Neredeeeeen nereye mi? Kadına; Avrupa'nın pek çok ülkesinden önce, seçme ve seçilme hakkını tanıyan cumhurbaşkanından, “Düşünün, Dolmabahçe'deki Bezm-i Alem Camii!'nin içinde bu eşkıyalar, bu teröristler, bira şişeleriyle, bira kutularıyla, adeta caminin içini pisletmişti. Bunlar böyle! Bunlar çürük! Bunlar sürtük! Bunlar için ulu mabed nedir, ne değildir, öyle bir şey yok!” diyen cumhura başkana... Az gittik! Uz gittik! Dere, tepe düz gittik! Altı ay, bir güz gittik! 100 yıl sonra, arkamıza dönüp bir de baktık ki; bir arpa boyu kadar bile yol gidememişiz. Şu sözler de onun ağzından çıkanlar: İsrail dölü, Ulan ahlâksızlar, Adiler, Cibilliyetsiz, Zürriyetsiz, Tezek, Çamur, Mankafa, Alçak, Af edersin Ermeni, Çapulcular, Şerefsiz, Edepsiz, Geri zekâlı, Soysuz, Rezil, Ölü sevici, İki ayyaş, Eşkıya, Mezarlık soyguncusu, Haşhaşîler, Nebbaşlar, Terbiyesiz herif, vb, vb, vb... Bu lafları ben söyleseydim, inanınız olsun, rahmetli anam ağzıma Hatay/Samandağ’ı biberi sürer, rahmetli Ayşe Yengem beni şalvarının içine atardı. Bu tür sövgülerine şimdiye değin, nedendir bilinmez, sinkaflı sözcükleri, sözleri eklemedi. Yapsaydı, ben şaşırmazdım. Lafları ayinesidir kişinin diye düşünürdüm. Dilimizde “Özürü kabahatinden büyük” diye bir söz var bizim. Bakın kendisini nasıl savunmuş:

"Milletimizin diliyle konuştuk, kimseden alacak ahlâk dersimiz yok!"

Bireh! Bireh! Bireh! Bizim Adanalılar; “Deliannının Allahı!...” demişlerdir bu savunmaya! Savunmasını şöyle sürdürmüş: "Biz Gezi olaylarında sergiledikleri tutuma yakışan teşhisi koyduk. Biz hep milletimizin diliyle konuştuk. Milletimiz bu vandalları nasıl tanımlıyorsa biz de öyle dedik. „ Beyimiz milleti de küfürbaz bir millet olarak nitelediğinin farkında mıdır sizce? Sanmam! Bir kez daha sallamış. İşkembe-i kübradan hem de... „Zulüm 1453’te başladı.“ diyesilermiş Geziciler. Bu sözü ben il kez duyuyorum. Bilmem sizden daha önce duyanlar var mı? Bu sözü savunmasına ya da suçlamasına dayanak yaparak; “Bu ifadelerin arkasında sen varsın. Örgütünüzün elemanları bunları yazarken sesiniz çıkmadı. Sen Beşiktaş’tan Taksim’e kadar yürüdün. Caminin içini bira kutularıyla sizin takımınız kirletti. Bunları yaptınız. Sizin böyle bir maneviyat, dini değerlere saygı, öyle bir anlayışınız yok, ama istismar var. İstismarı çok iyi yapıyorsunuz. Bundan sonra o da yutmayacak, o da tutmayacak. Atatürk Kültür Merkezi’ne Gezi olaylarında malum teröristlerin pankartlarını siz astınız. Ben buradan milletime sesleniyorum. Bu ülkeyi terör örgütlerine biz asla peşkeş çekmeyeceğiz. Geçenlerde 3 tane sözde milletvekili, Şehitler Köprüsü’nde pankart astı. Polislerimize vurmaya kalkanlar olmuştur. Bunlar malum partinin parlamentodaki uzantılarının ta kendisi. Bu milletin polisine el kaldırandan milletvekili olmaz. Bunların parlamentoda da yeri olmaz. Bunların da parlamentodan silinip atılmasının adımlarının atılması lâzım.” demiş partisinin Kızılcahamam toplantısında. Ona ters düşen her kişi terörist, onun hoşuna gitmeyen her eylem, her etkinlik terör... “Geçenlerde...” sözcüğüyle başladığı son tümcesi egemenliğin kayıtsız, koşulsuz kendisinde olduğuna olan inancının dışavurumudur işin gerçeği. Milletin iradesi mi? Geçiniz! Milletin iradesi yok! Şahsımın iradesi var! „Vandala vandal, haine hain, çapulcuya çapulcu demekten geri durmayacağız. Bizim kadınlara alçakça hakaret eden belediye başkanlarını koruyanlardan alacak ahlâk dersimiz yoktur. Şehit bacısına küfürler savuran terbiyesizlerden öğrenecek saygı dersimiz de yoktur. Buradan tüm kardeşlerime sesleniyorum. Hadlerini bildirmek milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Gücünü milletinden değil, ülkesine yönelen namlulardan alanlara meydanı bırakmadık, bırakmayacağız. Daha gerçekte kim olduklarını, cumhurbaşkanı adayını belirleyemeyenlere, seçimden sonra ne yapacaklarını anlatamayanlara milletimiz itibar etmez. Ahlâklı, sorumlu siyaset yapmak konusunda bunların hiçbiri AK Parti’nin eline su dökemez." Ben; “Kem söz sahibine aittir!” diyor ve Cumhura başkanın bu sözlerini değerlendirme işini size bırakıyorum.