Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın zamanda TV’ye demeç verirken uyuyakaldığı, yürümekte zorlandığı günlerin ardından, şimdi vatandaşlara beslenme öğütleri vermeye başladı: ‘’Yatarken, kaliteli manda yoğurduna Medine hurması doğrarım, kestane balı ve yulaf ezmesi katarım’’. derken, Emine Hanım vatandaşlara ‘’sofralarda yemek porsiyonlarını küçültün’’ uyarısı yapıyordu. Recep Tayyip Erdoğan, çocukluk ve gençlik yıllarında çektiği yoksulluğu, siyasete atıldıktan sonra da değişmeyeceğini bir TV programında, parmağındaki yüzüğü göstererek şu garantiyi vermişti: ‘’Eğer bu parmağımdaki yüzükten başka servetim olursa bilin ki Recep Tayyip Erdoğan çalmıştır!’’  Mal varlığını açıklama zorunluluğu nedeniyle aşırı bir servet artırımı ortaya çıkınca nedenini: ‘’Oğlu Burak’a düğününde takılan 26 milyar TL değerindeki altınları borç olarak aldığını’’ söylemişti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, oğlunun düğününde elektrik ve su sayacındaki rakamları alarak düğünden sonra elektrik ve su parasını maaşından ödemişti de Fatih Altaylı köşesinde eleştirmişti. Aradan çok zaman geçmeden, WikiLeaks belgelerinde: Erdoğan ve Baykal’ın İsviçre Bankalarında serveti olduğu açıkladığında Baykal, İsviçre devletine başvurarak bankadaki hesabının açıklanmasını istedi. Aynı tavır Erdoğan’dan istenince Erdoğan ‘’kanıtlayın’’ restini çekti. Hesap sahibi resmi başvuru yapmazsa hesap açıklanamaz kuralını gereği, kimse kanıtlayamadı. İsviçre’de hesabı varken açıklama yapılsaydı T.C. ’nin itibarı düşebilirdi. Erdoğan itibarı ülkenin itibarı saydığı için muhalefette üzerine pek gitmedi! Atatürk, döneminde 1926 yılında Kayseri’de kurulan Uçak Fabrikasında 1930 yılında beş ayrı tipte 134 uçak imal edilmekle kalmamış, Hollanda’ya uçak ihraç edilmişti. Bu uçaklardan bir tanesi İran Şahına hediye edilmişti. Hem de karşılık almadan… DP Parti döneminde ABD’nin etkisiyle uçak fabrikası kapatıldı. Erdoğan döneminde programa alınan yerli uçak, yerli otomobil, yerli uzay aracı yapma vaatleri yerine getirilemeyince, itibar kaybı imajı yaratılmaması için imdada Katar Emiri girdi. Katar Emiri ‘’Uçan Saray’ı’’ Erdoğan’a vererek, Merkel’i, Macron’u, Johnson’u, hatta Trump’u kıskançlıktan çatır çatır çatlatacak bir itibar kazandırmıştı. Erdoğan’da bu kıyağın altında kalmayarak Tank-Palet Fabrikasını babasının malı gibi Katar’a veriverdi. Erdoğan, dünyayı kıskandırmak için arada tüm aile ile uçan sarayla İtibar gösterisi yapmakta. İsmet İnönü devlet bütçesinde 4 lira kayıp parayı bulmak için maliyenin bütün üst düzeyi ile saatlerce araştırarak bulmasına sevinmesi ile devletin itibarını düşürdüğünü nereden bilsin. Halbuki, Asrın Lideri Erdoğan döneminde bir gecede 128 Milyar Doların buharlaştırılması Sarayın itibarı hanesine yazılmıştı. AKP’lilere göre aslında İsmet Paşa Asker Kaçağı idi! Atatürk’ün Yalova’daki basit ahşap köşkünü tehdit eden ağacın kesilmemesi için köşkü kaydırtmıştı. Erdoğan ise, Atatürk Orman Çiftliğinde Atatürk’ün vasiyetine rağmen, yargı kararına rağmen binlerce ağacı kestirerek hem şahsına hem de ülkenin itibarına yakışır 1150 odalı Külliye yaptırmıştı. Böylesine lüks sarayda Atatürk’ün yediği : etsiz kuru fasulye, pilav, bazan etli bamya yiyecek değildi. Erdoğan, Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde), Efuli (Liçi meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma Suyu ile devletin İtibarını korumuştu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ABD’ de Washington’da lüks bir otelde eşi ile akşam yemeği için lokanta yerine kaldıkları odaya iki sandviç istiyorlar. Getirilen sandviçlerin büyük olması nedeniyle yarısını ertesi gün yemek için buz dolabına koymuştular. Erdoğan ise özel uçağı ile bir dış ülkeye giderken eşi yanında çocuklarını, damatlarını ve parti yöneticilerini eşleriyle birlikte devlet kesesinden en lüks otellerde yedirip içtirerek kendi itibarı yanında Türkiye’nin zenginliği karşısında ABD yöneticilerini kıskandırıyordu. Tek Parti döneminde başbakan Şükrü Saraçoğlu, oğlu ile Fener Bahçe maçlarına gidince Stadyumda kendi protokol kapısından stada girerken oğlu, sıraya girip bilet alarak diğer seyirciler arasında maç izliyordu. Erdoğan her zaman yaptığı gibi Özbekistan gezisinde eşi, çocukları, bakanlar parti yöneticiler ve çocuklarıyla, Protokolün en önünde oğul Bilal, arkasında bakanlar saygıyla Erdoğan’ın Bilal’i Özbekistan Başkanı’na tanıştırmıştı. Devlet itibarı kadar, Aile itibarı önemli. Zavallı İnönü’nün çocukları, değil bir ülkeye götürülmek, protokolün semtine yaklaşamazlardı.(* 1 )  Durup dururken şöyle açıklama ortaya saçıldı: ‘’AKP’yi ABD kurdurdu!’’ Bu itirafı, yapan Bay Kemal değil Erdoğan’a şems aşkı ile aşık olan Ethem Sancak çıktı… İtibar yerle bir!  Yıldız AKALIN (* 1) 2. Dünya Savaşında Fransa’da parası biten Erdal İnönü, annesinden para ister. Kendi parası olsa bile döviz göndermek için kararname ile İnönü’nün imzası gerekiyordu. Mevhibe Hanım, İsmet İnönü’nün tavrını bildiğinden konuyu Başbakan Saraçoğlu’na açıyor. Saraçoğlu, bir sürü kararname arasına 500 Frank havale izninin kararnamesini araya sıkıştırıyor. İnönü, kararnameleri imzalarken, kararnameyi fark ediyor, ayırıyor. Sonra, Saraçoğlu’na: ‘’Sakın bir daha bu hatayı yapma!’’ Ben de üzülüyorum, oğlumu da çok seviyorum. Ama millet karne ile ekmek alırken ben oğluma döviz gönderemem. Çalışsın parasını kazansın’’ der.   Erdal İnönü yaşasaydı, Bilal Erdoğan’ı kıskanır mıydı? İsmet İnönü yaşasaydı, pişman olur muydu? Yanıtla mısınız?