sonra Erdoğan’ın gizli müttefiki olduğu ortaya çıktığında ‘’atı alan Üsküdar’ı geçmiş’’, Erdoğan ABD’nin öngördüğü biçimde iktidara gelmişti. Baykal, Erdoğan’ı başbakan yapmıştı ama, Erdoğan, FETÖ iş birliği ile hazırlanan kasetle Baykal’ı saf dışı bırakmıştı. Erdoğan ve AKP ABD’nin Türkiye’de BOP Projesi elemanı olarak ile Irak’ta, Libya’da, Mısır’da Suriye’de Müslüman katline katkı sağlamakta kalmamış, Müslümanları katleden ABD askerlerine dualar etmişti. Bunlarla yetinmemiş, beş milyonu aşkın Suriyeli sığınmacıyı hem ileride oy gereksiniminde kullanmak hem de Avrupa’nın insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırım yapmasını engellemek için rehin olarak kullanmakta. Türkiye’yi, Emperyalizmin istediği noktaya getirmek için ülkenin kamu fabrikalarını kelepir fiyatına yandaşlarına satmış, tarım alanlarını taş ocağı, yandaşlara arazi için zeytin ağaçlarını yok etmişti. Dünya’da ürün bakımından kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye, samanı Bulgaristan’dan, ayçiçeğini Ukrayna’dan almak zorunda kalan ülke durumuna düştü. Ülkenin Telekom’unu, Limanlarını, değerli arazilerini Katar Emirine parsel parsel sattı. Mafya babaları, ahlak yoksunu tarikat şeyhleri, halkın parasıyla, beslenir oldu. Çocukları, damatları ile devlet binalarına, belediye gelirlerine el koymayı alışkanlık edindiler. ABD’nin ve Putin’in azarlamalarına, aşağılamasına ses çıkaramazken, içeride kadın-erkek gazeteciye, muhaliflere, seksen-doksan yaşını aşmış emekli generallere acımasız oldu. Ülke sanki Mezat’a çıkarılmış devlet konumuna getirildi. Yirmi yılın sonunda muhalefet sağcısı solcusu bir araya gelerek Yerel Yönetim Seçimlerinde AKP’nin kullanım tarihinin dolduğunu, seçmene inandırmayı başarmıştı. Erdoğan, yolun sonunun göründüğünü anlayınca, parti militanlığından savcı ve hakimliğe atanan yargıyı, eski mafya elemanlarını, Afganistan’dan getirilen ABD uşaklarını ve yine Öcalan’ı devreye sokacaktır. Ama nafile. Muhalefet işi ciddiye alırsa bize de: Korkunun ecele yararı yoktur! Atasözünü söylemek düşer…. Yıldız AKALIN ( * 1 ) 25 Nisan 2021 yılındaki Emperyalizmin Hedefindeki Türkiye makalem Richard Perle, Paul Henze, Graham Fuller, Henry Barkey Samuel P.Huntington, Alman İstihbaratçı Prof. Udo Steinbach.   (**2 Yeşillerden SPD’ye geçen Schröder’in desteklediği Ozan Ceyhun, SPD içerisinde 17-25 Aralık Rüşvet skandalında bakanlıktan alınan Egemen Bağış ile AKP-SPD yakınlaşmasını sağlamışlardı.