Silahların susması önemli bir başlangıçtır; asıl  hoşnut olmayı ortaya çıkaracak olan: Eşit  sosyal-siyasal haklar, özgürlükler ve insanca yaşam koşulları içinde halkların  birlikte kardeşçe üç yaşayabilme ortamının oluşmasıdır.

Türkiye’de uzun yıllardır süren çatışma döneminin ardından yeni bir eşiğe gelmiştir. “Terörsüz Türkiye” başlığıyla yürütülen süreçte hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilerek yasalaşmıştır. (TBMM)

Bu gelişme, can kayıplarının sona ermesi ve toplumun çatışma ikliminden uzaklaşması açısından önemlidir. Barışın tüm yönleriyle güçlendirilerek kalıcılaştırılmasısın sağlanması için her vatandaşa sorumluluk düşüyor.

Barış yalnızca silahların susması değildir

Silahların susması tek başına toplumsal barışı yaratmaz. Kalıcı barış; demokrasi, adalet, eşit yurttaşlık, insanca yaşam ve sosyal devletin güçlendirilmesiyle mümkündür. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler, bölgesel eşitsizlikler ve siyasal haklardaki sınırlamalar devam ettiği sürece çatışma zeminini besleyen koşullar da varlığını sürdürür.

Mesela: Yalnızca güvenlik meselesi  değildir.

Asıl mesele: Toplumsal, sosyal, siyasal ve ekonomik bir dönüşümdür.

TBMM’deki tartışmaların güvenlik eksenine sıkışmaması gerekiyordu. Türkiye’nin temel sorunu yalnızca silahlı örgüt meselesi değil, Demokratik laik cumhuriyetin inşasıdır.

Süreç yalnızca silah bırakma ve hukuki düzenlemelerle sınırlı kalmamalı; demokratik hak ve özgürlükleri genişleten bir çerçeveye kavuşmalıdır.

Eşit yurttaşlık ve birlikte yaşam

Türkiye’nin ihtiyacı, farklılıkları tehdit olarak gören anlayışın aşılmasıdır. Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkes ve tüm halklar; inançları ve kültürleriyle bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır.

Gerçek birlik, eşit haklar, karşılıklı hoşgörü ve dayanışma temelinde kurulabilir. Ayrışmayı besleyen değil, ortak yaşamı güçlendiren bir toplumsal düzen gereklidir

Eğitim ve kültürel haklar

Kalıcı barışın temeli eğitimdir. Eğitim sistemi çoğulcu, bilimsel ve özgürleştirici olmalıdır. Kürtlerin ve diğer halkların tarihi ve kültürü doğru ve kapsayıcı biçimde öğretilmelidir.

● Parasız ve nitelikli eğitim

● Özerk üniversiteler

● Bilimsel ve demokratik müfredat

bunlar yalnızca eğitim politikası değil, aynı zamanda toplumsal barışın temelidir.

Ekonomik adalet olmadan barış olmaz

Toplumsal bütünleşme, ekonomik eşitlik olmadan mümkün değildir. Gelir adaletsizliği ve bölgesel eşitsizlikler büyüdükçe toplumsal gerilim de artar.

Bu nedenle:

● Vergi sistemi adil hale getirilmeli

● Dolaylı vergilerin yükü azaltılmalı

● Kamu kaynakları üretime ve sosyal hizmetlere yönlendirilmelidir

● Bölgesel kalkınma programları güçlendirilmelidir

Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere geri bırakılmış bölgelerde istihdam yaratılmalı, kamu yatırımları artırılmalı ve yerel üretim desteklenmelidir.

Kültürel haklar

Kürtçe ve diğer dillerin  özgürce kullanılabilmesi, ortak yurttaşlığı zayıflatmaz; aksine güçlendirir. Dil ve kültür üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması demokratikleşmenin bir gereğidir.

Aynı şekilde, kayyım uygulamaları gibi yerel iradeyi zedeleyen müdahaleler sona erdirilmeli, yerel demokrasi güçlendirilmelidir.

Sosyal devletin sorumluluğu

Barışın toplumsal karşılığı insanların günlük yaşamında hissedilmelidir. İşsizlik, yoksulluk, yüksek kiralar ve sağlık-eğitim maliyetleri çözülmeden toplumsal huzur sağlanamaz.

Bu nedenle sosyal devlet:

● Parasız, bilimsel özerk  eğitim

● iş güvencesi  ve işçi güvenliği

● Emeklilik güvencesi

● Kamusal konut politikası

● Ücretsiz güçlü  sağlık hizmeti

gibi temel alanlarda sorumluluk üstlenmelidir.

Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi

Kalıcı barış için demokratik haklar güvence altına alınmalıdır:

● İfade ve basın özgürlüğü

● Örgütlenme ve sendikal haklar

● Adil yargılanma

● Sosyal siyasal hak ve özgürlükler

● Mevcut partiler yasası değiştirilerek; her vatandaşın aday olma ve seçilme  hakkının sağlanmadı

Sonuç olarak: 

TBMM’nin attığı adım, çatışmasız bir dönemin kapısını aralayabilir. Bu yalnızca başlangıçtır.

Türkiye’nin önünde iki yol:

1- Ya eşitsizliklerin sürdüğü bir düzen

2- Ya da adaletin, özgürlüğün ve sosyal hakların güçlendiği demokratik bir ülke.

Gerçek barış, yalnızca silahların susmasıyla değil, toplumsal adaletin kurulmasıyla mümkündür.

Terörsüz Türkiye bir başlangıçtır; fakat yeterli değildir.
Kalıcı barış, ancak eşitlikçi, demokratik ve sosyal bir toplumsal düzenle mümkündür.

Hadi hayırlısı…